Türkiye?de Halis Türklerin Başı Belada

09.05.2013 00:40:16
A+ A-

Dünyanın hiçbir yerinde arınmış saf bir ırk yoktur. Ama bu Anadolu var ya; oralı olmayan kökü oraya dayanmayan çok az millet vardır.
***
Kızılbaş- Alevi ve Bektaşilik Anadolu'ya özgü bir kavramdır. Doğan Avcıoğlu, "Türklerin tarihi" adlı eserinde onlardan söz eder. O sayfaları çok keyifli bulurum.

Aslında Türklerin Tarihini dünya tarihi içinden çekip çıkarmak mümkün olsa, geriye garip bir tarih posası kalır.
***
Anadolu'ya son gelen Türkler daha önce gelenler tarafından Müslüman olmaya zorlanır. Mantık olarak uygun bulurlar ama bu şarap meselesine bir türlü akıl erdiremezler. Hikâye uzar gider. (aynı eser)

Şu tespiti çok önemsiyorum; Bu son gelen ve Kızılbaş, Bektaşi, Alevi gibi adlarla anılan insanlar kesin olarak Türk'tür.

Garip olan ise; Türkiye'de gerçek Türklere hayat hakkı tanımak istemeyenler var.  
***
Oysa Aleviler Türk halk Edebiyatının üreticisidirler.
Alevi türkü ve deyişlerini radyo ve tv arşivlerinden çıkarmak mümkün olsa Türk kültürü çöker.
***
Tarihlerin yazdığına göre; Osmanlı zamanında arada bir kılıçtan geçirildiler.
Cumhuriyet döneminin Alevilere karşı tavrı oldukça karmaşıktır.
***
Mustafa Kemal'in başlattığı İstiklal Savaşı'nın yanında yer alırlar. Sıraç Türkmen Toplulukları; Kuvayi Milliye hareketine nakdi ve ayni yardımda bulunurlar.

Bunun ana nedeni; Mustafa Kemal Sivas Kongresinden Ankara'ya dönerken, Hacı Bektaş Veli Dergâhı postnişini Ahmet Cemallettin Çelebiye uğrar.

O geceyi orada geçirir.

Çelebi; Mustafa Kemalin kendileri ile beraber içki içmesini kendilerinden biri olmasına yorumlar. O günden sonra daha başka detay (laiklik gibi) olaylardan dolayı, Tüm aleviler Mustafa Kemali, dolayısı ile CHP'yi kendilerine yakın bulurlar.

Ne var ki daha sonra yaşananlar moral bozucudur.
Maraş, Çorum ve Sivas olayları umutları yerle bir eder.

Sivas Madımak otelindekiler, o günün Başbakan yardımcısı Erdal İnönü'den altı saat boyunca yardım istedi. Ne acıdır ki Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin ikinci adamı Erdal İnönü Sivas Valisine, Komutanına söz dinletemedi.
***
De ki Cumhuriyetin ilk yıllarında zihinler henüz duru değildir. (Türk Yurdu Dergisi Mayıs 1930, Sayı:29-223) şöyle yazar; "Faşizm bir vatan ideali etrafında iktisadi refahı siyasi ve içtimai ahengi tesis etmeyi düşünür. Bu milliyetçiliğin farikası, milleti hakim ve mahkum sınıflara ayırmak değil her meslek erbabının umumi ve iş bölümü içinde çalışma hakkını tanımak ve onun yükselmesini temin etmektir. Münevver ve milliyetperver bir gençliğin, İtalya toprakları üzerinde sınıf ve gayz  kininden doğan hareket karşısında kendini toplamasının ve bütün vatanperverlerin doğru yolu gösteren emri altında arzın medeniyet menbalarında olan güzel  memleketlerini  siyanet edebilmelerin, hürmet ve taktir ile görmüşüzdür. Biz faşist milliyetperverliğinin dünkü galeyanında hem mazimizi hem de istikbalimizi görürüz."
Aradan 83 yıl geçti, sonucun takdirini okurlarıma bırakıyorum.
***
Dönemin Adliye vekili Mahmut Esat Bozkurt da 1930'da şöyle dedi: "Benim fikri kanaatim şudur ki, bu memleketin kendisi Türk'tür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır."

Oysa gerçekten Türk olan Aleviler halen dışlanmaktadır.
***
1928'de Türk Yurdu Dergisinde yayınlanan yazılardan şunları okuyoruz; Trabzon Türk Ocağının, Of, Sürmene ve Tonya'da Rumca'nın konuşulmaması için çaba harcandığı, bunun sonucunda Vilayet tarafından Kaymakamlıklara yazı yazıldığı, Rumca sokak adları, yer adlarının değiştirildi bunun için Belediyelerle işbirliği yapılmıştır.
Demek ki "Sünni" olmak da elvermiyormuş.
***
Cumhuriyet Hükümetleri, "evet vatanı korudu ama" ayırım gözetmeden ahaliyi canından bezdirmekte hiçbir sakınca görmemiş.
***
Şimdi; "Maltepe Esenkent'te 7 evin işaretlenerek, üzerlerine 'ölüm' şeklinde yazılar yazılmasını protesto eden mahalleliler, olayın devlet eliyle yapıldığına inanıyor.

Pir Sultan Abdal Derneği Maltepe Şubesi'nin yaptığı protesto gösterilerinin ardından, akşam saatlerinde de mahalleli ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının üyesi yaklaşık 300 kişi yürüyüş düzenleyerek olayı protesto etti." (gazetelerden)
***
Üzerinde durulması geren nokta şu; Maraş, Çorum ve Sivas katliamlarında devlet ortalıkta yoktu. Devir değişti, hatta asır değişti Esenkent'teki olayda da devlet yine neden gözükmüyor?
***
Burada; "bu suçu devlet işlemiştir" demiyorum.

"Bir yerde suç işleniyorsa Devlet neden orada yok?" diyorum. 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.