Tanrının Devletini Kuralım

12.06.2013 10:23:37
A+ A-

Kırk yaşıma girdim. Hayatın yazı.

Bugün bu ülkeyi terk edip gitmeyi düşünüyorum. Kim beni kabul eder? Nereye gidebilirim? Bilmiyorum.

Politik bir ülkede, hayal kırıklıklarına uğrayarak geçirdiğim hayatımın; yorgunluğundan başka hiç bir şey hissetmiyorum. Artık gitmek istiyorum. Hangi ülkede rahat ederim bilmiyorum. Ezan sesini işitmeyeceğim bir ülkede yaşayabilir miyim? Tecrübe ile söyleyeyim. Bilmiyorum. Öyle çok sofuluktan değil,  alışkanlıktan.

Bu aralar, neden bu kadar politik tartışmalara savrulduğumu düşünüyorum. Sanırım cevabını; çocukluğum da aramam gerekli. 80'li yılların en şiddetli zamanlarında; patlayan bombaların ve sokak kavgalarının arasında geçti, çocukluğumuz. Solcu gençlerin saldırılarına karşın, evimizi bekleyen ülkücü gençlerin yanında; oyunlar oynayarak... Demokrat Partili bir "Sendika Başkanı'nın" -solcu gençlerin suikast teşebbüsünden kurtulmuş bir babanın- çocuklarıydık. 12 Eylül'ün ülkücü gençlerinden olan akrabamızın idamıyla devam eden acılı zamanların.  Çocukluğumuz böyle başladı, ardından gelen Özallı yıllar.

Özallı yıllar, hem ülke hem de aile için umut dolu olduğumuz dönemlerdi. Zira kargaşa, kavga bitmişti. Tamam, 12 Eylül Askeri İhtilalı; aile için acıydı ama sonuçta biz çocuklar için terörize olmayacağımız, umut vadeden yıllardı. 

Gençliğimiz, İslamcı camianın içerisinde geçti. 80'li yılların sonlarına doğru başlayan İslamcılık tahayyülümüz 97'de yaşanan cuntacı süreçle son buldu. O günden sora çok değiştik. Ama bizi terk etmeyen anılarımız, tecrübelerimiz var...

İlk eylemim rahmetli Abdülhamit Turgut'un Filistin'de yaşanan zulmü hatırlatmak için düzenlediği, İsrail karşıtı eylemdi. Daha 14-15 yaşlarındaydık. Çocuk yaşta eylemci olmanın heyecanı ve korkusu bir aradaydı.  Unutamadığım; polisin üzerimize atıldığı sırada rahmetlinin onlardan önce ileri atılması ve hiç korkmamasıydı. Çocuk yüreklere, cesaret aşılamıştı. Etrafında ki gençler ise cesaretle polise karşı direniyordu.  Çeşitli olaylardan gözaltına alındığında; gördüğü işkenceleri üzüntüyle ama bir o kadar takdirle, hayranlıkla anlatırdık. Hele o mahkemede verdiği ifadeler.  Fotokopilerini çeker birbirimize okur, İslam devrimini gerçekleştirecek gençler olarak cesaretin ve yiğitliğin hayallerini kurardık.  A. Turgut'la çok uzun bir mesaim olmadı. Ama birbirini seven insanlar olarak görüştüğümüzü çok iyi biliyorum. Zira nerede görse hal hatır sorar, gelip gitmemi isterdi. Onun gibi yiğit bir Müslüman, İslamcı bir lider bir daha tanımadığımı söyleyebilirim. O bizim çocukluğumuzun ve gençliğimizin kahramanıydı. 

Pek çok insan tanıdım ve cemaat.  Ama yirmili yaşlarım da şeyhim Nuri Önal'ı tanımamla benim için cemaat ve toplantılar bitti.  Hayatım değişti. Pek çok meseleye farklı bir gözle bakmayı öğrendim. Anlatarak değil, yaşayarak gösterdi. Bir gün olsun şöyle yap demedi. Kızmadı. Azarlamadı. 

Hayat! Sadece tecrübelerimizden ibaret. Artık eski İslamcı arkadaşlarım, bana; "Tam liberal olmuşsun." diyorlar. Nedeni? Demokrasi ve adaletten bahsetmem. Liberalizmin ne olduğunu bilmesem onlara kanacağım.

Oysa "Tanrının devletini istiyorum" diyorum.  Gülüyor. Bende gülüyorum.

Sanıyorlar ki İslamcıların talep ettiği din devletini istiyorum. O nedenle bana "Sen demokrasi diyip duruyorsun. Nasıl Tanrının devletini istiyorsun?" diyorlar.

Evet haklılar. Ama onların anlamadığı; İnandıkları Allah'ın yeryüzünü yarattığı, hükmettiği, kanun ve kurallarla (sünnetullah ile) yönettiği halde; bütün yarattıklarının özgür olduğunu görememeleri. Onlar Tanrının cebri/zorlaması olmadığını söylüyorlar. Her bireyin tercihinde özgür olduğunu ekleyerek... Tanrının Hükümranlığı varlığa özgürlük bahşederken, İslamcıların devleti ne vaat ediyor? Onlar Allah'ın yeryüzünde; inanan, inanmayan, Türk, Kürt, Alevi, Sünni ayırt etmeden yaşattığını ve yönettiğini gördükleri halde toplumu dizayn edip mühendislik yapmaya çalışıyorlar. 

Bu yüzyıl bize, ulaştığımız soyut düşüncenin ve entelektüel bilincin gereği; Tanrının Devleti'ni kurmamız gerektiğini söylerken; onlar seküler dönemin, siyasal aklıyla, ideolojik devlet talebindeler halen. 

Ey iktidarın sahipleri gelin!

Tanrının Devletini kuralım artık. Demokrasi bize bunu sağlayabilir.

İnsanlık, yeni bir medeniyet tahayyülüne ihtiyaç duyarken.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.