Puslu şehirdi bir zamanlar Hakkari...

31.01.2013 00:20:28
A+ A-

 

Sesler yankılanıyor, "Gitme" diyenler... "Kendine dikkat et" diyenler...
 

Ama kulaklarım kapanmış tüm olumsuzluklara. Biniyorum saat 13.00 sularında Ankara otogarından Van'a gidecek otobüse. Yol uzun biliyorum, yapacak, düşünecek belki de yazacak çok şey var seyahat boyunca. İlk farklılık otobüse bindiğimde muavininden ve yolcusundan başlayarak dikkatimi çekiyor ve o zaman anlıyorum işte bambaşka hikayelere tanık olacağımı, bambaşka bir diyara gidiyormuşum gibi hissediyor ve daha da hevesle ve heyecanla oturuyorum beni 20 saatlik yolculuğumda üzerinde taşıyacak olan koltuğuma... Çok kişi yer değiştiriyor yanımda, ama kimse konuşmuyor, ben mi çok yabancıyım onlara karşı ya da işte yolculuk anı diye boşvermek mi istiyorlar, bense takılmadan onlara devam ediyorum Hakkari'yi düşlemeye.

İlk izlenim önemli denilir ya hani, fazlasıyla iyiydi "Siz bizim misafirimizsiniz, bir sorun olmasın..." cümlesini kaç defa duydum hatırlamıyorum.. Belki dönüş yolunda yaşadıklarımla başlamış olsaydım bu yolculuğa, ben de korkarak girebilirdim o Hakkari kapısından, ama olmadı ya işte 3 saatlik çevirmede beklememiz, 3 kişinin kaçakçılıktan yakalanması, birisinin kaçması, bir teyzenin yolda babasının ölüm haberini almasıyla başlayan feryadı ve en önemli ayrıntı: Kürtler hep suçlu. Türk'üz diye valizlerimizin aranmasını geçtik neredeyse kimliklerimize bile bakılmayacaktı, ayrımcılık çoktan yapılmıştı. En acısı da buydu işte. Çabaladığımız da buydu ya, bu ayrımcılığa kardeşçe bitecek bir yol bulmak...

Amacımıza adım adım yaklaşıyorduk, Van'da bizi karşılayan Toplumsal Barış ekibiyle Hakkari yollarını aşındırırken, virajlı yolları aşarken, bir kazayla karşılaştık, ve bu kazadan o kadar şey öğrenmeye başlamıştım ki "Doğu" hakkında... Doğu halkı battaniyeye sarılmış insanlardan korkar, canları yanar çünkü onlar bazılarının Dobroski ismini taktığı Roboski katliamını hatırlar, ölümü düşünür, öldüğünü düşünür o canın ve içleri kan ağlar. Neyse ki o battaniye bu kez o kadar korkutucu olmadı ve yaşayan bir can çıktı ortaya herkes derin bir oh çekmişti. Bunun üzerine gelen Jandarma'dan öğrendiğim bir şey de vardı. Doğuda ambulanstan önce Jandarma gelirdi olay yerine.


Hakkari görünüyordu artık, medyanın o korkulu ve buğulu şehri... Kanayan yara, kanatan yaraydı. Öyle miydi gerçekten? Kanatan mıydı kanayan mıydı, henüz bir cevabım yoktu bu soruya bekleyip, düşünüp, dinleyip, öğrenip karar verecektim bu soruya. 13 günüm vardı çözüm bulmak için.

Dört duvarımızın askeriyeyle çevrili olduğu bir liseydi burası. Hakkari Atatürk Anadolu Lisesi, odalarımıza yerleşerek, tanışarak eğitimlerle geçirdik bir kaç günü. Halkla ilk kaynaşmamız bir kına gecesi ziyaretinde oldu. Öğrenmiştik daha önceden ama yaşamak farklıydı, Hakkari her şeyiyle ters bir şehirdi işte, halayıyla ters, lalesiyle ters ve en çok da ÖNYARGILARA ters bir şehirdi burası.

