Pedofili, sübyana bakış ve Türkiye toplumunun bilinçaltı

15.04.2014 11:09:26
A+ A-

Türkiye'de pedofili yeni yeni dillendiriliyor, özellikle "çocuk gelinler" olgusunun çirkinliğinin seslendirildiği şu günlerde bunun pedofili, sübyancılık rahatsızlığı olduğu anlatılıyor...

Peki çocuklara yönelik cinsel istismar, tecavüz pedofili bir olayken yine çocuk yaştakilere duyulan aşk ve benzeri ilgi, alakalar ne boyutta ele alınmalı?

Türkiye toplumunda cinsel istismar, tecavüz ve özellikle zor yollarla gelin edilen kız çocukları olayları bir rahatsızlık oluşturabiliyor. Lakin bu rahatsızlık çoğu kez yüzeysel kalıyor çünkü toplumsal hafızamızda, bilinçaltımızda pedofili gibi bir tanım olmadığı gibi toplumun tarihi 'sübyancılık' ile dolu...

Öncelikle Osmanlı'yı ele almak gerekir ki (toplumun büyük bir kısmının kendisini ve Türkiye'yi Osmanlı devletinin bakiyesi olarak gördüğünü es geçmemek gerekir.)Hepimizin malumudur Osmanlı'da saraydan, halka oldukça yaygındı çocuk gelinler. Öyle ya çocuktan padişah olup devletin başına getirilebildiği bir devlet ve toplum anlayışında kız çocuklarının evlendirilmesi hayli hayli normaldir, tabi bunda Osmanlı'nın İslam etkisi altındaki idari yapısı ve Hilafet devleti olmasının payını düşünmek gerekir. İslam'da bunun yeri var mı yok mu tartışıla dursun İslam etkisinde olan devletlerde benzeri örnekler tüm normalliği ile halen sergilenmekte.

Osmanlı'yı bir kenara bırakırsak batı modernliğini baz alarak kurulan yeni devlet bu kültürü ne kadar modernleştirdi ve sübyancılığı kültürel değer olmaktan çıkarabildi?

Bu noktada 1936'da yazılan ve bestelenen şu meşhur şarkı gelir akıllara;

"yemeni bağlamış telli başına

zülüfleri düşmüş hilâl kaşına

henüz girmiş on üç-on dört yaşına

edâlı, işveli köylü güzeli."

Yıllar yılı batı modernitesi ile yayın yapan TRT radyolarında, TRT tv stüdyolarında söylenmiş bu nihavent şarkı köyünden, taşrasına, şehrine kadar on yıllarca eğlence ortamlarında hem kadını hem erkeği ile dillendirdiğimiz, dinlerken ve söylerken şu zamana değin gram hicap etmediğimiz şarkıdır. Bu şarkı, ülke insanının sübyancılık utancından zerre üzüntü ve hicap duymayışının ve nasıl bir toplumsal bilince sahip oluşumuzun şarkısıdır.

Arabesk yıllarının popüler isimlerinden Cengiz Kurtoğlu'nun "Liselim" şarkısını da çoğu kişi bilir, hiç bilmeyen dahi şarkının adını bilir ki şarkının adı bizzat sübyancılık içerir.

Bir diğer döneminin kendi alanında popüler ismi ise Burhan Çaçandır. Çoğumuz biliriz Çaçan yanık sesiyle aynı zamanda Ramazan ayının "ezan"cısıdır. Aynı Burhan Çaçan şöyle der liseli "fantezi"leriyle söylediği klip çektiği "Liseli" şarkısında;

"Liseli vardı ya ah o liseli 
Kısacık etekli dar elbiseli 
Liseli vardı ya ah o liseli" 

İşte bu şarkılar  ve daha birçoğu toplumun aynası olmakla birlikte toplumsal bilinçsizliğin ve duyarsızlığın yeniden örülmesinde isteyerek ya da istemeyerek rol oynamıştır...

Bununla birlikte bir de sinema ve tv tarihimizde yerini almış ve herkesçe çok beğenilmiş dizi ve sinema filmlerini ele alsak orada da bir abukluk olduğunu büyük bir çoğunluğunda lisede okuyan çocukların hepsinin yetişkinler hatta 30'larında olan yetişkinler tarafından tasvir edildiğini görürüz. Sübyancılğı önemsemeyen, 13-14 yaşlarındaki kız çocuklarına birer yetişkinmiş gibi "aşık" olan ilgi duyan bir erkek egemen topluma film serilerinde çocukları yetişkinmiş gibi tasvir etmenin bu duyarsızlığın yeniden örülmesinde kenarından köşesinden hatta kimi zaman çok daha büyük etkisi vardır...

 Bir toplum düşünün ki bakiyesi olduğunu savunduğu öncül devletinden, modernleşme iddiası ile oluşturulan devletinin resmi yayın organlarından, müzik, sinema gibi sanat eserlerine kadar her bir tarafında sübyancılık içeriği olsun... Ülkenin moderninden tutun da muhafazakarına kadar toplumun çoğunluğuna işlenmiş bir bilinçaltıdır bu duyarsızlık ve önemsememe hali...



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.