'Türkçe Olimpiyatları' ve Medyanın Haber Yapma Etiği...

19.06.2013 17:34:36
A+ A-

Medyaya merakla bir soru yöneltiyorum: Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde en göz önündeki kurum olarak neden tarafsız kalmaya cesaret edemiyorsunuz? Bu sözüm istisnasız tüm medya kuruluşlarına. Yirmi küsür günlük sürece şöyle bir göz attığımızda, tarafsız, yansız, doğrudan bilgi veren özellikle Gezi olayları hakkında tek bir habere bile rastlayamıyoruz. Anlamıyorum, insanlar arasındaki mücadele, çekişme, bu kadar genel hale nasıl gelebildi. 'Kişi sevdiğiyle beraberdir.'(Hz. Muhammed) Amenna. Ama bir basın kuruluşu her şeyden önce görev ve yükümlülüklerini çok iyi bilmelidir. Bir kameraman kendisine isyan eden, o anki sinirle ne söylediğini dahi bilmeyen polis memurunu, bunun hem ona hem tüm polislere zarar getireceğini bilerek kayda alıyor ve bu görüntüleri medyaya dağıtıyorsa, işte burada bir sorun vardır. Türkiye'nin en popüler insanları bu eylemcilerin yanında, siz de katılın yoksa rencide olursunuz gibi bir algı yaratılmaya çalışılıyor medyanın neredeyse tümünde. Bu sanaçılarımızın birinin Twitter'daki hesabında sekiz yüz bin takipçisi olduğunu görüp takdir ediyoruz "Ne kadar güçlü, ne kadar meşhur bir insan" diye, halbuki takipçilerine bakıp, yarıdan fazlasının profil resminin değiştirilmesine dahi tenezzül edilmemiş, çoğu hiç takipçisi olmayan 'yumurta' hesaplar olduklarını görmüyoruz bile. Çünkü bu yüzeysellik, bu saflık insanımıza kökten uca işlemiş vaziyette ne yazık ki. 

