Süreç: Barışta mı, Yoksa Savaşta mı?

01.04.2013 18:53:09
A+ A-

 

 

İnsanlar neden ölür, nasıl ölür, niçin ölür?

Yemek için ölür.

Açlıktan ölür.

Ekmek için ölür.

Para için ölür.

Parasızlıktan ölür.

Savaşta ölür.

Hastane kapısında ölür.

İş kazasında ölür.

Kaza kurşunuyla ölür.

Faili meçhul ölür

Sokakta ölür.

Cadde ortasında ölür ama  barış için neden ölmez?

Neden?

Nedeni çok somut aslında elle tutulur bir makbuliyete bağlayabiliriz çünkü barış basit birşey ve onun için ölmek kolay. Ya da insanlar Barış'ı bu hale, bu kadar acınası bir duruma getirdi.

İnsanlık Barış'ı adamakıllı bir kefeye koymadı hep ardına bıraktı. Dağların ardına bıraktı. Devletin bahçesine bıraktı. Meclisin boş koltuklarına bıraktı. Yetmedi Barış'ı  bir sürece bağladı. Peki biz nasıl bu hale geldik, Barış 'ı nasıl bu hale getirdik? Parayı gören insanlık, hani bir tabir vardır 'babasını bile tanı/ya/mamak' diye, aynen o durumda. Barış bedavadır çünkü hatta veresiye de yazdırabileceğin bol sayfalı, yapraklı bir defterdir. Masrafsızdır, herkese beleştir ve de mali hiçbir geliri yoktur ama huzur vardır. Parasız saadeti sağda, solda, aşağıda, yukarıda aramayın; ağzınızdan çıkacak bir kelime, yan yana getireceğiniz beş harfle saadetli olmak varken hep yokuşa sürüyoruz aracı. Barış denen bir düzlük varken savaş denen bir yokuşa, illa o yokuşu çıkacağım demenin akıl hastalığının dışında açıklamamızın başkaca yolu yoktur, olamaz da.

Bir de kalkmışız Barış'ı bir programa, tüzüğe, düzene, sıralamaya, bir sürece bağlamışız. Az mantıklı olalım insanların birbiriyle barışması için şimdi biz kalkmış bir program mı yapıyoruz? 'Evet sabah bununla barışım, akşam bununla, camide görürsem şununla, kilise de görürsem onlarla.' Barış dediğin şeyin savaş denen şeyden ayıran özelliği teorik olması, konuşmaya dayalı olması yani birbirimizi anlamaya dayalı gayet de mantıklı bir harekettir. Savaş pratiktir, 'hurra buraya girelim, hurra onu da öldürelim, bu bana kampta ters bakmıştı, onu da öldürelim, bu çocuğun yaşı küçük yılanın başını küçükken ezelim'. Acaba insanların midesi nasıl kaldırıyor bu kadar kanı? Savaş bu kadar iğrençtir işte, öldürmektir, insanlığın katilliğidir.

Peki insanlar Barış için ölmeli mi? Evet ölmeli ama öldürmemeli, öldürtmemeli, savaşa direnmeli, savaşın tekerine çomağı sokmalı. Başka yolu yok çünkü aksi durumu bizi daha da derin bir kabusa götürür. Derin kabus zehirdir insanı derinden vurur.

Şimdi bizim bir Barış sürecimiz var da neden bir savaş sürecimiz yok? Hışşırt bir tezkere çıkartıp ertesi sabah bir bağımsız bir ülkenin topraklarında tank sürmenin sürecini hiç yapmadılar yapsalardı yaptıkları aptallığın seviyesini öğreneceklerdi, para gidecekti, kapitalizmin gölgesinden az da olsa çıkacaklardı. Ondandır ki sürece bağlamadılar, süreçsizleştirdiler savaşı. Keşke bu süreç mantığını Barış 'ta değil savaşta kullansaydık. Çünkü Barışın sürece falan ihtiyacı yok.

 

 

Kaç gündür şu fotoğraf kadar iğrenç başka bir fotoğraf gördüğümü hatırlamıyorum. İğrenç bir o kadar da komik bir fotoğraf. Sözde Kuzey Koreli liderimiz 'karşılık veririz, saldırı olur, savaş çıkar!' metnini imzalıyor hele şu surat ifadesine bakın. Önce şunu ifade etmek gerekiyor tabi liderimizin yaşı kaç, kaç savaş gördü ki bir savaşı imzaya bağlıyor? Fotoğrafa dikkat bulmaca da çözüyor olabilir.

Velhasıl kelam sürecimiz kutlu olsun...



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.