Türkler ve Kürtler barıştan ne anlıyor?

10.05.2013 09:31:40
A+ A-

Uluslararası ve bölgesel dengelerin zorlamasıyla Ankara’nın oluşturmaya çalıştığı yeni Kürt siyasetinde bireysel hakların tanınması yanında, müzakere ve muhataplık yoluyla Kürt siyasal hareketinin kontrol altına alınması en önemli stratejik değişikliktir. En iyi düşman kontrolümdeki düşmandır mantığı ile hareket edilerek, müzakere ve muhataplık ilişkisi bu minval üzerinden inşa edilmektedir.

Çetin Çeko

Yazılanları ve televizyondaki tartışma programlarını izlerken sanırım Türkler ve Kürtlerin barış ve çözüme ilişkin algı ve bekletenlerindeki farklılıkları görüyorsunuzdur.

Barış ve çözüm konusunda en iyimser görüşe sahip Türk siyasetçiler, akademisyenler ve sokaktaki vatandaşlar silahların susması, Kürtlerin bireysel ve kültürel haklara sahip eşit vatandaşlar olmasını istemektedirler. Yerel yönetimlerin yetkileri arttırılarak bugün de olduğu gibi belediyeleri yönetebileceklerini de kabul etmektedirler. Lakin özerklik, federasyon veya herhangi bir statü söz konusu olduğunda, bunun kardeşlikle bağdaşmadığını, bizleri ve ülkeyi “böleceğini” ifade etmektedirler. Kısaca kolektif haklara hayır, bireysel haklara evet düşüncesine sahiptirler.

Kürtlerin büyük bir çoğunluğu ise silahların susması, kolektif haklara sahip, özerk veya federatif bir sistemde kendi coğrafyalarını kendilerinin yönetmelerini istemektedirler.

Görüldüğü gibi Türkler ve Kürtlerin barış ve çözüme ilişkin algıları arasındaki uçurum oldukça derindir. Bu derinlik şu an için PKK’nin geri çekilmesi ve çatışmamazlık ortamından dolayı fazla gündeme gelmemektedir. Gündeme getirenler ise erken öten horuz misali başlarının koparılması, barış ve çözüm karşıtı bir pozisyona koyulma riskiyle karşı karşıyadırlar.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül resmi bir ziyaret için Portekiz’e giderken müzakere sürecini değerlendirerek, Kürt sorununun eşit yurttaşlık ve benzeri kavramlar üzerinden halledilebileceğini açıkladı. Devletin Türk devleti olduğunu unutmamak gerekir diyen Gül, “Vatandaşların bazısı ‘bu devletin vatandaşıyım ama Türk değilim’ diyorsa ille de sen Türk’sün diyecek halimiz yok. Başka ülkelerde, devletlerde de böyle. Alman, Fransız devletlerine bakarsan görebilirsin, onların vatandaşları içinde de Türkler var. Modern devletlerde bu böyle.” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Gül’ün çizdiği çerçeve devletin Kürt sorununa yaklaşımını ve hükümetin atacağı en ileri adımı ifade etmektedir. Bu çerçeve Kürtler, Erminler ve Süryaniler açısından eşit haklara dayalı gerçek bir vatandaşlık tanımı değildir. Gül’ün söylemi Kürtleri, Ermenileri, Süryanileri kendi topraklarında yaşayan kadim, yerli halklar değil de Almanya’da, Fransa’da yaşayan göçmen statüsünde, sonradan Fransız veya Alman vatandaşlığına geçen Kürt, Süryani ve Ermeni uyruklu göçmenler olarak gören anlayıştır.

Devlet aklının “barış” ve “Türk usulü çözümden” anladığı maalesef budur.

Peki, Kürt-Kürdistan sorununun çözümünde örnek veya model teşkil eden çözümler yok mudur?

Tabi ki var!

Örneğin İrlanda, Bask, Güney Afrika deneyimlerinden yararlanacağımız müzakere ve toplumsal barışa ilişkin deneyimler ve benzer anahtar bilgiler her gün basında yer almaktadır.

