Öcalan İle Görüşmek, Avantajdır

18.04.2013 16:26:47
A+ A-

 

Bu Barış Süreci’nde, şuanda muhatap alınması gereken/sağlıklı olan Öcalan mıdır?

Bana göre, evet, Öcalan’dır.

Ki bu şuan itibariyle, sorunun çözülmesi noktasında da en etkili ve doğru tercihin de yine Öcalan olduğunu düşünüyorum.

Öcalan, 30 yıllık bir terör örgütünün lideridir. Ancak bunun 14 yılını yoldaşlarından ve davasından uzak, tutsak olarak metruk bir adada hükümlüdür/mahkûm olarak tutulmaktadır.

Yani Öcalan, bir örgüt lideri ve bu liderlik süresinin yarısını da, egemen gücün/karşı koyduğu tarafın elinde, tutsak bir şekilde yürütmektedir/yürütmeye çalışmaktadır.

Öcalan’ın bu liderliğiyle ilgili olarak, herkes,“Öcalan'ın, geçekten bu liderliği daha hâlâ devam ediyor mu? Öcalan, örgüt üzerinde daha hâlâ etili olan birinci kişi midir…?” şeklinde birçok şey söyledi.

Tâ ki 12 Eylül 2012’de başlayan, ölüm oruçlarının son bulmasına kadar…

Eylül’de, KCK tutuklularınca “Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin kaldırılması ve Kürtçenin kamusal alanda kullanılması”na yönelik olarak, cezaevlerinde başlayan ölüm oruçları başladı.

Bu ölüm oruçlarının sona ermesi için, birçok kişi ya da oluşum devreye girmiş olduğu halde, kimse bunu engellemediği gibi, bu süreç gittikçe de daha tehlikeli bir hal almaya başladı.

Bu durum karşısında hem hükümet, hem de toplumun büyük bir kısmı, son derece rahatsız ve huzursuzdu.  Çünkü, Allah muhafaza, ölümle sonuçlanacak olan olası bir durum, önü alınamayacak bir facianın başlangıcı demekti. Kimse de bunun izahını yapamazdı.

Ancak birçok çabaya rağmen ne yazık ki, bu sürecin 68 güne çıkmasına kimse engel olamadı, buna güç yettiremedi.

Hükümet ise, bu duruma daha fazla sabredemedi ve sonuca dayalı çözümler aramaya başladı. Ve hemen, Öcalan’ın kardeşini, İmralı’ya gönderdi. Bu durumu Öcalan, durdurabilir mi diye?

Hükümetin bu hamlesi, başarılı olsa da olmasa da, her halükarda hükümetin işine yarayacak bir hamleydi. Çünkü eğer başarılı olursa, ölüm oruçları sona ermiş olacak ve böylece olası toplumsal bir kaosun önüne geçilmiş olacaktı. Yok eğer, başarısız olursa, Öcanlan’ın örgüt üzerindeki etkisi çok açık bir şekilde test edilmiş olacak ve bu da, bundan sonrası için hükümetin önüne yeni hamleler yapma fırsatı verecekti/bu sorunun çözülmesi için devlete yeni yol haritaları ortaya koyma tercihini verecekti.

Evet, Öcalan’ın kardeşi uzunca bir zaman sonra gittiği İmralı’dan döndü ve hapisteki Öcalan’ın ağzından, açlık grevindeki tutuklu ve hükümlülere hitaben “Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce bu açlık grevine son verin!” dedi.

Ve bu açıklamanın hemen akabinde ise cezaevlerinden peş peşe gelen “Falanca cezaevinde greve son verildi”  şeklindeki haberler…

Herkes şaşırdı… Nasıl olur da bu adam, mevcut konumuyla bu örgütün üzerinde daha hâlâ bu kadar etkili olabiliyor? Nasıl olur da, bu örgüt, tutsak olan bu adamı bu kadar daha hâlâ koşulsuz şartsız tek lider olarak kabul ediyor?

Olacak şey gibi değildi.

Ama oldu…

Yani, Öcalan, örgüt üzerinde son derece etkiliydi ve örgüt de onu daha hâlâ tek lider olarak görüyordu.

Ve hükümet de böylece, yaptığı tercihin ilk semeresini de almış oldu.

