ÖZGÜRLÜK YAŞAMIN MUTLULUĞUDUR-4-

01.12.2013 07:27:49
A+ A-

İnsanın insan üzerinde tahakkümü insanın köleleştirilmesinden günümüze kadar insanoğlunun en büyük problemidir. Siyasetin bu tahakküm eden ve tahakküm edilenlerin ilişkileri üzerinde tesis edildiğini söylersek yanlış olmaz. Tahakküm durup dururken gerçekleşmiyor.

Tahakküm canlıların içgüdüsel bir istemi olabileceği gibi, bu tercihin yoğunluğuyla tahakkümüm bir sınıf hâkimiyet sistemine dönüşmesi de mümkündür.

Tahakkümün getirisi olmadığında gerçekleşmesi mümkün değildir.

İşgücünün değer kazanıp onu sömürme istemi ortaya çıkmadan irade gaspı veya fiziki olarak bireyin tutsaklığının oluşması gerçekleşmez. Aynı zamanda diğer canlılardan farklı olarak insanın insana musallat olduğu görülmektedir.

Bireyin tahakkümde tutulması ile toplumların tahakkümde tutulması aynı özelliklere sahiptir. Sadece biri tekildir, diğeri bir topum olarak kabile veya ulus olabilir. Kürdistan bir ulus olarak inanç üzerinden Arap kültürü tutsağı, siyaset üzerinden iradesi gasp edilmiş olup fiili olarak da bu halkın ülkesi işgal edilerek sömürgeleştirilip tutsak edilmiştir.

Politika bu tahakküm içgüdüselliğin neden olduğu tahakküm talebiyle buna karşı tahakküme hedef olan toplumun verdiği karşılıkta siyasal çizgiler belirir. Bu durumlar en düşük sayıda oluşan bir grupta dahi olabiliyor, bununla bağlantılı olarak ülkeler düzeyinde acılara neden olabilecek şekilde ortaya çıkıyor.

Kuzey Kürdistan da sömürge toplum olarak sömürgeci Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tahakkümünde kalması için egemen erk akla hayale gelmeyen oyunlar oynadı. Bunu inançsal yöntemlerle gerçekleştirdiği zaman toplumların ruhsal durumları yüzyıllarca sürede bozulmalara neden olur.

Türkiye’de politikada öne çıkan aktörlerin, kalemlerin, politik aktörlerin ancak Türkiye’nin yaptığı ayarlarla öne çıktıklarını görmemek için kör olmak gerekiyor. TC devlet olarak kendi kalemlerinin tüm köşe bucaklara aydın sıfatıyla yönlendirirken, Kürt aydınlarını bir taraftan mahalle kabadayılarının baskısına alıyordu, diğer taraftan ya kendisi ya da Kürt tetikçilerinin kurşunlarına hedef ettiriyordu.

Yani Türkiye kendisi için bol miktarda cilalı boyalı yapay aydın kalemler yaratırken Kürt aydınları mahalle kabadayılarına yenik düşürülüyordu. Kürdistan’da ölümü göze alarak özgür irade ile kendi duruşunu belirlemiş Kürd aydınları kurşunlara hedef olmayı göze almıştır. Devletin Kürtleri aydınsız bırakma çabaları başarıya ulaştı.

Köylü zihniyeti tahrik edilerek Kürt aydınları hiçleştirildi. Diğer taraftan devlet kendi Kürdlerini yaratırken inançlar üzerinden gericiliği geliştirdi. İcazetli Kürt siyaseti yaratılarak secdeci tipler yaratılırken vicdanlı Kürt aydınları kurşunlara hedef olurdu.

Bu koşullarda Kürd toplumunun genç dinamikleri tüketiliyordu. Özgürlük Mücadelesine dahil olması gereken yeni nesil belirsizliklerde ve istihbarat örgütlerinin manevra alanlarında kuşkuculuğa sürüklenerek etkisizleştiriliyordu. TC Ortadoğu dengelerinin Kürtlerin lehine geliştiğini görünce ne bayramdır ne seyrandır enişte bizi neden öptü” demeye başladık.

Demokrasi, barış, kardeşlik balonları havada uçmaya başladı. Bu Osmanlı mezarlığında bu ne bayram bu ne seyran! Çocuklar hep çikolata ile aldatılır. TC barış balonlarını elimize tutuşturarak büyük çoğunluğu Kuzey Kürdistan coğrafyasında yaşayan Kürtleri aldatmaya çalışıyor. Bu aldatmada kimler nemalandırılacak bilmiyoruz.

