Sevgili Gülende Gül Açar Sevda

14.02.2013 22:32:57
A+ A-

Bu gün canım ezberlere, siyasete, dinlere meydan okuyarak özgürce yazmak istiyor. Sevgi nasıl tanımlanır acaba? Sevgiyi satın almak mümkün mü, kilosu ne kadardır? Sevgili doğru tanımlanmadan sevgi anlaşılabilir mi? Sevgiler ve sevgililer sevdaları nakış nakış işlerken mutluluk sevdanın rengine dönüşür.

İnsan kendi ezber yaşamından veya yaşamın ezberinden çıktığı zaman her şey karmaşıklaşıyor, doğru bildiğimiz çok şeylerin maskesi düşüyor ve doğrular çıplak göründüğünde insan çıplak kalıyor. Burada sevgi ölçüsü tüm karmaşıklıkların anahtarı olur.

Gerçekten bu sevgi dediğimiz şey sevilir mi?

Bu gün sevgililer günüymüş! Ben sevgilimi çok seviyorum. Bu yüzden törenler yapma gereğini duymuyorum. Sevgiye karşı bir suç işlemedim, o yüzden sevgisizliği başka maskelerin altında saklama gereği duymuyorum. Çünkü sevgiyi tanımlamadan önce onu yaşıyorum.

Bizim gibi klibikler kendini saklamazlar. Sevgilerini nefrete dönüştüren ne anaerk ne de babaerk olurlar. İnsan sevgi ortamında öyle rahat ki sevgililer günü insanın umurunda bile olmaz. Çünkü her gününde güller açar ve her güller gülende sevda olur gül bahçeleri.

Sevgi ortamında her taraf canlı çiçeklerle bezelidir. Varsa bahçen, bahçe çiçeklerle dolup taşar. Neden mağdur cariye gibi Arap pazarına düşmüş çiçekleri demet edip eve taşıyarak sevgi atmosferini hüzne çevirelim ki?

Sevgiline, pazara düşmüş çiçeklerden bir demet çiçekle eve gelmek, çiçeğin hasreti ve sevginin hasreti olabilir ama neden hasret çekebilecek kadar insan sevgi ortamından uzak durdu? Her an sevgi yaşatılmazsa, her an sevgi ile yaşamazsa boşluklar nefretlerle dolarlar.

Nefretlerin zirvede olduğu dönemlerde suçlu insan kan ile kendini maskelediği dönemdir. Bu koşullarda pazara düşmüş zavallı çiçekleri sevgiye kurban ederken insanın hayvanları ve insanları insana kurban ettiği Hz. İbrahim'in zamanı insanın aklına geliyor.

Gerçekten bu kışlada insanlar birbirini nasıl sever?

Kışlada sevgi olmaz. Kışlalar sınıflıdır. En üstte seroklar, altlarında keroklar vardır, onların altında kalanların canı çıkar. Yaşam emir komuta zincirindedir. En altın kaderi düz erdir. Düz erin üstü onbaşıdır. Sevgi ortamından çok uzak yaşam biçimidir kışla yaşamı. Her kes sever görünür kimse sevmez birbirini. Yani "Atam sen kalk ben yatam" yaşamı!

Bu kışlada her kes talimatla düşünür talimatla sever. Düdükle yürür, düdükle durur, görücüyle vurulur sevdalar. Sevgisizliğin içinde nefret öyle boyutlanır ki sımsıkı bir yumak olur ve kimse birbirinden kopamaz. Sosyoloji bunun detaylarını yazıyor. Biz makalelere sığdıramayız.

Ben şahsen sanki bu dünyada yaşamıyorum gibi, kimin niçin kimi sevdiğini veya sevmediğini bilmiyorum. Sevgisiz ortamlarda belki sevgiler acı olmuş, politika" target="_blank">politika gibi pazarlara düşmüştür. Bizimki sadece tahmindir. Her kes bu konuda çok konuştuğuna göre, bu konuda fazla doğru bilgilerin bireyden dışarı sızacağını tahmin etmiyorum.

