Ötekileştirdiklerimiz

24.09.2013 10:24:38
A+ A-

Yıllardır tartışılan bir konu, gerçekten bir "Kürt Sorunu" var mı? Bir çok siyasetçi bu konuya farklı baktı. Bir kısmı çıktı "Evet, Kürt sorunu vardır" dedi, bir kısım çıktı "Kürt sorunu yoktur, Terör sorunu vardır" dedi. İlk bakışta her iki görüşün de haklı olduğu taraflar var. Benim bugün yazacağım yazı ise devletin sorunundan ziyade, vatandaşların kafasındaki Kürt sorunu.

Size şuan kendinize karşı dürüst olmanızı rica ediyorum. Günün herhangi bir saatinde, gece ya da gündüz fark etmez, kaldırımda yürüyorsunuz ve size doğru gelen, kürtçe konuşan, esmer tenli 2 vatandaş görüyorsunuz, tepkiniz ne oluyor? Karşı kaldırıma geçmeyi düşünüyor musunuz yoksa yanlarından hiçbir tereddüt yaşamadan geçip gidebiliyor musunuz? 

2.'sini yapabilenlerdenseniz sizi gerçekten tebrik ederim, kafanızdaki bir çok ön yargıyı aşmış durumdasınız, ancak bunu yapamayanların çoğunlukta olduğunu tahmin ediyorum. Maalesef yıllardır tüm esmer tenli vatandaşların sözüm ona temsilcisi konumunda olan terör örgütü yüzünden bizde bir korku, bir ön yargı oluştu. Bunun doğru olmadığını bilsek de sanki bütün Kürt'ler PKK yandaşıymış, sempatizanıymış gibi davranıyoruz. İşte barışın gelebilmesi için vatandaşın kafasındaki bu imajın değişmesi gerekiyor ve bu değişim için de mücadele gerekiyor.

Ancak bu mücadele tek taraflı olmamalı. Çünkü bu ön yargı, bu korku kendi kendine oluşmadı. Kürt siyasetçiler oturmuş, Hükümet adım atsın da atsın diye bekliyorlar. Sürekli "Türk'ler bizi hor görüyor, Türk'ler bize kötü davranıyor" diyorlar. Ancak kendileri bu hor görmeyi değiştirecek, bu imajı değiştirecek hiçbir adım atmıyorlar. Hala terör örgütüyle el ele bir imaj çiziliyor. Kürt siyasetçiler Türkiye'de kalıcı ve sürdürülebilir bir barış istiyorlarsa öncelikle bu imajı silmeleri gerekiyor. Ancak şu durumda görüyoruz ki hala Türk halkı tehdit ediliyor, hala Türk hükümeti tehdit ediliyor ve bu şekilde sonuca varılacağı sanılıyor. Ne yazık!

Hükümet tarafında da sıkıntılar var elbet ancak onların da hareket alanı kısıtlı. Vatandaş huzursuz, hatta hükümete sonuna kadar bağlı oy tabanı bile huzursuz. Süreçte PKK'nın prim yapmasından, Öcalan'ın sürecin devamını sağlayan etmen olarak gözüküyor olmasından memnun değiller. Bu da somut adımlar atma konusunda hükümeti zor duruma sokuyor. Bu da bizi yine konumuza döndürüyor, vatandaşın kafasındaki imaj.

Eğer vatandaş Kürt vatandaşlara karşı kafasındaki ön yargıları ve korkuları atabilirse, eğer Kürt siyasetçiler bunu sağlayabilirse, süreç sürdürülebilir ve başarılı olur. Aksi takdirde liderlere bağlı bir süreç olur ve kurumsallaşamaz. Bir sonraki lider/hükümet ilişkiler bozabilir ve tüm bu kazanımlar boşa gidebilir. Bu yüzden sürecin kurumsallaşması ve sürdürülebilir olması çok önemli. 

Benim bu konuda gördüğüm tek çıkış yolu, Millet'in kafasında mimlenmiş olan bazı Kürt siyasetçilerin pasif rol almaları. Elbette kendi iç dinamiklerinden dolayı tamamen çekilemezler. Özellikle medya karşısında Gülten Kışanak ya da Sırrı Sakık görününce insanların canı sıkılıyor. Bu tarz mimli siyasetçilerin yerine Sırrı Süreyya gibi daha sempatik isimler vatandaşın önüne çıkarsa sanıyorum süreç başarılı olabilir ve insanların kafasındaki imajda değişiklik olabilir.

Barış'ı herkes ister, ancak gerekli şartları herkes sağlayamaz. Siyasi aktörlerimizin bu şartları sağlayabilmesi dileklerimle..



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.