Burada her gün bomba patlamıyordu, her gün birileri ölmüyordu. Buradaki insanların dertleri başka başkaydı ama istedikleri tek şey vardı. Onlar da "İnsanca" yaşamak, "İNSAN" muamelesi görmek istiyordu, istedikleri  bir şey değildi, sadece oldukları şeyi yaşamak istiyorlardı gerçekten. Sizin kim olduğunuz, milletinizin ne olduğu önemli değildi onlar için, sizin insan olmanız onlar için yeterliydi bile. Hayatınızda görmediğiniz değeri bile görebilirdiniz burada. Kimliğiniz sorgulanmadan, düşüncelerinize önem verilerek baş tacı yapılmak nedir artık o kadar iyi biliyorum ki. Bunun için Hakkari halkına ne kadar minnet duysam az kalır.

Benim sokağımda, caddemde, şehrimde... Benim ülkemin batı şehirlerinde, sahil kesimlerinde, kuzeyinde güneyinde... Akrepler dolansa sokaklarında, elinde taramalılarla askerler dolansa yanıbaşlarında, her gün her saniye helikopterler havalansa, uçsa tepelerinde nasıl olurdu acaba bakışları, düşünceleri, korkuları ve sevinçleri de aynı olur mu ki? Sabah kalktıklarında akıllarına ilk gelen şey aynı olur mu yine? Aynı gözle bakarlar mı artık insanlara ve tüm bu durumlara rağmen yine insanca yaşayabilirler mi, herkese saygı ve sevgiyle yaklaşıp evlerine kadar misafir edebilirler mi onları? Hiç sanmıyorum desem, bilirim "hayır, ben yaparım, nereden biliyorsun ki" sözlerini duyar gibi oluyorum.. Ve ısrarla hayır diyorum. Bugün hangimiz bir kapıyı çaldığımızda, tanımadığımız bir kapıyı. İçeri buyur edilip en azından bir çay ikramıyla uğurlanıyoruz ki o evden... Hakkari de işte bunu yaşıyoruz, onlar sabahları hangi kahvaltıyı yapacaklarının, hangi tiyatroya, sinemaya gideceklerinin, arkadaşlarıyla hangi mekanda buluşacaklarının düşüncesiyle uyanmıyorlar, onlar acaba bugün ne olacak? Bugün kaç canı, kaç genci daha kaybedeceğiz ve kaç ana daha ağlayacak düşüncesiyle uyumuyorlar bile, onların sokaklarında akrepler, panzerler dolaşsa da, siz onlara zarar verecek bile olsanız, onlar tüm bu olumsuzluklara rağmen size evlerinin kapısını sonuna kadar açıyor, ellerinde olanın fazlasını size sunmaya hazırlanıyorlar... Onlar bunu yaparken bir amaç gözetmiyor, karşılık beklemiyor, sadece size değer veriyor ve sizi baş tacı yapıyorlar.


Yazacak o kadar çok şey var ki, aklıma o kadar çok şey geliyor ve hepsini yazmak, anlatmak istiyorum ama olmuyor işte bazı şeylerin gizli kalması gerekebiliyor... Hakkari'yi bana sorsalar artık verecek bir cevabım var.

 

"Hayatımda belki de hiç göremeyeceğim misafirperverliği gördüğüm, kimliğimi sorgulamayan, Türkçe'yi benden çook çook iyi konuşan insanlarını tanıdığım, medyanın ötesinde, tüm olumsuzluklara rağmen hayata sıkı sıkı tutunan insanların var olduğu, sırf  kadın olduğun için bile özel ilgi gördüğün, kadın dayanışma merkezini gördüğüm ilk şehir ve kanayan bir ülkenin barışı en çok isteyen halkına sahip ildir Hakkari. Kardeşçe yaşanılan ve kardeşçe yaşamayı bilenlerin yaşaması gereken bir şehir Hakkari.


Anlatılmaz yaşanır derler ya bazı şeyler için işte ben bunu en çok Hakkari'ye yakıştırdım, ne kadar anlatsam da eksik kalacak, gidip görmedikten sonra hep taraflı olacak söylediklerim belki de. Onun için gidin ve görün ama yaşamadan bu güzellikleri dönmeyin.



YORUMLAR

Kaleminize sağlık -

Teşekkür ederim.En önemli şeyin insani değerler olduğunu hatırlatan yazınızı keyifle okudum.

0 1
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.