 Öyle ya da böyle…

Ama lider…

Hem de, devletin elinde olan “bu kadar etkili” bir lider…

 ...

1999-2004 geri çekilme aşamasında yapılan onca öngörüsüzlük, Habur Faciası, Oslo görüşmeleri acemiliği ve bizim bilmediğimiz daha bir sürü deneme yanılma süreci…

Tüm bunlara rağmen,“Madem olmuyor, bizim bu sorunu oturup, tam ve doğru bir şekilde düşünmemiz gerekiyor.”

Evet, aynen de öyle yapıldı.

Oturuldu ve enine boyuna düşünerek, çalışma ve araştırmalar yaparak, sağlıklı bir yol haritası ortaya konuldu/konulmaya çalışıldı.

Bunun bir neticesi olarak da devlet, elindeki liderle çeşitli görüşmeler yaptı, onu dinledi.

Dün ne diyordu, bugün ne dediğine baktı.

Amaç ve gayesini dinledi.

Beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz; ama dinledi.

Çünkü bu sorunun artık bir an önce çözülmesi gerekiyordu.

Bunun için de bazı adımlar atmak gerekiyordu artık:

“Madem ortada dökülen bir kan var ve kan döken taraflardan birinin lideri elimde,

Doğaldır ki ben de sorunun bir diğer tarafıyım/muhatabı benim. Öyleyse ben oturup bununla konuşurum. Hem bu yol ve yöntem benim için çok daha yapıcı ve etkili olur…”

“Çünkü, eğer sorun çözülecekse, bu, ancak ilgili taraflarla konuşularak halledilebilir.

Yoksa, bu sorunun arabulucuymuş, gözlemci devletmiş gibi dışarıdan müdahalelerle halledileceği yoktu, olamazdı da zaten.

Evet, görüşeceksem, elimde bulunan Öcalan’la görüşmem lazım!

Çünkü örgüt lideri bende ve kimsenin kendisine dışarıdan etki etmesi pek mümkün değil!

Yani birçok şey benim kontrolümde!

Hele de örgüt üzerinde bu kadar etkili ve sorunun çözümü için de bu kadar makul konuşuyorken…

İki taraf olarak oturur, ortak bir noktada buluşuruz.

Tabi bunu da, işin insan faktörünü, tam ve doğru bir şekilde yerli yerine koyarak yapmalıyız.

Yani burada, bu insanlar “Canım sıkıldı, haydi dağa çıkıp adam öldürme oyunu oynayalım! Bakalım kim kaç kişi öldürecek…” şeklinde, öyle bir çırpıda dağa çıkmadıkları gibi,

“Yok, ben bunaldım! Havalar soğudu, sırtım ağırdı, aşkım, gülüm bensiz yatamıyor…” şeklindeki bir bahaneyle de, öyle çar çabuk dağdan inmeyeceklerdir elbette.

Çünkü insan bu! Öyle bir çırpıda bukelamon olup çıkacak değiller…

 Doğru ya da yanlış, beğenirsiniz ya da beğenmezsiniz; ama 30 yıldır peşinden gittikleri bir davaları, bir yolları var. Bunun için de bunun öyle bir çırpıda bırakılması da öyle kolay olmasa gerek.

Ancak buna karşın ortada kanayan bir yara var ve yine her iki tarafın da kendine göre haklı nedenleri var.  

Onun için de biraz daha gerçekçi olmamız gerekiyor/gerekiyordu. Bunun için de tıpkı olması gerektiği gibi biraz zamana yayılması gerekiyordu.

Ama sabırla, ama itidalle, ama doğru adımlarla…”

İşte bu minvalde oturulup aklıselim ve sağduyulu bir yaklaşımla bir program belirlendi.

Evet, işte bu süreç bu şekilde başladı ve gördüğümüz kadarıyla da devam ediyor.

Dilerim çok daha sağlıklı ve doğru bir şekilde ilerler.

Yani, Öcanlan’la görüşmek, dezavantaj değil; bilakis avantajdır. Tabi eğer gerçekten sorun çözülmek isteniyorsa ve süreç ferasetli bir şekilde ilerletilmeye çalışılırsa.

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.