Türkiye?de Barış Siyasetinin Dili De Müzekkerdir-1

11.02.2013 19:38:46
A+ A-

 


Bu başlığı laf olsun diye kullanmadık. Barış görüşmeleri başlar başlamaz üç kadın anaya suikast yapıldı. Kürtlerin duyduğu barış özlemlerini bile politika malzemesi yapan erkek dili sicili kirli erkek egemenliğiyle çelişmiyor ama savaş sorgulanırken erkeğin şiddet dilini kullanmaktan kimse imtina etmiyor!

Dünyanın çözümlenmesi gereken tüm sorunlarını incelediğinizde altında erkek egemen sistemleri, erkek dinlerini, erkek dilinden kaynaklanan çözümsüzlükleri göreceksiniz.

Barış konusu masaya yatırılınca kadın ana suikastla vuruluyorsa despot erkeğin şiddet dili yerine kadının yürek dili öne çıkmalıdır. Ortadoğu da çağdaş insan yokluğunun biçimlendirdiği toplumlarda kadının barış dili ve iradesi var mı? Hani toplumsal iradede kadının payı? İşte bütün çözümsüzlüklerde bu dilin yokluğu vardır. Bu felaketin boyutu çok büyüktür.

Toplum yüzyıllarca zamandan beri askerleştirilmiştir. Yaşam askeri kışlalara dönmüştür. Erkeğin kuduruk dili şiddeti, toplumun aldatılmış aklı çözümsüzlüklere neden oluyor. İnsanlığın utancı olması gereken egemen erkek şiddet tarihinden övgü ile bahseden zihniyetin barış şekli nasıl olur sizce?  Kandile savaş uçaklarıyla ölüm yağdırılırken, erkeğin yüzsüzlüğü ve yalan bombaları aldatılmışlığın çocuk şekeri olur.

Toplumunun askerin vesayeti altında olması ne kadar mantıksız ise, kadının erkek egemenliğinin vesayetinde etkisizleştirilmesi o kadar çirkindir. Anaların sadece çocuklarını savaş denen insanlık ayıbına yolcu ederken gündeme gelmesi insanlık vicdanını derinden yaralıyor. Çocuklarının ölüm haberi geldiğinde babaların erkek dili ayıbıyla yaşamak kadar büyük düşkünlük yoktur.

Türkiye’de bazı yasal düzenlemeler yapılmadan ve vesayetsiz sivil hükümetten önce Kürtlerle görüşmeleri Genel Kurmay yapıyordu. Askeri dikta rejimine karşı Turgut Özal’ın sivil mutabakat hükümetinin yarıda kalan misyonunu devam ettirmek için uluslararası güç tekrar kolları sıvadı.

 

Ergenekon ürünü Erbakancı çizgiyi dağıtan uluslararası güç ANAP oluşumunun yerine muhafazakâr, liberal, yeniden milliyetçi oluşum grubu ve CHP’nin sosyal demokrat kanadından oluşan dört eğilimli Ak Parti sivil mutabakatı oluşturuldu. Siyasetin sokak fanatiklerine sorsanız Ak Parti’yi ümmet partisi diye ifade ederler. Oysa İslamcı gericilerin oranı %15’i geçmez.

Arap gerici kültür misyonerliğinin öne çıkarılması eski devlet malum politikası gereği olup sadece Kürtleri gericiğe yönlendirip ruhen teslim almaya yönelikti. Bu durum TC’nin stratejik hedefi değildir. Genel olarak Ortadoğu’da, özel olarak Kürdistan’da inisiyatifi elinde tutmaya yöneliktir. Modern üretim tarzını benimseyen TC normalde Mekke merkezli köleci toplum sistemine ihtiyaç duymaz.

Sivil iktidarın yasal düzenlemelerden sonra MİT’in atağa geçmesi politikanın sivilleştirilmesiyle ilgilidir, ancak Osmanlı oyunlarıyla şekillenen Türk toplumu ve onun idari erkleri doğuştan asker olduğu için sivil ve asker iktidarları arasında fark kalmıyor. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kırmızı kaplı ikinci bir anayasası vardır. Bu gizli anayasası belirleyicidir.

İleride kabul edilecek sivil anayasa insan temel hak ve özgürlüklerini esas alıp bilhassa ifade özgürlüğü Avrupa standartlarında yasalaşacaktır. Buna göre düşünce şiddete dönüşmedikçe cezai müeyyideleri yoktur. Fakat zararlı gördüğü insanları gizli anayasa gereğince devletin faili belli olmayan suikastlarla yok edilmesi hakkı saklı kalır. Örnek olarak Uğur Mumcu ve benzerlerinin cinayetleri hiç bir zaman aydınlatılmayacaktır. Belki Fransa suikastı de buna benzer faili meçhulde kalabilir biz henüz bu konuda net değiliz.

Geçmişten ünümüze kadar geniş bir yelpazede Türk yazarlarının, siyasal parti ve kuruluşlarının görüşlerini kendi yayınlarında okuduğumuzda sanki hepsi TSK’ya bağlı birer savaş örgütü görünümündeydi. Birden bire Kürtsever oldular. Geçmişte de bu siyasi parti ve kurumlar aynı şekilde KÜRD kelimesini kullanmıyorlardı. Bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısından sonra “Kuzey Irak Kürt Bölgesi” tabirini sansürlü olarak da olsa kullanmaya başladılar.

Bu durum öyle gösteriyor ki Türkiye toplumu askeri marşlarla düşünüyor ve askeri düdüklerle yazıyorlar. Buna bir itirazı olan varsa Kürt kimliğiyle bizi tehdit etmeye devam etsinler, biz ise onlarla alay etmeye devam edeceğiz. Biz siyasetle uğraşmayanlar olarak böyle piyonları komedi konusu yapmaktan zevk alırız.

Zevkler olmasa bu dünyada yaşamak çekilmez işkence olur. Komutlarla adım atanlarla yaşamak gerçekten işkencedir. Yönlendirilmiş zavallılarının BARIŞ sözcüğünün üstüne nasıl atladıklarını gördük. Bu komedi biraz acıklı sonuçlar verdi.

Türkiye Kürtleri teslim almaya kararlıdır. Tüm danışıklıklar bu esas üzerinde kuruludur.  Gerisi Kürtlere kaldı. Kürdler bu tek taraflı aşağılık plana karşı nasıl cevap olacaklardır? Bir taraftan Kandili bombalarken bir taraftan gizli barış görüşmeleri yapmanın dünyada ismi henüz konmadı. İnkâr geleneğinin Misak-i Milli ülküsüne bağlı olanların beklentileri kursaklarında kalmalıdır.

Barıştan hiç kimse uzak durmaz. Barış sözcüğü ana yüreklerini derinden yaralayan savaş ve şiddete karşı insanların umududur her yerde ve her zaman. Fakat 20.Yüzyılından son çeyreğinde erkek dili politikleşti ki her renkte maskeler ile insanlar çok kötü vuruluyor.

Kani Yado

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.