"Sevgililer günü kutlu olsun" demekle gerçekten sevgi ve sevgililer kutlanıyor mu? Sanırım sevme numaraları da ibadetler gibi kandırmaca olmuş!

Ben birey olarak sevgi zenginiyim, bu yüzden bu konuda çok şey merak etmedim. Zaten karanlık kozamı yırtıp özgürlüğe uçtuktan sonra kendi yarattığım sevgi dünyamda kaldım. Bu koşullarda karanlıklara dönmek, karanlıkları görmek mümkün olmuyor. Sevenler için her gün sevgililer günü olduğu için 14 Şubatı, 15 Şubatı atlayarak ancak 21 Martta hatırlarım. İnsan sevgi riyakârı olmadığı zaman kendini zorlayamıyor.

Biz sevmek zorunda mıyız?

Hayır biz sevmeyi zorunluluk olarak kabul etmediğimiz için sevmesini biliyoruz. Burada bir formalite yok, kutlama törenleri de yok. Hele insanın çok sayıda torunları da sevgi dağlarına eklenince sevgiyi zirvede yaşıyor insan. Biz özgür koşulların yarattığı sevginin ancak yaşanabileceğini her defasında vurguluyoruz.

Sevgi cennettir, insan cennette kendini his edince cennete gitmek için bir çaba içinde olmuyor. Zaten cehennemlikler sevgisiz olduğu için, cennete gitmek için sürekli bir çaba içindedir.

Müminlerin Allah'ın onlar için hazırladığı 70 hurinin sevgisine nail olmanın çabası nereden geliyor sizce? İnsan sevgiye aç kalmazsa böyle bir arayışın içinde olamaz.

İnsanlar için en kolay ve en masrafsız şey cennet inşa etmektir. Çünkü cennetin harcı, malzemesi ve her şeyi sevgidir. Sevilmek için kimseye rüşvet vermeye gerek yok. Zaten rüşvetle tesis edilen sevgi gülle olur insanın yüreğine saplanır. En komik olanı rüşvetle sevgi üretmektir.

Yabancısı olduğumuz bu konuda çok şey yazmak isterdim ama sevgisizliği tatmadığım için onun karşıtlığında sevgi ile ilgili nazari bilgim olmadı. Sevgiyi insan hep yaşadığında onun hakkında bilgi gereksinimi ortaya çıkmıyor. Sevgi özgürlük gibi bir şey olmalı. Satılmayan, satın alınamayan, ihraç edilemeyen, ithal edilemeyen özgürlük gibi olmalı.

Sanırım insan kendi yalanlarından kurtulmuşsa özgürleşir, özgürleşince sevgi ile tanışır. İnsan maneviyat konusunda yoğunlaşırsa çok şeyler fark eder. Sevgi gösterileri, siyasallaşmış sevgilerin kapkara görüntüsü, insanın maddi varlığıyla birlikte gayri maddi varlığının da henüz yaşamın sevgisizliğine saplanır. Yani insan sevgi yoksulu kaldığı süreçte çıkarların ihtiras ile bilenip sevginin de insanlar gibi pazara düştüğü görülür.

Bence insan kendine emek verdiği zaman sevgiyi gül bahçesi gibi gürleştirir ve görkemlileştirir. Emek verilmeyen sevgi yeşermez. Sevgisiz ortamlar bataklıkların mikrop kaynağı olduğu gibi kötülüklerin boy verdiği alanlara dönüşür. Bu yüzden diktatörler sevgi fidanlarının yeşermesini engellemek için sevgi yüklü insanları tırpanlarlar ve kendilerine uygun ortam yaratırlar mikroplu sahalarda.

 Kani Yado ? 14.02.2013



ETİKETLER: Politika,Altın,rüşvet



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.