Nefretin Dili

15.01.2013 15:19:43
A+ A-

 

 

Nefretin dini yok ama dili var. Bu dili analiz etmezsek, görmezden gelirsek beklenmedik anda bizi hedef alıp gafil avlayabilir hatta avlıyor.

 

Ötekiyi bir küme içine alıp, ismine cismine bakmadan hedef haline getirmek; genelleme yapıp, hepsinin defterini dürmeye niyet etmek çok büyük bir zalimlik. Bunun ne kadar çirkin olduğunu bu topraklar defalarca öğrendi. Başına çarpıla çarpıla anılarına kazındı. Gelen Moğol istilasında Moğol olmamak, Timur karşısında Sivaslı olmak işte budur.

 

Bunları bildiğimiz halde yine yakın tarihte defalarca aynı formülü sınadık. Şark'taki olaylardan, kadına yapılan eziyete, eşcinseli tanımamaktan, azınlıkları dışlamaya kadar defalarca aynı sonuca ulaştık.

 

Hoşumuza gitmeyen şeyler çoktur. Bu hoşa gitmeyen olguyu ortadan kaldırmak yerine, bunu besleyen bireylerin zararını dilemek, ötekileştirmektir. En hafifi "benden uzak olsunlar"la başlar. Medyadaki haberlere kadar da uzar. Ardında yetimler ve mazlumları, zalimler ve münafıkları bırakır, biter. Evet, biter. Zulüm devam etmez. Lakin insan unutmayıp olayı devam ettirmeye ve mazlumların intikamı adı altında başka bir ötekileştirme ile yine öfkesine, sivri zekasına hatta şeytana esir olur. Ahirette hakkını alacak bir alacaklı iken dünyada onu zalimin yakını olan masumlardan tahsile çalışan bir başka zalim olur çıkar.

 

Din namına Müslümanların yanında durmak benim için güzeldi en başta... Ama Filistinlilerin fırlattığı roketlerin çarşı pazardaki çocukları vurması bu güzelliği çirkinlik yaptı. Haklı dava, haksız hale geliyordu. Zalim kim ise onu engellemek gerek. "Hiçbir şey yapmayacak mıyız? Ulan gavur! Al sana bomba!" deyip sallarsak, öbür tarafta nasıl bir haklılığımız olacak ki?

 

Medyadaki haberler çoğu kere bizi taraf tutmaya yöneltiyor. Oysa cümle aralarını iyi okursanız Stalinci yada Şii bir mücadelenin, Yahudi ya da Vahhabi bir terörize hareket ile aynı kafada hareket ettiğini anlıyorum. İsimler değişiyor, sonuçtaki zulüm değişmiyor. rus tankları ve ezilen macarlar, ıraklı şiiler ve yakılan eşcinseller, israilliler ve filistinliler, malinin vahhabi evlatları ve silinen tarihleri... yerde, evlatlarının bedeni başında ağlayan kadınlar...

 

Herhangi bir kimlik adına ben komşumun ölümünü istemeli miyim? Bireysel suçu yokken sırf taşıdığı bir kimlik namına birilerinin yok olmasını dilemeli miyim? 

 

İnancım böyle demiyor. Birisinin hatası ile yakını cezalandırılmaz ayet belirttiği, akıl algıladığı, adalet emrettiği halde, gaza gelip taraf tutabiliyorum. Taraf tutup ümit eden kendi ümidini analiz etmekle mükelleftir. Yoksa bir tarafa taraftar olup, o tarafın zulmünü hoş gören, zulme şerik olur. Zalimin kendini müdafaa edemeyeceği o dehşetli hesap gününde ben zalimin yanında olmak istemiyorum. O sebeple doğru tarafta durmak lazım.

 

Doğru tarafta durmak için de "öteki" dediğim yani benimle aynı kimlikleri paylaşmayan bireylerle nasıl geçineceğimi çözmem lazım. Sadece birey olarak değil çevremle beraber ortak bir insani tavır geliştirmem lazım. Dini inancımın paradigmaları olan ayetlere uygun, sünnet-i seniyyeye muvafık bir algı lazım. Ancak böylece inandığım gibi yaşadığımı hissedebileceğim. Ancak böyle huzurlu olabileceğim. Ancak böylece benim paylaşımlarım değerli olabilecek. benim kıymetim olabilecek. Ben kıymetli olabilmem için yanımdaki her dini, milli, cinsel ve siyasi kimlikten insanın kıymeti olması gerekiyor. 

 

Çevremdeki insan, samimi doğrularını benle paylaşırsa ben onu gerçekten tanıyıp kıymet verebilirim. Yoksa gerçekler örtülür. İnsani bağlar örtülür. İman örtülür. Küfür bir örtüdür ki, imanı örter ve görülmez. Sonrasında görülmez bağların baskısı ve anlayamadığım çözemediğim zulümler olmaya başlar. Artık iş buraya geldiğinde yardım yerini ihanete, ihlas yerini nifaka bırakmış olur.

 

İşte o zaman akıbette yalnız başına kalmak, hedef olmak budur. Kardeşliğin kazanılması için henüz vakit varken nefretin dediğini anlamalı, nefretten nefret etmeli, düşmanlık duygusuna düşmanlık etmeli, "öteki" ile anlaşabilmelidir. Bu vatana bu yakışır.

 

İşte o zaman tüm dünyaya söylenilecek bir söz bulunmuş olur.

 

İşte o zaman, başarı geçici değil ebedi olur...

 

Vatanımın kendine yakışanı başarabilmesi umuduyla...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

Neredeyse Aynı Düşünüyoruz -

Yazınızın özellikle son bölümünü çok beğendim.İnsanların birbirine karşı nefret eder durumda iken nedenlerini birbirlerine kesinlikle açıklamalılar bence de.Devlet olaylarında(Filisitin-İsrail problemi) sivil insanlar ölmeden bu işin yapılabilmesi biraz zor ama bu hümanist görüşümüzün haklı insanların,toplumların ve devletlerin kendi haklarını da cesurca savunarak yayılmasını diliyorum.

0 0
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.