Savaşın kimyasal laneti ve Suriye

28.08.2013 09:37:18
A+ A-

Tüm Dünya Suriye savaşına kilitlendi. Sanki yeni bir şeymiş gibisinden. Savaşın akılsızlığı ve mantıksızlığı yanında, savaşın rant mantığını da doğru okumak gerekir. Kimlerin kazandığı, kimlerin kaybettiğinin resmidir aslında savaş.

Daha önce de Irakta "kimyasal silah kullanımı nedeniyle" başlatılan savaşın bir benzerini bu gün görüyoruz ne yazık ki. Oysa kimyasal saldırılar olmadan da yaşanan vahşetin sınırlarını kavramakta zorlanıyoruz.

Sokak ortasında infaz edilen siviller, çocuklar, tecavüze uğrayan kadınlar, yüz binlerin ölümü, kolsuz bacaksız kalmaları vs vs. hiçbir insani değerin kalamadığı bir zaman tünelinde geçiyoruz. Oysa bir tarafın zulmü diğerinin zulmünü örter mi? Veyahut kimyasal saldırıdan daha mı az acı verici uçakla, tankla yada makineli tüfekle öldürülmek/yaralanmak?

Akıl almaz bir rezaletin ortasında İnsanlık kendi utancını bir kez daha yaratmaya başlıyor. Hangi Ulusun çıkarı bir insan hayatında değerli olabilir ki?

Kimyasal saldırı kısacası bir bahane. Fakat savaşın getireceği ekonomik ve ekolojik yüklerini hepimiz çekeceğiz.

İşin insani boyutu her halükarda gözlerimizin önünde sergileniyor. Oysa ekolojik tahribatın getireceği uzun vadeli sorunların yakıcılığını şimdiden görmek çok zor oluyor.

Birincisi üretilen silahların, üretim aşamalarındaki ekolojik maliyetler,

İkincisi, kullanılan silahların yarattığı tahribatlar,

Üçüncüsü, savaşın yıkımıyla gelen tahribatların onarım süreçleri için harcanan ekonomik değerler.

Dördüncüsü, savaşın yıkımının getirdiği göçle yaşanan insani dramların sağlık ile ilgili boyutları.

Beşincisi, yaralıların sağaltımı için kullanılan ilaçlar vs.

Altıncısı, yakılan ormanlar ve doğal alanların getirdiği ekolojik tahribatın sonuçları.

Yedincisi, kaybolan tarihsel zenginlikler,

Sekizincisi, üretimdeki kayıpların getirdiği yoksulluk.

Bunlar çoğaltılabilir. Bu kadar ağır maliyeti olan savaş kültürüne karşı amasız bir karşı duruş olmadan ne yazık ki bu savaşlar, bir avuç "katilin" rant kaynağı ve insanlığın korkunç dramı olarak tarihe geçecektir. Asıl soru; insanlık bu durum karşısında nasıl davranacaktır.

Ya klasik reflekslerle, her kes kendi tuttuğu tarafın salaklığında kalarak bir avuç silah tüccarının ekmeğine yağ sürecek, ya da temel argümanlarını değiştirerek şiddette karşı top yükün bir tavır geliştirecektir. Kısa zamanda bu bir temenniden öteye geçemeyecektir. Asıl mesele yönetenlerle yönetilenlerin arasındaki derin çelişkidir aslında. Yönetenlerin her daim pervasız duruşları, insanlığın başına bela olmaya devam etmektedir. Gözden kaçan bu mesele toplumları şiddete sevk etmekte ve savaşın kurbanları haline getirmektedir. İşin asıl dayanak noktası budur.  İç huzursuzlukların, ülkelere getirdiği iç çatışma ve sonrasında, ilgili ülkenin kaynaklarının yağmalanması için uluslararası müdahaleler. Biz bu filmleri çok gördük, fakat insanoğlunun aptallığının baki oluşu tekrarlanan bu oyunu her defasında aynı aymazlıkla kabullenmesidir.

Gerçek bir saygı, gerçek hoşgörü ve gerçekten adil bir paylaşımın olmadığı bir dünya, savaş vahşetini her daim yaşamaya devam edecektir. Bizimse yapabileceğimiz sadece seyretmek ve bir tarafı lanetlemek olacaktır. Bu anlamsızlıkta yitirdiğimiz insani değerlerimizle kendi cehennem sarmalımızı oluşturmaktır.

Bu cehennem bizim.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.