SU ÇATLAĞINI BULDU

24.01.2013 17:54:00
A+ A-

 

Yattım yere bakıyorum toprağın hisli eşitliğine
Sular sınırları pasaportsuz geçer
Asıl azınlık yerkürenin kendisidir
Tek millet, gökyüzüdür ölürken yürekli düşünüldüğünde

Çan ve ezan arasına gerili mahyada
Acıyı dengeler yazı: ah-ya!


Bu gün günlerden Hrant.
Türkler ve Ermeniler; Hrant a göre hasta iki toplum.
Sevgi ve birlikte yaşama bilincini kaybetmiş milletler ve tedavileri yine kendileri.
İki milletinde empati yaptığı oranda bu kardeşlik ve aynı toprakları binlerce yıldır paylaşıyor olmanın bilincine kavuşulacağını durmadan her platformda haykırıyordu.
Fikriyatınca kendini ırkçılığa karşı mücadeleye adamıştı.
Ancak ırkçılıkla suçlanmıştı.
301. maddeden yani Türklüğü aşağılamaktan dava açılmıştı.
Gerekçesi Hrant'ın ben Türk değilim Türkiyeliyim ve Ermeniyim demesiydi.
Yıllardan 2002 ve gerekçenin komikliğiyle orantılı ağır bir itham vardı ortada.
O hep birlikte yaşamanın mümkün olduğunu Türkler ve Ermeniler 'in kardeş olduğunu savunurken karşılaştığı suçlama kendisinin ırkçılık yaptığı yönündeydi.
Bu topraklardandı ve bu toprakları burada gömülmek için arzuluyordu.
Şöyle diyordu; "evet biz Ermenilerin bu topraklarda evet gözümüz var !
Ama bu toprakları alıp gitmek için değil, bu toprakların dibine girmek için.
İki toplumun da tarihi yaralarının olduğunu ve bu yaraların reçetesinin diyalog olduğu kanaatindeydi.
Ona göre iki millet birbirini anlayamıyordu. Anlamak için uygun platform yoktu ve empati kurulması için ilişki yoktu.
Bu yüzden Türkçe ve Ermenice bir gazete önerdi. Kuruculuğunu yönetmenliğini ve başyazarlığını üstlendi.
Anlayacağınız tek bedene sıkışmış bedenler dolusu yürekle yapılabilecek her şeyi yaptı.

Bir muhabbetinde şöyle anlatıyor Hrant;
Telefon çalar.
Sivas'ın bilmem ne köyünden yaşlı bir amca arar ve şöyle der oğul seni söylediler seni buldum.
Buralara yaşlı bir kadın geldi Fransa'dan, bir gezdi dolaştı sonra hakkın rahmetine kavuştu. Bizde duamızı ettik, namazımızı kıldık, gömdük. Ama öğrendik ki bu herhalde sizlerdendir. Adı sanı şudur bir araştır cenazeyi götürmek isterlerse gelsinler yardımcı olalım.
Hrant arar sorar bulur yakını olabilecek birini.
Sorar bu teyzeyi bilir misini?
Çıkar biri o benim anam der.
Teyze canı istediğinde kimseye haber vermeden Sivas a 10- 15 günlüğüne her yıl gelirmiş.
Fransa'dan kızı gelir Sivas a gider cenazeyi getirecektir.
Telefonda Hrant kızla konuşur kızım getiriyor musun?
Ağlar kız konuşamaz. Yanındaki yaşlı amca alır telefonu.
Amca ne yaptın ne söyledin kıza;
Amca; bir şey demedim oğul, anandır alırsın götürsün, sen bilirsin kızım ama bana sorarsan SU ÇATLAĞINI BULDU dedim der.

19 Ocak 2007 de insanlığın küçüklüğünce katledildi. 
İki ayak görünüyordu gazetelerin altından. Rüzgar esintisi gazeteleri savuruyordu. Biri ayakkabısının altında delik mütevazi yaşamının öyküsünü anlatıyordu. Bir kardeşlik katledilmişti. Barışın sureti o gün kanlı ellerce katledilmişti. Kardeşliği örmeye araç edindiği gazete şimdi üzerini örtüyordu Hrant'ın.
Bir fikir için yaşıyordu ve fikri şimdi her 19 ocak ta AGOS a yürüyen binlerce insanda yaşıyor. Bedenine sığmayan yüreği o gün binlerce insana dağıldı. " Hepimiz Hrant'ız" sloganlarıyla ve fikriyle binlerin suretinde yer edindi.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.