Paslı Sessizlik!

11.12.2013 16:37:09
A+ A-

Her dağ içinde şiir taşır denize ve her dağı şair taşır sırtında denize.

Yırtıldı gök ve yağmaya başladı acı. Sözün hükmü kalır mı artık? Bir anlamı var mıdır hüzünlü şarkıların, melankolik şiirlerin? Dağ dağ büyürken cesetlerin ayak izleri ve birer nehir olmuşken annelerin gözyaşları Kürdistan‘da, hangi tektonik çukur doldurabilir sözümüzün yankısını. Hangi muşamba saklar genç ölülerin sakallarındaki pası. Hangi katır taşıyabilir dağlı öfkemizi ve hangi ‘kaçak’ sevebilir soğuk zindan duvarlarını.

Daha koltuk altları bile kokmayan genç adamlar sınır boylarında, kendi meridyenlerinde küçücük mezarlar arıyorlar. Büyük buhranla başlamış ve bir cumhuriyetlik ömrü olan bir mevzu değil buBir kilo mazot bir litre tütün bir karton çay mevzusu değil. Dörde bölünük kara bahtlı bir kara parçasının kendi toprağında, başkasının sınırlarında göçebe bir med-cezirin karın ağrısı bu!  Sözünü hep ertelemiş yığınların üşengeçliği, ‘belki bu sefer düzelir’ meramına inanmak; biraz susmak, beklemek ve öldükçe bir küfür ile geçiştirmektir bu yazgının ederi. Netice olarak ‘bazı mezarlar diğerlerinden küçük olur’ hepsi bu!

Mayınlar döşenik acılar karıyoruz. Gök gürlüyor. Ortasından yırtılıyor gece. Ölenlerden biri mutlaka çoban ve birileri mutlaka ‘on para etmez’ parmaklarını sallaya sallaya biata çağırıyor. Mutlaka ensemizde başkasının elleri ve kapısından kovuluyoruz çoktan bitmesi gereken bir savaşın. Peygamber saklayan bir coğrafya çarmıha geriliyor ve tüm çocuklar köylü bir ayaklanmanın Tupac Amura‘sı.

Bültenler son dakikalık ölümler geçerken, ömrümüz azalıyor ve büyümüyor öfkemizin çeperi. Diş bileye bileye sözümüz çürüyor ve dile gelmiyor içimizdeki lal. Toprak damlı evlerimiz ka(n)r kaçırıyor gözümüze, yıkılmıyor tapınaklarımız. Bastığımız toprak kayıyor altımızdan, kalkmıyor başımız secdeden.

Ey anlamını yitiren şiir, ey küfre bulanmış iman, ey çukur, ey kazan, ey vadi, ey sınır, ey içinde isyan saklayan şehir, ey dağa sırtını dönmüş deniz, ey a(i)mana gelmez iktidar, ey günahkarların tanrısı, ey beli kırılmaz yığın suskunluk senin de yıkılır kalen! Yıkılır zindan duvarları ve yırtar bendini bu sessizlik. Ölüm çağırıyor şehirleri. Az zaman sonra ‘kardeş’ bir ayaklanma bastıracak öldüren, tutuklayan, işkence eden, umursamayan, tepeden bakan iktidarınızı. Az zaman sonra akrep yelkovanı geçecek ve son verilecek peygamber inzivalarına.


frdnferidun@gmail.com

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.