Bunların yanında gözümüzün önünde duran “Kürt usulü” bir çözüm de var. Güney Kürtlerinin merkezi yönetimle gevşek statüye dayalı federe Güney Kürdistan modeli bu açıdan önemli bir örneği teşkil etmektedir.

Söz konusu model bağımsızlığa kapı araladığı için Öcalan ve PKK tarafından “ulus devletler çağını doldurmuştur, karşıyız” diyerek ‘tu kaka’ edilmeye; Türk, Fars ve Arap devletleri ise Kürdistan’ın diğer parçalarına sirayet etmesini engellemeye, özenle Kürtlerin beyninden ve kalbinden silmeye çalışmaktadırlar. Bu modele karşı çıkanlar mevcut gerçeği değil, olmasını istedikleri “gerçeği” empoze etmektedirler.

Batı Kürdistan’da (Suriye) Esad sonrası veya öncesi Güney Kürdistan’a benzer mevcut bir statüko ve inşanın oluşmaması için Kürtlere karşı Türkiye, İran ve Irak’ın karşı koyuş ve politik manevraları bunun en somut kanıtıdır.

Uluslararası ve bölgesel dengelerin zorlamasıyla Ankara’nın oluşturmaya çalıştığı yeni Kürt siyasetinde bireysel hakların tanınması yanında, müzakere ve muhataplık yoluyla Kürt siyasal hareketinin kontrol altına alınması en önemli stratejik değişikliktir. En iyi düşman kontrolümdeki düşmandır mantığı ile hareket edilerek, müzakere ve muhataplık ilişkisi bu minval üzerinden inşa edilmektedir. Diğer önemli bir konu ise Kemalist ve İslam bulamacı ideolojik yaklaşımla “yeni paradigma” yaratma girişimidir. 

Özerk, federatif veya bağımsız Kürdistan program ve yapılanmasına alternatif olarak 1990’lardan itibaren oluşturulmaya başlanan  “Kürt kimlikli özgür Türkiye vatandaşı”  tezi bu açıdan önemlidir. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın özerk, federatif veya bağımsız Kürdistan tezinin günümüz gerçekleriyle bağdaşmadığını ileri sürmesi ve nasıl boşa çıkarmaya çabaladığı bilinir. Hatta bir kısım Kürtleri nasıl markaca aldığı da hatırlardır.

AK Parti, özerklik ya da federasyon “bütün Kürtlerin” talebi değil diyerek, sorunu bireysel haklar çerçevesinde baypas etmeye çalışması, kırılgan olan sürecin cıvatalarını her an yerinden sökebilir.

Ayrıyeten Kürt sorununa ilişkin hükümetin kendine ait bir takvimi olmakla beraber, hayatın ritmi ve Kürtlerin bunu beklemeye artık tahammülleri kalmamıştır.

Kolektif hakları savunan Kürtleri, ırkçı Türk milliyetçiliği ile aynı kefeye koyarak “milliyetçi” ve “barış” karşıtı olarak suçlamaya kalkışmak da sorunu çözmez.

Bilindiği üzere AK Parti, 2011 Temmuz parlamento seçimlerinden itibaren Kürt sorununa yaklaşımda pozisyon değiştirerek güvenlik merkezli geleneksel devlet siyaseti izlemiştir. Kendi tabanı ve Türk halkına pompaladığı anti-Kürt, milliyetçi havayı bugün Akil İnsanlar vasıtasıyla geri almaya çalışması gözlerden uzak değildir.

Kimler için barış ne anlama geliyor sorumuza geri dönersek;

Kürtlerin istediği evrensel kolektif haklar ve devlete ortak olmaktır. Bu da olmazsa kendi geleceklerini kendileri belirlemek!

Kalıcı barış ve gerçek çözüm için yüreklice tartışılması gereken bu değil midir?

Kürtlerin barıştan anladığı budur! Bu manada Türkler ile Kürtler arasındaki makas oldukça açıktır.

twitter.com/cetin_ceko

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.