Türkiye?de Barış Siyasetinin Dili De Müzekkerdir-2

14.02.2013 22:28:09
A+ A-

Türkiye barışsever bir görüntü atmosferi altında Kandili ciddi bir biçimde bombalıyor, her tarafta gerilla kayıplarına neden olan bu süreçte eskiye nazaran daha fazla gerillalar imha ediliyorsa, TC barış değil savaşı kazanmak için savaşın eril dilini hala çekinmeden kullanıyor demektir.

Türkiye’nin sergilediği kabul edilemez ikiyüzlü tavrı üzerine KCK Yürütme Konseyi Başkanlığının yaptığı açıklaması şöyle:

“Başbakan Erdoğan anaların gözyaşının sona erdirilmesinden bahsederken, aynı saatlerde verdiği talimatla son yılların en kapsamlı hava harekatıyla güçlerimizin üslenme alanlarına saldırı başlatmıştır. 14 Ocak’ta saat 16:00’dan 24:00’e kadar Medya Savunma Alanları’na bağlı Gare, Zap, Avaşin, Basya ve Kandil alanlarının birçok noktasına kapsamlı hava saldırıları gerçekleştirilmiştir. Gerillanın yüksek duyarlılığı, disiplini ve tedbirleri sayesinde bu kapsamlı hava saldırılarında daha fazla kayıplar yaşanmamış olsa da tüm saldırılarda 7 değerli gerillamız şahadete ulaşmıştır.

Sürekli savaşın erkek diliyle savaşı tırmandıran TC güdümlü kalemlerin birden bire Kürdseverlik ve barışseverliklerine bir anlam verilmelidir.

Sayın Demirel geçmişte Türk Silahlı Kuvvetlerinin motivasyonu için daha fazla kanlı savaş taktiklerini benimsemesine yönlendirip şefkatle kucaklayıp öldürmeyi öğütlerken bir bildiği varmış! Öldürerek sevgi ve barış numaraları, barış umudunu pompalama numaraları Kürd toplumunu umutlarla oyalamak çok aldatılı görünüyor.

MİT’in karanlık görüşmeleri imha ve tasfiye planlarına yöneliktir. 2000 yıllarının başında da görüşmeler yapılmıştı ve Kuzey Kürdistan’ın Kandil’deki askeri gücünün dağıtılması denenmiş, sadece yarısını Kürt silahlı Kuvvetlerinden koparılabilmişti.

Kürtler bu entrikaya doğru anlam vermesi gerekirken, dünya bu güvensiz politikayı terörizm karşıtlığı olarak gösterilmesine izin vermemelidirler. Kuzey Kürtleri demokratik mücadele biçimleriyle dünya normlarında kendilerini dünyaya doğru tanıtmak zorundadırlar.

Osmanlılar dünyada sergiledikleri vahşetle dünyanın vahşet örneği olurken Osmanlıların bu pratiklerini şanlı tarihleri olarak tanıtan resmi söylemlere rağmen yeryüzünde kendilerini bölgenin mümessilliğine soyunması dünya için bir talihsizliktir.

Osmanlının varisleri bu kirli sicille şimdi anti-terör sahte kimliğiyle Kürtleri tamamıyla silahsızlandırılmak istiyorsa Kürtler kendilerini dünyaya doğru tanıtmadıkları ortaya çıkıyor. Kürtler devam etmekte olan bu Osmanlı oyununa karşı dört parçada demokratik birlikteliği sağlamak için çalışarak bu tuzağa cevap verme bilincinde olarak  KCK Başkanlığının bu konuda verdiği demeç bizi sevindirdi.

Türkiye Hükümetinin istihbarat güdümlü barış havası yaratması Kürtlerin bu imha ve tasfiyeyi görememelerine neden oldu.

Türkiye Cumhuriyetinin Silahlı Kuvvetlerine ihtiyacı olmadığı zaman Kürtlerin de ihtiyacı olmayacaktır. Şimdi tek taraflı olarak Kürtleri silahsızlandırmaya çalışmak tutarsızlıktan başka bir şey değildir. Kürtler uluslararası güvencelerin verilmediği taktiksel müzakerelere itibar etmeyecektir.

Kimse silaha, savaşa ve şiddete sevdalı değildir. Şiddet yüzünden her kes bir yerinden yaralanmıştır mutlaka. Toplumlarda yerel güç gruplarının insanları kendine itaate zorlayabildikleri gibi siyaseti bahane ederek insanları baskı altında tutmaya onlara şiddet uygulamaya eğilimli politikleşmeler kaçınılmazdır. Şiddetin egemen olduğu ortamlarda çakallar boy gösterir. Canlılarla ilgili dizileri izleyenler bu durumu canlı olarak görme imkânlarına sahip olabilirler.

Bulanık ortamlarda kimin kim olduğunu bilmek zorlaşıyor. Her yerde görüldüğü gibi sırtını bir güce dayayıp erkekleşen düşkünler, Jitem, Köy koruculuğu şımarıklığı ve geleneksel şiddetin politik kisve altında Kürtleri huzursuz etmesini de sömürgeciliğin toplum üstünde yarattığı tahribatlarının ürünü olduğunu bildiğimizden bunu da sömürgeciliğin hanesine geçiyoruz.

Mezopotamya’nın barbar Arap kavimlerinin istilasına uğradıktan sonra beyinden vurgun hale gelen ve bir türlü toparlanamayan Kürtler Selçuklu ve Osmanlı hakimiyetinde de kalarak bu barbar toplulukların geri özellikleriyle Kürt toplumu üzerinde olumsuz etkiler bıraktılar. Kürtlerin barışın gündeme geldiğinde hemen sahip çıkmasının altında çok önemli gerekçeler vardır.

Bu dönemlerde halk arasında sık sık  “spındîyi paşa yapmışlar ilk icraat olarak kendi babasını asmış“ sözünü sık sık duyarsınız. Bu koşullarda barış bir özleme dönüşür. Kürdlerle öyle oynandı ki Kürdlerin Kürtlerden kurtulması da bu barış talebinin önemli bir gerekçesi olabiliyor.

Kemalist sistem Türkleri beyinden vurduğu gibi Kürtleri de vurdu. Kimseye “kaşının altında gözün var” diyemiyorsun; Hitler tarzında hemen “ haddini bil!” diye tehdit gelir. Bu gösteriyor ki Kemalizm Kürtleri çok derinden vurmuş. İşte barışın aciliyetinin altındaki en önemli belirti bu erkek dilidir.

 

Kani Yado

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.