Ölüsü bile inkar edilen bir halk: KÜRTLER

06.08.2013 00:15:12
A+ A-

 

Suriye'de yaşanan soykırım bize Kürtlerin sadece dünya coğrafyasında ve kamoyunda inkar edilmediğini gösterdi. Konu Kürt olunca kapitalist zihniyet Kürtlerin ölümünü bile inkar etmekten geri durmuyor. Kürtler, Suriye'de kapitalist sistemin çarkı için Suriye'ye yerleşen Hizbullah çetesinin bölgede yaptığı insanlık dışı saldırılarına karşı meşru savunmasını yaparken, hükümet, Türkiye'den bölgeye gönderilmek istenen insani yardımlara karşı sınır kapıları kapatmakla bu çetelere destek olmakla kalmayıp, Suriye'ye yardım götürmek isteyen halka da insanlık dışı muamelelerle engellemeye çalışıyor.

Kürtlere karşı yapılan bu kirli oyunları sadece seçim dönemlerinde Kürtlerden oy almak için ,'' Kürt benim kardeşimdir, onların sorunu benim sorunumdur.'' diyen AKP hükümeti yapmıyor, konu Kürt olunca bütün dünya bu insanlık dışı olaylara sessiz ve seyirci konumuna geçiyor. Hükümetin ve dünya siyasetinin Kürtlere olan bu insanlık dışı yaklaşımın empati yoksunluğuna bağlayamayız; çünkü empatik bir yaklaşım beklediğimiz kişilerde önce insanlığın ve tarafsız bir duygudaşlığı aramamız gerek.

Rojava'da yaşananları dünya basınında ve dünya siyasetinde dile gelmemesi ve bu vahşetlere karşı hala ciddi bir adımın atılmaması, Kürtlerin sessiz bir soykırıma sürüklenmeye çalışıldığı gerçeğini bize gösteriyor. Ölüleri, acıları, katliamları, soykırımları yarıştırıp sahiplenen kapitalist zihniyetler, konu Kürtler olunca yaşanan bu insanlık dışı davranışları dile getirmekten bile aciz düşüyorlar. Hatta bu muameleler karşısında Kürtleri ve toplumu kendi içindeki mikro kültürel zenginlikleri kültürel ayrıştırıcı bir biçimde topluma empoze ederek toplumun ortak sorunlara bireysel yaklaşmasına zemin hazırlıyor.

Son günlerde muhafazakar kesimin, Sünni kesimin, liberal kesimin ve ülkenin diğer kesimlerinin bu vahşetler karşısında toplu bir tepkide bulunmamasının nedeni, kapitalist sistemin bizim kültürel zenginliklerimizi birbirimize karşı ayrıştırıcı bir pozisyona dönüştürmesindendir.

Kapitalist sistem bu ayrıştırıcı kültürü itoplumlara o kadar yerleştirmiş ki artık toplumlar olaylara insani tepkisini vermeden önce, sorun yaşayan ve mağdur olan kesimin rengine, ırkına, kültürüne, ideolojisine ve çıkara bakar oldu. Bu yaklaşım, toplumla iç içe olan bütün kurumlara yaerleştirildi. Artık Siyasi dil ve ülke basını olaylara,'' Bizim halkımız mı yoksa diğer halk mı, bizim adamımız mı yoksa başkasının adamı mı, bizim kültürümüz mu yoksa başka kültür mu...' gibi bir düşünceyle bu trajedik olaylara yaklaşıyorlar. Bu yaklaşım belli bir süre sonra zihinlerde örtük bir ırkçılığa ve bölünmüşlüğün yeşermesine neden oluyor.

Bugün camilerde toplumun büyük bir kısmı dini araç olarak kullanıp masum insanlara saldıran hizbullah çeteleri için dua etmeleri, toplanmaları ve haksız bir şekilde Suriye'nin Kürt bölgesine işgale kalkışan el nasır çetesine cihad adıyla katılmaları, içimizdeki bilinçli olarak oluşturulan mikro bölünmelerin ve kapitalist sistemin ortaya attığı olayların oluşturacağı toplumsal tahribatı düşünmeden, her şeyi din gözüyle yaklaştığımız gerçekliğin sonucudur. Bu aynı zamanda dini, toplum olarak gerçek anlamda bilmediğimizi ve dinin bazı gurupların çıkarları için kullandıklarını fark etmediğimizi de gösteriyor.

Suriye'de yaşanan vahşete artık taraflı bir şekilde yaklaşmanın Ortadoğü'da oluşturmaya çalıştığımız modern kardeşlik hedefimize kar getirmeyeceğinin farkına varmalıyız. Suriye'deki vahşet ortamından kaçıp Kürt bölgesine yerleşen yüzlerce Sünni, Türk, Süryani, Arap ve Hıristiyan kesim var. Soruna insancıl ve yaşanan acılara tarafsız bakıp, mazlum kesimlere sahiplenmek gerek.

Sessizliğe bürünen Türk- Kürt sanatçılara, bana dokunmayan yılan bin yaşasın konumunda olan siyasetçilere(Barzani; CHP, AKP ve MHP içindeki Kürt kardeşlerim diyen, barış diyen, bir bütünüz diyen milletvekilleri.), hükümet politikalarını öve öve bitiremeyen ve doğruyu yazan yazarları kovan medya kuruluşlarına, tam olarak bu toplumsal soruna sahiplenmeyen STK'lara bu gerçekliği görünceye kadar bu sorunları haykırmalıyız.

Eğer gerçekten ülkede barışın olmasını istiyorsak, Ceylanpınarda BDP ve DTK'yı yanlız bırakmamalıyız. Bütün imkanlarımızla Rojava'daki olaylara tepkimizi koymalıyız, özellikle Kürtler üzerinden oy alarak kılimalı odalarında bekleyen AKP ve CHP milletvekilleri, gerçekten kürtlere barışı getirmek istiyorsanız Ankarada barışın gelmesini beklemeyin, önce yanıbaşınızda barış ve yardım haykıran Rojava halkına koşmanız gerek.

Bu görüntüler, Rojavada yaşanan katliamlardan sadece biri....

 

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.