Savaşın galibi olmaz ama mağlubu olur!

24.07.2013 18:27:34
A+ A-

Kürt sorunu, Güneydoğu sorunu, terör sorunu, Kürt kardeşlerimin sorunu... Söyleyemediğimiz bir Türkiye sorunu demek kalmıştı, onu da ben söylüyorum. Ortada bir sorun olduğunu hepimiz kabul ediyoruz ama bu bizim sorunumuz demekten korkuyoruz. Bu hepimizin sorunu diyemiyoruz. Hem her fırsatta millet olmaktan bahsedip; hem de sorun oraların sorunu demek çok ikircikli bir durum. Bu eğer sadece Kürtlerin meselesiyse biz zaten millet olamamışız demektir. Konuşmaktan korkuyoruz, hak vermekten korkuyoruz, anlamaktan korkuyoruz, korkuyoruz da korkuyoruz... Savaşmaktan, ölmekten korkmuyoruz ama konuşmaktan korkuyoruz...

Hatta;

30 yıl boyunca binlerce insanın öldüğü bu duruma savaş demekten bile korkuyoruz. 

Peki neden? 

Çünkü biz bölünmek istemiyoruz ve beraber, kardeşçe yaşamak istiyoruz.

Peki kardeş kardeşe bu kadar kötülük yapar mı?

Eğer kardeşler üveyse neden olmasın!

"Bin yıldır biz bu topraklarda beraber yaşıyoruz, iki milletin arasını açmaya çalışıyorlar" sözleri benim için çok fazla bir anlam ifade etmiyor. Kardeşçe yaşamadıktan sonra beraber yaşamak ne kadar anlamlı ki? 30 yıldır hem Türkler hem de Kürtler bu beraber yaşayamamanın faturasını hayatlarından ödüyorlar. Hayatlarında dönüşüm ve değişimlere şahit olmak zorunda kalıyorlar.. 2 halk da bir çok insani şeyi anlayamayacak kadar yoruldu artık... 

Neden inşaatlarda bu kadar Kürt çalışıyor diyebiliyor, Türkiye işçi sınıfının kürtleşmesini anlayamıyoruz,

Doğudaki feodal yapıyı anlayamıyor; yeni model köy ağalarını, oy potansiyelleri yüzünden mecliste görmeye şaşırmıyoruz, 

Milyonlarca Lira milli güvenliğimiz için harcanıyor ve biz buna git gide alışıyoruz. Vatan görevi diye askere yollanıp, daha yolun başında en iyi ihtimalle kolumuzu bacağımız kaybediyoruz..

Peki neden?

Beraber yaşamak için!

Sırf yuvam dağılmasın diye yıllarca eşine katlanmış bir kadından ne farkımız var? Beraber yaşamak için ölümlere tahammül ediyoruz. Her yıl ortalama 30 kere "ateş düştüğü yeri yakar" demek zorunda kalıyoruz. Maalesef ateş düştüğü yeri yakıyor ve bu bizim en büyük sorunumuz!

Mehmetçik Vakfı gibi bir vakıf var bu ülkede. Şehit ve gazi yakınlarına yardım için.. Varın kaç asker şehit düşmüş bu güne kadar, siz düşünün.. O kadar olağanlaşmış ki kayıplarımız, bir vakfımız bile var artık..

Cumartesi Anneleri var bu ülkede; her cumartesi Galatasaray Lisesi önünde.. Çocuklarını hala bekliyorlar.. Cahilliklerinden.. Devlet politikalarını anlamayacak kadar hem de... 

Önce Türkçe öğrenip sonra okumayı öğrenen 7 yaşındaki çocuk ve mecburi hizmetle doğuda görev yapmak zorunda kalmış bir öğretmen... Hangisine haksız diyebiliriz ki?

Ya da yıllarca polise taş attı diye kızdığımız, burun kıvırdığımız çocukları; Gezi olayları sonrasında artık biraz olsun anlamıyor muyuz? Devlet isteyince ne kadar gaddarlaşabiliyor, görmedik mi?

