Senden bir bebeğim olsun istiyorum, adı Başkanlık!

26.03.2013 23:59:14
A+ A-

 

Evet durum bu kadar açık! Ak Partinin ve özelde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın BDP, PKK ve özelde Abdullah Öcalan'dan talep ettiği şey budur, adı Başkanlık olan nur topu gibi bir yeni sistem. Bu sistemle amaçlanan şeyin Cumhuriyetin 100. yılında müreffeh bir tam demokrasi olmadığı da açıktır.

Çok mu direkt oldu, ya da sığ mı geldi size bilemiyorum. Basit bir vatandaş olarak bazı şeyleri kafamda yanlış kurgulamış olabilirim ama, sizce de buna vesile olanlar siyasilerimiz değiller mi? Yani şu sıra boşa koyuyorum dolmuyor doluya koyuyorum almıyor durumu yaşıyorum. Öncelikle birileri çıkıp Başkanlıktan söz etmeye başladılar, üstelik bunu yaparken de dünyada bu sistemi en iyi uygulayan ve dünyanın tartışmasız en güçlü olan adamının ne denli acınası bir durumda olduğunu demokrasinin bir cilvesi olmaktan ziyade bir kusuru olarak göstererek yaptılar. Sonrasında Parlementer sistemin erkler ayrılığını tam sağlayamadığını söylerken birisi, diğeri kuvvetler ayrılığının her işe engel olduğunu söyledi. Durmadılar ve yola devam etmekte de kararlılar. Gün geçmiyor ki hükumetin bir bakanı bir şey desin diğeri onu ters köşe etmesin. Aynı anda 1o ayrı Çinli pinponcuyu izlemekten beter bir durum! Kafamız ambale oldu sonunda.

Aslına bakarsanız uygulanan iletişim yöntemi gereği zaten bu gerekiyor. Demokrasi'nin tarifini hayatında bir kez bile olsun tramvay olarak verebilmiş bir zihniyetten tam işler bir demokrasi oluşturmasını beklemek başta o zihniyet sahibine haksızlık sonra da kendinize. Elbette ki değişime inanıyorum ve insanlar zamanla değişebilir bunu biliyorum, ama iktidarda iken kesin olan değişim yozlaşma istikametindedir. Mutlak iktidarda ise Mutlak bir yozlaşma olur.

E peki şimdi ne olacak, Öcalan PKK UNSUR'larını (çok komik oluyor bu medya) 3. Ülkelere gitmeye ikna etti ve çok güçlü kapsayıcı bir mesaj ile Türk siyasi hayatının tam merkezinde kendisine meşru bir yer edindi. Bu hamleye karşılık atılacak hangi adımları biliyoruz? Aslında hiçbir şey bilmiyoruz ve tartışamıyoruz çünkü yassak! Çünkü süreç öyle hassas ki, bazıları daha bir kaç ay önce elinde urgan asarım keserim diye hop oturup hop kalkerken biz yerel yönetimlerle ilgili bir şey söyleyemeyiz. Konuşmak yassak kardeşim! Sürece zarar verirsiniz neme lazım... Konuşulacaksa bak ne güzel başbakanımız çok konuşarak bizi ne güzel ters köşe ediyor, ha doğru kendi dedi ya gündem yaratmazsa rahat yönetemiyor kuzularını...

Peki size bir soru İlkesiz bir siyasetten ilkeli bir barış çıkar mı? Abdullah Öcalan'ın hukuki durumu belli, e şimdi onun bu mektubunu milyona yakın insan huzurunda okuyan bu milletvekilleri SUÇ işlemiş oluyorlar mı mevcut yasalarla? PKK unsurcukları (ilahi ko-medya) nasıl gidecekler sınır dışına ve onlar giderken asker görev tanımına uymayacak mı? Peki hadi daha mühimini sorayım; KCK adı altında tutsak alınmış binlerce BDP siyasetçisi (şiddete hiç bulaşamış-eline silah almamış ve aralarında yüzlerce seçilmişlerin de bulunduğu) bardağın hangi tarafına denk geliyor? Şimdi de En mühimini sorayım; Roboski'yi nereye koyacağız beyler? Üzerine bir bardak su mu içeceğiz? Meclis raporu ortaya koyuyor ki vur emi en yukarıdan gelmiş, yani Selahattin Demirbaş doğru söylemiş ki üstünü bu denli örtmeye çalışıyorlar. Siyasi-dini inancı ne olursa olsun kim bu hayasızlığı kabul eder ki!  

Hiç bir hazırlık yapılmadı ve hala kamuoyuna deklare edilmiş bir politikaları yok bu yüzden samimi bulmuyorum! Yazdığım önceki yorumlarımı aynen tekrar ediyorum; Toplum hazır evet ama herşeye rağmen evet demeyecekler. Toplum hazır evet ama empati yapmadan, karşıdakinin hissine dokunmadan her şeye evet demeyecekler. Toplum hazır evet ama o çok koruyup kollayıp bugünlere getirdiğiniz milliyetçi bilinçlerindeki Kürt algısının ne denli yanlış olduğunu anlamadan her şeye evet demeyecekler.  Ne hukuki olarak hazılar ne siyasi olarak hazırlar ne sosyal geri plan olarak hazırlar, çünkü hiç hazırlanmadılar, çünkü hiç ihtiyaç duymadılar! Asker ocağında alavere dalavere Kürt Mehmet nöbete diyen batılı uyanık lümpenlerden pek bir fakrları yok zihin haritalarının. Onlar sadece şuan iktidarı ele geçirdiler, bölgesel konjönktür lehlerine işledi ve bir de ne gördüler bunca yıldan sonra (dile kolay 11 yıllık iktidar) aslında Kürtlerle barış yapılabilirmiş... Ama nasıl olacağını konuşmayın süreç zora girer!

Yazıyı bilerek dağıttım, Başbakanın formülünü uygulamak istiyorum biraz, belki ben de başarıyı yakalarım... Nerede kalmıştık, evet Başkanlık sisteminin en önemli özelliklerinden birisi Kürtajı doğal olarak 3 çocuktan önce yasaklıyor 5 çocuktan önce gebelik riski ile sınırlıyor olması. Kadınlara uygulanan şiddet ise az bile neticede hadis var ortada değil mi ama. Gerçi zina suçlarına idam getirme yetkisi var ama PKK unsurbaşına idam getirebilmesi için Kuvvetlerin ayrık değil simbiyotik olması gerekiyor. Anladınız siz onu ve çok konuşup süreci sabote etmeyin!



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.