Roboskili 34/ler(imiz)e dair...

26.07.2013 00:41:29
A+ A-

Ne çok isterlerdi onlarda bir bayram günü analarının ellerine sımsıkı sarılmayı..Ne çok isterlerdi toprak böyle bereketliyken on/larda 34/lerde buğday başağından un elde etmeyi kaça/ğa gitmeden!!!   

Ama ne yazık ki 34/ler düştü yükü umut, kaderi ölüm olan bu kervanın ardına… Bedenlerini dağlara serpen çocuklar Roboski’de... Ülke/min çocuğuydu onlar... ''Doğulu "acılı" sever diye bir deyim var! Gün olur diz döver birileri ve bu acıyı anlar elbet... Anlarlar elbet gecenin dördünde umuda, ekmeğe gidenleri gün doğmadan gül fidelerini toprağa gönderenler… Tütmesi için tencerenin ateşi, feda edilir can/lar esmer coğrafyada… Mecburiyettendir…

Tuttuğumuz dileklerde unuttuk kayıplarımızı tek tek… Ve sonra biz vurulduk on sekizinde, nazlı Ankara’ya üniversite okumak için gidecek gençlerimize... O Ankara/ki kardeş halkların ortak paydası... Onlar kandıramadı geceyi, gündüzün koynuna girmek için... Sıcak tandır başında ıslanmış ayaklarını analarının hevesle oğuşturmalarını... Ey sen üzerine kül yağan coğrafyam... Yalanın, dolanın, talanın, oğullarımızın, kızlarmızın her gün öldüğü esmer coğrafyam… Doğan çocukların çığlığını duyuyorsun ey yaradan/ım! Ağlayan ana/larımı/zı görüyorsun. Ferhat’ın tabutunu kokusuyla evlat edinen Xecı anaya gel de anlat bu acıyı... "Otuz dördün biri"de o!!! Empati yapalım. Kendimizi o annelerin yerine koyalım, hangimizin yüreği bu acıya dayanır? Travmaya dönüşen bu acı içerisinde, çocuklarının yasını tutmalarına bile müdahale edildiğini dillendirdikleri zaman, onların boşanan gözyaşları birer kurşun gibi yüreğimize saplandığında, yaralanan vicdanımızı kontrol etmenin kolay olmayacağını tahmin bile etmezdik. Hangi birimiz onların yerine olmak isteriz ki? Kolay mı evlat acısı? Hem de acıların en acısı… Düşünün Allah aşkına, hangi insan evladının parçalanmış bedenini görmek ister ve hiçbir suçları olmadığı halde öldürülmelerine tahammül edebilir? Üstelik çoğu daha çocuk. 16 yaşına yeni basmış veya 18 yaşında çocuklarının savaş uçaklarının bombalarıyla parçalanmasına, bedenlerinin parçalarının taşlardan kazınmasına ve parçalanan bedenin parçalarının insana mı yoksa katırlara mı ait olduğunu teşhiste zorlanmalarına hangi yürek tahammül edebilir?    

Ape Musa/nın dediği gibi, o analar, Mezopotamya ufuklarını kaplayan kara bulutlar arasında hala melek yüzlü evlatlarını ve adaleti arıyorlar...Bonservisi devleti alinin elinde olan bu fidelere neden kıyıldı...Neden bir ülke evlatlarına kıyar .Ya da neden bir devlet varlığını borçlu olduğu çocuklarına kıyar. Kürt/tü onlar ama öncelikle insandı… Bağlı olduğumuz cumhuriyetin kimliğini saklarlardı koyunlarında… Onlar zagrosların hoyrat dalgalarıydı, belki de Karadeniz’in... Onlar Ahmed arifi/şivanı/ahmet kayayı/yılmaz güneyi anladıkları kadar, Kadir İnanır’ı da, Ece Temelkuran’ı da, Fenerbahçe’yi de anlarlardı... Öylece ölüp gitmemeliydi bu çocuklar... Tadabilmelilerdi güzellikleri… Antalya’nın mandalinasından, boğazın havasından, Ankara’nın puslu günlerinde gezebilmelilerdi bu çocuklar... İnatlaşmanın, öfkenin, kin tutmanın kimseye faydası olmuyor. Daha fazla insan öldürmekle de hiçbir hedefe varılmıyor. Devlet yaptığı yanlıştan dönmeli, kendi halkı ile barışmalı ve Allah’ın insanlara tanıdığı hakkı kısıtlamamalı, kimsenin dili ile kültürü ile uğraşmamalı. Aklıselim her insanın ittifak ettiği böyle bir çözümü gerçekleştirmek için daha kaç gencimizin kanı akacak? Daha kaç anne karalar bağlayıp, acının, yasın cenderesinde kavrulacak? Devlet, herkese eşit mesafede olmalı, olmalı ki bu ülkede barış sevgi ve kardeşlik olsun. Olsun ki, insanlar kuru bir asabiyet, inatlaşma, dar görüşlülükten dolayı ölmesin… Büyük bir yıkımdır kaybetmek çocukları, büyük bir çaresizliktir gidişlerine sadece seyirci kalmak. Anlam verememek, hatta anlayamamak  tüm bu yaşanılanları… Gidilmesi gereken yerlerden vakitsizce gitmek, ya da gitmek zorunda bırakılmaktır belki de en çok acıtan… Ateş sadece düştüğü yeri mi yakar sahiden? İnsan olan herkesi yakar böyle bir ateş... Benimde yüreğim ağlasın sabahlara dek sizlerle… Siz ağlarken çocukları(m)nıza, ayağınıza düşen gölgenize sığınmak isterdim şimdi… Bir ürperiş nice pişmanlıklara ödemek olsun bu  insanlık… Utanıyorum ben tüm yıkımların şahidi olduğum için…

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.