Ölmek İstemeyen Bir Türk Gencinin Savaş Çığırtkanlarına Açık Mektubudur

11.05.2013 17:28:39
A+ A-

 

Tüm savaş çığırtkanlarına;

Bu mektup size. Sağda solda "Savaş! Kan! Ölüm! Öç! İntikam! Katliam!" diye bağıran o pek mübarek kan tüccarlarına. Şu memleket üzerinde akan bunca insan kanına doymamış vampirlere. Binlerce Türk ve Kürt gencinin kanından sayfa sayfa konuşmalar, tomar tomar paralar elde eden milyon yüzlü sahtekârlara. Evet, size! Ta kendinize!

Ben bir gencin, sizin kazanmak için hiçbir çaba sarf etmediğiniz hâlde övündüğünüz bir millettenim. Evet, ben bir Türk genciyim. Sizin fikirlerinizle çelişirsem nasıl Türk olurum ama? Bilemem. Sizler benim Kürtlüğümü mü bırakırsınız, iktidar yalakalığımı mı? Hem ben on beş yaşında çocuğum nasıl olsa, birilerinin gazına gelip konuşurum. Ama bildiğim bir şey var, pek Yeşilçamsı bir ifadeyle: "Ben sizin bildiğiniz Türklerden değilim!"

Ben savaş istemiyorum, sizin aksinize. Bilakis şu doğurgan toprağın beslediği doğurgan analarının çocuklarının yirmisinde düşmemesini istiyorum o doğurgan toprağa. Ben kan istemiyorum, sizin aksinize. O gencecik çocuklar şuh kahkahalar atsınlar da tükürükler saçsınlar etrafa istiyorum. Ben ölüm istemiyorum, sizin aksinize. Bir ömür istiyorum ki menekşeler arasında. Anasını satayım, hiç olmazsa bir hayat istiyorum, yarısından evvel kesilmiş ve bir meçhûl uğruna can vermiş gençler görmek istemiyorum. Bunu bana çok görmeyin en azından.

Devletiniz de, milletiniz de, bayrağınız da, adınız da, sanınız da, ecdadınız da sizin olsun! Eğer bu kutsallık izafe ettiğiniz kavramlar birilerinin ölmesine neden oluyorsa. Eğer bu kavramların biri, birkaçı yahut hepsi gencecik çocukları toprağa gönderme hakkını ellerinde bulunduruyorsa, bin sitem hepsine, bin lânet cümlesine!  "Ama nasıl olur! Gerekirse ölmeli vatan uğruna, devlet uğruna, millet uğruna, bayrak uğruna!" dediğinizi duyar gibiyim. Varın tekrarlayın siz bu klişelerinizi.

Beyler! Siz vatan, devlet, millet, bayrak diyerek yirmi yaşındaki çocukları ölüme gönderme hakkını kendinizde görüyor olabilirsiniz ama analar ölüme gönderme hakkını kabul etmiyor. Çünkü savaş iğrenç, fazla iğrenç, rezilce iğrenç. Hele bir hiç uğruna olunca!

Beyler! Sorarım size. I. Dünya Savaşı sırasında Filistin Cephesi'nde ölenlerin kaçının adını söyleyebilirsiniz bana? Hiç? Bir tane bile mi? Evet. Sizin gözünüzde değersiz onlar, değersiz! Ancak 'mübarek şehitlerimiz' diye hariçten gazel okumayı bilirsiniz. Yüreğiniz yanmamışsa bir evlat acısıyla, nasıl böylesine savaş taraftarı olabilirsiniz?

Beyler! Sizin gibi "Analar ağlamasın!" deyip de hemen akabinde ellerinde bayraklar ve bozkurt resimleriyle meydanlara doluşup "Savaş! Savaş!" diye bağırıp, dış kapının dış mandalı olmaktan öteye geçemeyen sözde barış hakikatte dövüş yandaşı olmadıkları için mi bu kadar çullandınız akil adamların üzerine? Sadece "Biz barış istiyoruz. Artık bir şeyler yapma zamanıdır!" dedikleri için mi bu kadar nefret ettiniz altmış üç tane barış sözcüsünden? Tahammülsüzlüğün ve barışa düşmanlığın bu kadarı!

Beyler! İşitiyorum dediklerinizi. Satırlar kurşungeçirmez lakin sesleri aktarır müellife, bilir misiniz bilmem ama böyledir bu kaide. Aynen şöyle diyorsunuz: "Barış, ha? Barışmış! Onlar ellerini kollarını sallaya sallaya gidecekler mi? Ama bu ya korkaklık ya delilik!"

Evet, pek kıymetsiz savaş çığırtkanları ve harp borazancıbaşıları! Size inat, yaşasın korkaklık ve delilik! Daha doğrusu, bir tek onlar yaşayabilecek. (Celine ustaya selâmlar)

Beyler! Size sesleniyorum. Siz kendinizde beni ölüme gönderme hakkını görebilirsiniz! Ama ben ölmek istemiyorum! Bütün bir Türkiye savaşa gitse de, ben gitmeyeceğim! Haklı olan benim. Ben öl ? me ? ye ? ce ? ğim! 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUMLAR

GERÇEKÇİ -

Gerçekleri haykıran yüreğinize sağlık

0 3
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.