Bu koşullar gösteriyor ki Kürt toplumu tek merkezden kontrol altına alabilmek için bir kalıba sokulmaya çalışılıyor. Mustafa Kemal  siyasetinin de tüm taktikleri çeşitli oyunlarla başarıya ulaşırken bu başarı Kürtler için katliam, gözyaşı ve acı olmuştu. Şimdi TC’nin barış oyunu başarıya ulaşırsa ve Kuzey Kürtlerini yanına almayı başarırsa tüm parçalarda yaşayan Kürtlerin zor duruma düşeceği muhakkaktır.

Özgürlük konusunu işlerken Kürdlerin özgür olabilecek koşulların Misak-i Millici siyaset laboratuarı yapımı Kürt-adamlar tarafından engellenmesine çalışılıyor. Deneyimli TC devletinin yönlendirmesinde gerçekleştirilen taktikler şimdilik adım adım TC’nin lehine gelişirken Kürtleri oyalayıp ilgilerini başka tarafa çekme taktikleri de başarılı gibi gözüküyor.

Peki bölge dengelerini bozmaya çalışan şımarık Türkiye Cumhuriyeti Devleti rahat hareket etmeye devam edebilecek mi? Ortadoğu dengelerini bozmaya çalışan Türkiye’nin rahatça akıncı atlarını koşturmak istemesi öyle kolay değil, ancak bunu ileride göreceğiz!

Malum erkek siyasetin tozu ve dumanı içinde Kürd kadının özgürlük simgeleri olan üç kadının hedef seçilmesi bu Osmanlı oyunbazları yüzsüzlüğüne denk geliyordu. TC ile direkt veya dolaylı ilişkisi olan bu cinayeti TC kendi lehine çevirmesi için hiçbir zorluk çekmeyecek. Atılacak sloganlar bile TC’nin lehine bir tutkal olması bile düşünülebilir.

İnsanları öldürüp onların ölüm tepkilerinden yaralanmak kadar büyük utanmazlık olamaz. Anadolu’yu insansızlaştırıp yerine yeniçeri neslini yerleştirmek için Ermeni soykırımını da bu şekilde yapmışlardı.

İnsanlardan başka hangi canlı kendi soyuna karşı bu denli düşmandır! Bazı canlıların dikkat çekici durumları vardır. Bütün diğer canlılarda istikrarlı yaşam vardır. İnsanlar her canlıdan birer almış olduğu özellikler vardır sanki! Balıklar hafıza darlığı ve büyük balığın küçük balığa yaşam hakkı tanımama özellikleri insanlarda da mevcuttur.

Öldürme yetenekleri olan canlılar başta olmak üzere, insanlar tarafından her canlıdan bazı özellikler alındığı göze çarpıyor. İnsanın Bilo ile Maho ağa tiplemelerinde olduğu gibi defalarca üst üste aldatılabilme zafiyeti oluşuna balık hafızalı denmektedir. Aynı şekilde büyük güçlü insanın güçsüz küçük insana yaşam hakkı tanımaması balıklara bu hususta da benzediğini göstermektedir.

İnsana kötü örnek olan bazı parçalayıcı canavarların insana kötü örnek olması da hesaba katılması gerekir. Bu yüzden ”insanın ilk öğretmenleri hayvanlardır “ şeklinde fikir beyan edenler haklı çıkıyor.

Uçmasını kuşlardan, yüzmesini balıklardan avcılığı, pusuyu tilkilerden, tazılardan öğrenen insanın geçirdiği evrimle farklılaşacağı iddialarımızın gerçekleşmesi için duacıyız sadece. Parçalayıcı kurtları, aslanları, sırtlanları, çakalları, leş kartallarını kendine öğretmen veya simge yapanlara hiç yakıştırmıyorsak dayandığımız insani bir mantıktandır.

O zaman biz diyoruz ki: Özgürlük bir yaşam biçimidir ve insanlaşmakla mümkündür. Özgürlüklerin önündeki tüm Kemalist tuzaklardan kurtulmak gerekiyor.

Osmanlı mezarlığının enkazı üzerinde kurulan Kemalist sistemin ismi faşizmdir. Kürtler bu lanetlik sistemle saldırmazlık anlaşmaları yapabilir ama teslimiyeti özgürlüğe vurulan ölümcül darbe olarak kabul ediyoruz.

 

Kani Yado

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.