Ramazan ve öteki olma deneyimleri (devletten beklenmeyecekler)

02.08.2013 08:54:22
A+ A-

"Öteki" sözcüğünün artık başka anlamlarla kullanılmakta olduğunu ilk gazetelerde gördüm. Basmakalıp değimle, "eskiden böyle şeyler yoktu." Benim yaşadığım 90'ların başındaki Türkiye'de çok ama çok öteki vardı. Ama adları yoktu.

 

Şimdilerdeyse biraz siyasileşmiş anlamıyla kullanılıyor artık. Biraz sitemli. Yok sayılanlar, hakları tanınmayanlar, benimsenmeyen, anlaşılmayanlar, anlaşılmadığını düşünen, azınlık olan ya da hissedenler kendilerini "ötekileşmiş" görüyor anlayabildiğim kadarıyla. Eh, demokratikleşme macerası estek köstek ancak 50 yilı bulan ülkemizde bu kavramdan konuşmak bile bir aşama. Pozitif olmak gerekirse.

 

Kampanyam #ÖtekiDeğilBiz http://chn.ge/1414Elo de vatandaşlarımdan Ramazanda "ötekini" yargılamadan anlamaya çalışacaklarına söz vermelerini isterken, "öteki" sözcüğünü en geniş anlamında kullandım. Yalnızca şimdilerdeki siyasi anlamında değil. "Benden, bizden olmayan herkes" olarak. "Ramazan Sözü" derken aslında Ramazan'da empatinin en yoğun olarak yaşanabileceğini ve hoşgörünün, "yaradılanı severim yaradandan ötürü" diyebilmenin kolaylaşacağını düşünmüstüm. Ramazan ve empati konusunu biraz daha açmak istiyorum.

 

Allah rızası için tutulan orucun ibadet amacının dışında büyük bir empatiyi yakalama  fırsatı olduğunu hepimiz biliriz. Tok açın halinden normalinde anlamayacağı için oruç tutularak aç kalınan saatler, hele de iftarın yaklaştıkça, düzenli yiyecek bulamayanların, parası olmayıp imrendiklerini alamayanların duygularının en iyi anlaşıldığı zamanlardır. Yani olanakları olmayanların, "ötekilerin" duygularını "prova" etmenin zamanı. 

 

Ramazan sonrası yapılan prova deneyimlerini temel ihtiyaçların varlık yokluk eksenin ötesine götürmek ve kapsamını genişletmek olası. Ramazan hikmetleri oruç tutanların tekelinde de değil. Herkes kendince başka birini, farklı birinin yerine koyabilir kendini. Yeter ki istesin, denemeye açık olsun.

 

Oruç tutmuşluğu olanlar için: Oruçluyken çabuk parlar sinirlenir misiniz? Başı kalabalık memurların sinirini anlayabilirsiniz. Kendileri de sinirlenmekten memnun değiller ama engelleyemiyorlar, sizin gibi.

Dışarda uzun bir yürüyüşe çıkmak, ter atmak istiyorsunuz, ya da denize havuza gitmek istiyorsunuz, ama sıcakta oruçluyken göze alamıyorsunuz. Hasta olup dışarı çıkamayanları, hapiste olanları, özgürlüğü olmayanların halini anlayabilirsiniz.

Diğer dinlerde nasıl, ne zaman oruç tutuluyori araştırdınız mı?

Aleviyseniz Sünnilerin, Sünniyseniz Alevilerin ibadethanelerine gittinız mi? 

Kürt, Süryani, Ermeni, Yahudi ya da Rum düğünlerinde eğlendiniz mi?

Cinsel tercihle yönelim arasındaki farkı düşündünüz mü? Sevgilisini size bir türlü tanıştıramayan, konu  açıldığında gözlerini kaçırıp konuyu değiştiren yakın bir arkadaşınız var mı?

Mahallenin pazarın bitiş saatlerinde tezgah altındaki sebze meyveleri toplayan insanlarla beraber alışveriş yaptınız mı?

Eğer kendiniz engelli değilseniz, zihinsel ya da bedensel engelli bir yetişkin arkadaşınızla beraber bir gün geçirdiniz mi, bir yere gidip yemek yediniz mi?

Köşede çiçek satan kadının yanına oturup sohbet ettiniz mi?

Yaşadığınız apartmanın hizmetli dairesine inip bayramı beraber kutladınız mı?

 

Örnekler bitmez. "Balkon konuşmaları olsa da şöyle bir kanyaşıversek" diye beklemeyelim. İşin özü, "öteki" olabilmek. "Öteki değil biz" diyebilmek. 

 


YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.