Günümüzde basın mensuplarının işi kolay zira toplumun bu kesimleri öyle yozlaşmış, öyle koyunlaşmış halde ki... Ve en kolayı da soru sormayan, aslını merak etmeyen, doğruyu, katıksız gerçeği aramayan insanları yönlendirmektir. İnanın şu an benim de medyayı tarafsız haber yapmaya çağırmamdan başka belki yazdığım her şey yanlıdır, ama ben sağın ya da solun yanında değilim, gördüğüm gerçeğin yanındayım. Bana güvenmek için bir nedeniniz yok haklısınız, ama medyaya, adeta makale yazar gibi yüz kırk karakterde orasından burasından haber, gelişme, durum uyduran 'aydın sanatçılarımıza' inanmak için nasıl bir sebebiniz var merak ediyorum. Bu insanlar sizin babanızın oğlu mu? Bu insanların en iyi yaptığı şey yandaşlıktır, ama haklarını da verelim, devlet yetkililerinin açıklamalarından öyle cümleleri, ip uçlarını ustalıkla çekip alıyorlar ki, bu insanların vatan haini ilan edilmesini sağlamaları işten bile değil. Yine de en iyi seçeneğimiz şu anki basınsa, zaten işimiz iş demektir; artık kime inansanız fark etmez demektir. Eylemcilerin 'yandaş'lıkla suçlayarak parka almadığı medya kuruluşları ilk iki-üç günden sonra öyle bir çark etti ki, ağızlarını Çapulcuların kahramanlıkları ile açar, polis şiddetiyle kapar oldular. Eyleme destek verenler de tüm bu zehirli bilgi kaynaklarından beslenen, duydukları her şeyin kendilerini haklı çıkarmasıyla iyice gemi azıya alarak masum insanlara saldırmaya ve kendi özgürlüklerini (!) isterken başkasının hak ve özgürlüklerine tecavüz etmeye başladılar. Medyanın yanlı yayın yapmasının en büyük sakıncası bu işte, insanlara bu tavrı doğru gibi gösteriyor. İşte dün yine olaylar çıktı slogan da şuydu: "Bugün durduğu için tutuklanan insan sayısı: 22, küçük bir kıza tecavüz edip serbest kalan kişi sayısı: 4." Yeterince zeki olan bazıları da "Ve sayın başbakan, 22, 4'ten büyüktür." diye not düşümüştü bu duyurularının sonuna. Ben bu cümlenin bir gazeteci ya da muhabire ait olduğundan neredeyse eminim. Şimdi olayın böyle olduğu bir gerçek, bununla beraber gazeteciliğin temel prensibi 5N 1K'yı unutarak insanların zaten karışık olan zihinlerine böyle, yalnızca hükümet aleyhinde düşünce ihtiva eden haberler yaparsanız ülkeyi iç savaşa sürüklersiniz. Bu işin şakası yok. Kimseye işini öğretmek gibi bir gayem yok yanlış anlaşılmasın, ama bu insanların 'neden'i de, 'nasıl'ı da bilmesi gerek. Duran adamlar nasıl tutklanıyor? Neden suç işledikleri iddia ediliyor? Tecavüzcüler nasıl serbest kaldı? Neden tutuklanamadı? Bunları da söylemeniz gerekmez mi ? Nedir yani ne yapsınlar istiyorsunuz, bu insanlar da ayakta durmak gibi alternatif protesto yöntemleri geliştirmesin, gidip insanlara tecavüz mü etsin?! Buna çıkıyor bu subliminal direktiflerin kapısı... Bu basın maalesef insanlara dinlemeyi de, konuşmayı da unutturmaya çalışıyor. Doğrudur, sürecin içinde yer alan kimsenin de kendi hatasını kabul etmeye niyeti tok bu da gerçek. Ama insanın içinde en ufak bir arzu dahi olsa, meydan vermiyor ki basın buna! İdarecilere veya fikir adamlarına karışmaları zaten mümkün değil ama bu idareciler, medyayı bir araç olarak ustalıkla kullanmakta. "Barış" diyenler, "huzur" diyenler, "muhabbet" diyenler adeta ayıplanıyor. En sonunda da devlet yanlısı kanalların da mensupları, yanlı haberi falan bırakıp direk tartışma programları, fikirsel oturumlar yayınlamaya başladılar. Aradaki farkı bir Kanal D ile bir Beyaz TV'yi izleyerek anlaya bilirsiniz. Bunun yanında, kültürünü zaten kaybetmiş, birbirini yemeye oturmuş bu güruh, artık açık seçik, masumane olarak kullanamadığı diline olan vefasızlığını, 11. Türkçe Olimpiyatları'na dair kayda değer tek bir haber bile yapmadan göstermiş oldu. Belli, bundan bahsetmeye yüzü olmayan tüm bu insanlar diyalog kapısını kapatmış durumda. Şimdi insanlar birbirini suçlamakla, birbiriyle alay etmekle, taraf olmakla o kadar meşguller ki, ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor haliyle. Sokaklardan geçerken insanlara bir bakıyorum, onların ifadeleri, gözleri bana onlara neden 'insanlarım' diyemediğimi hatırlatıyor hemen. Benim insanım, Türk insanı bu değil. Benim insanım, her şeyden önce misafire hürmet eder. Dünyanın yüzü aşkın ülkesinden gelen, onların diline, onların geleneğine talip olan, Türkçe konuşan yabancı misafirlerini görmezlikten gelmez. Zaten uzun zamandır da belli bu insanların barışa talip olmadığı ya, neyse. En azından medya üzerine düşeni yapıp objektifliğini göstermeliydi, mikrofonları değil, kameralar çalışmalıydı bu süreçte. Herkes söyleyeceğini söylemenin bir yolunu buluyor zaten, bakın ben mesela, blog tutuyorum. Twitter'dayım, Facebook'tayım. Herkesin de buralarda bayağı bir özgürlüğü var, daha fazla platformda söz alıp da enaniyeti konuşturmaya ise gerek yok. Saygılar...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.