SAVAŞIN KAZANANI OLMAZ

25.01.2013 23:12:29
A+ A-

Evlat kurban edilmesin diye koç gönderilmiş kadim kültürümüzün ortasında , koç gibi evlatlarımızı kurban edip ezberlerimize saklanıyoruz, o siperde de her birimiz birer keskin nişancı çıkıyor ve birbirimizi öldürüyoruz, öyle bir savaşın ortasındayız ki kendi cennetimiz ötekinin cehennemi oluyor ve ötekinin cehenneminin ise her birimizi zebanileştirdiğini görmüyoruz,kanla sulanmış olan ülkemizin bu güzel topraklarına sürekli kan taşımaktan başka bir şey yapmıyoruz,okullarda ülkemizi işgal eden düşmanlara karşı döktüğümüz kanlarla eğitim öğretim alıyor, ama aldığımız bu eğitimi ancak birbirimizin kanını dökmek için kullanıyoruz...

Yukarıdaki satırlar deve kuşu politikalarıyla uyutulmuş milyonlara anlamsız gelebilir, 30 yıldır süren bu savaşta 50.000 insanımız öldü,  hepsi de bu toprakların insanları değil miydi  , bu toprakların kurtuluşu ve bağımızlığı için çanakkalede, izmirde, ankarada, maraşta, urfada, antepte kahramanca savaşmış, ölüme gülerek koşmuş  kahramanlarımızın çoçukları, torunları , bu ülkeye bıraktıkları mirasları değil miydi , daha  güçsüz bir türkiye için başlatılmış bir iç savaş, bu savaşın başlaması için oluşturulmuş tüm koşullar, ( işkenceler, ötekileştirmeler, inkarlar , katliamlar )  bu savaşa harcanmış olan 320 milyar dolar  ve  kaybettiğimiz 50 bin ölümüz gerçekten de  çok acı değil mi , Hiç bir zaman galibi olmayacak bu savaşın içinde ölen de biz öldüren de biz değil miyiz...

İmralıdan gönderilen  emirle bitirilen açlık grevleri hükümete bu savaşın bitmesindeki engebeli yolun imralıdan başlaması gerektiğini gösterdi, yapılan görüşmeler neticesinde  barış görüşmeleri başladı, BDP li iki milletvekilinin Abdullah Öcalan ile görüşmesi sonrası Abdullah Öcalandan gelen mesaj ise gerçekten dikkate değerdi " Bu süreci dış güçler sabote etmeye çalışacaklardır,özellikle de İran kanadına  dikkat "  sözleriyle başlayan barış görüşmeleri  Fransada biri  PKK nın üst düzey yöneticilerinden olmak üzere  3 kişinin   esrarengiz bir şekilde infaz edilmesiyle duraksadı, bu suikastte ilginç olan  tüm şehiri mobeselerle, kameralarla izleyen Fransa devletinin, ne yazık ki Paris gibi merkezi bir yerde PKK üst düzey yöneticisinin kaldıkları bir araya geldikleri  bir yeri izleyemediğinden ! bir süre suikastte dair bir  ses seda çıkmamış olmasıydı  Fransadan, daha sonra ömer isimli biri medyanın ortasına atıldı ve göz altına alındı, hasta olduğu söylendi, Sakine Cansının şoförü olduğu söylendi, evden en son onun çıktığı söylendi, ama her nedense  cinayeti işlediğini itiraf ettiği söylenmedi. Nedeni de çok basitti    kafasında ur olan bu çocuk yaptığı bazı şeyleri hatırlayamıyordu çünkü, bana göre profesyonelce işlenmiş bir cinayet ve kılıfı hazırlanmış müthiş bir senaryoro var ortada, bu suikasti yapacak bir  askeri donanıma sahip olmayan  birinin işte katil bu yakaladık diye birden bire ortaya atılması gerçekten de enterasan. .

Peki kimler vardı bu suikastin arkasında , şöyle bir hafızamızı yoklarsak ve  iki ülkeyi bir sayarsak ( ABD ve İSRAİL ) Üç ülke gelecektir gözümüzün önüne...

 ülkemizde PKK nın kurulmasını sağlayan ve bitmemesi için her türlü finansal  desteği veren, 80 lerde darbeye zemin hazırlayan ve işkencelerle halkını devletine  düşman ettirten  ABD ve İsrailin silahlı gücü  Gladyo yapılanması olabilir, Türkiyeye karşı her zaman sıkıştığında PKK kozunu kullanmaya çalışan İran ve Suriye  istihbaratı da olabilir ki Beşar Esedin muhaliflere verilen destekten ötürü Türkiyeye olan düşmanlığı, İranın ise ABD ve İsraille olan kapışmasında Türkiyenin ABD ve İsrailin yanında saf tutmuş olması,  PKK nın silahlı kanadını elinde bulunduran  üst düzey yöneticilerinin birbirleriyle olan çekişmelerini biliyoruz, bu çekişmeler içinde PKK nın suriye kanadını elinde tutan Murat Karayılan da yaptırmış  olabilir. Tüm bunlar da bizlere şunu gösterir ki, bu ülkenin en büyük sorunu olan kürt sorununun bitmesi sadece iç dinamiklerin birbiriyle barışmasına değil  , dış dinamiklerin de  düşmanlıklarının ortadan kaldırılmasıyla mevcut...

Özellikle de bu barış sürecinin en önemli aktörlerinden biri olan  BDP ye burada büyük görev düşmektedir, bana göre de BDP üstüne düşeni en iyi şekilde yapma gayreti içerisindedir, buna en güzel örnek ise PKK lıyların   cenaze törenlerinde çok hassas davranmaları ve   herhangi bir provakasyon yapılmasına izin vermedikleri gibi tüm ülkeye  sağ duyu çağrısı yaparak barış görüşmelerini baltalamaya çalışanların dış güçler olduğunu haykırmaları olmuştur.

Birbirimize girmemiz için yapılan suikast ters tepti ve Türkiye halkı bu oyuna gelmedi, peki BDP ve hükümet üstüne düşenleri yapmaya çalışırken ve de yaparken bizler neler yapmalıyız peki ,  30 yıldır  birbirimize çevirdiğimiz namluları , kini ve nefreti bizi birbirimize düşürenlere, kardeşi kardeşe vurduranlara çevirmeli ve onlara inat aynı yolda kol kola ve dimdik  yürümeliyiz ; çünkü Türkle Kürtün bir  araya geldiğinde birlik olduğunda sırt sırta savaşdığında  onları yenmenin imkansız olduğunu tüm dünya kurtuluş savaşında da çanakkale savaşında da zaten çok iyi görmüştür.

Satırlarımı  Ahmet Kayanın yorumladığı, Orhan Kotan'ın yazmış olduğu özgür çağrı şiirinin şu son sözleriyle bitiriyorum, yani Yetsin artık diyorum, bitsin artık diyorum, şarkılarınızı dağlarıma sürün diyorum, uzatın ellerinizi uzatın, tanışalım , helalleşelim....



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.