Çok değil 500 km doğuda, dilini bile bilmediğimiz insanları Ankara'nın doğusuna bile gitmeyerek anlamak mümkün mü?

Ya da batıda yaşayan, ülkesine bağlı insanların bu kadar yıllık endişelerini anlamak çok mu zor? Masumca "biz biriz" diyen birini hiç mi anlayamayız?

Sorun bizde! O 30 yıldır beraber oluşturamadığımız "biz"de. Tabutların sarıldığı bayraklar o kadar farklıydı ki, altındaki tabutu unutturdu bize. Sayamayacağımız kadar kötü şey oldu ve elbette bunların bir sebebi vardı.

Gezi olaylarından sonra başbakanın olayları dış mihraklara yönlendirmesi ben de bir dış mihrak antipatisine sebep oldu. "Dış mihraklar"ın üzerine atılan bütün suçları yeniden düşünmem gerektiğini söyledi vicdanım. Vicdan demişken de aklıma ilk, beraber yaşayamadığımız insanlar geldi.. Unuttuğumuz değerler... Anadolu'nun samimiyetini, içtenliğini bir kenara bırakıp; kibirimiz ile devam ettik yola. Binlerce insanın ölümüne belki biz de sebep olduk. Hak vermek diye bir şey attık ortaya, birine bir hak vermek hakkımız gibi geldi, bir kez daha kibirimizde boğulduk. Ve unuttuk...

Her Türk asker doğmaz, bazıları bebek doğar! Unuttuk..

Kürtler belki bizim kadar güzel konuşamıyor Türkçeyi ama onların da bir dili vardı, biz bilemedik..

Binlerce vatan evladı devlet politikaları yüzünden bir hiç uğruna öldü ve biz onlara şehit diyerek kendimizi kandırdık... Onlar ölüydü... Biz sustuk diye öldüler ve biz bunu göremedik..

Savaşta galip olmaz bile diyemedik.. Ölülerimizle gurur bile duyduk..20 yaşında, bir kızı öpemeden ölmüş biri üstünden damarlarımızdaki kanla böbürlendik..

Şimdi barışmak istiyoruz. Artık Terör üzerine tek bir film daha çekilsin istemiyoruz. Bunun için de hiç yapılmadık bir şey yapılıyor ve "ne yapmalıyız" diye insanlar birbirine soruyor. Kaybedilmiş nice vatan evlatlarından sonra, boşaltılmış yüzlerce köyden, binlerce fail-i meçhulden sonra... 30 yıl önce yapılsaydı keşkelerimizi bir yana bırakıp, sadece 2 medeni insan gibi konuşuyoruz. Barış emek ister, alttan almayı gerektirir... Birbirini anlamayı icap eder.. Ne mutlu insanım demek çok zor değil.  Kolay olanı değil zor olanı seçmek bize yeteri kadar bedel ödetti. Batıya gelmekten korkan bir doğulu ya da doğuya gitmekten çekinen bir batılı istemiyoruz artık, herkes yaşadığı mahallede mutlu olsun, gitmek zorunda kalmasın.. Bunu anlamak çok mu zor!

Artık zaman barışmak zamanıdır. Ölüm istatistiklerini bir kenara bırakıp, doğmamış çocukların yaşam hakkını korumak zamanıdır. Kiminle masaya oturulacaksa oturulsun, ne yapılacaksa yapılsın ama paylaşmayı artık öğrenelim. Genelkurmay Başkanının ismini artık bilmek zorunda kalmayalım ve nevruz kimin bayramıymış tartışmayalım. Unutmaya çalışalım.. Kötü günleri unutup insanlığımız hatırlayalım. Kimliklerimizi bir kenara bırakıp insanlığımızla övünelim. Bir taraftan olmak zorunda hissetmeyelim kendimizi. Unutmayalım savaşın galibi olmaz ama mağlubu olur! Yarın kazanan olmak için, bu gün kaybeden olmaya razı olalım ve insanlığımızla gurur duyalım!

 

serhatgltknn@gmail.com

@serhatgltkn

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.