ve Kardeşlik

25.07.2013 00:31:40
A+ A-

Rojava, halk devrimi, Kürt konferansı, PYD, küçük kuzey Kürdistan...

Bu tür kelimeleri duyunca kafamızı kuma gömmek akıl karı değil. Zira daha önce de bunu yapmıştık. Kuzey Kürdistan federatif yapısını ilan ettiğinde ilk tepkimiz; “ne oluyor lan!” …ne kuzeyi ne Kürdistan’ı biz burada Kürt kelimesini daha kabul edememişken, yanı başımızdaki bu devlet de neyin nesi, dağıtırız lan biz orayı gibi söylemler en yetkili ağızlardan aylarca dile getirildi. Yetmedi hep bir ağızdan, dünün aşiret reisleri (sanki Osmanlı kurucusu gökten padişah olarak düşmüştü) “çapulcular” diye tanımlar yapıldı Irak’ın kuzeyinde federatif bir yapının varlığı tanınmadı. Hani kendimiz yaşamasak anlamayız diyeceğim ama bu tür tanınamazlıkların (KKTC’nin Türki Cumhuriyetlerin dışında hatırı sayılır birçok ülkenin tanımaması gibi) acısını en çok çeken ülkelerin başında gelen Türkiye, kafasını kuma gömüp Federal Kürdistan Cumhuriyetini kanının son damlasına kadar tanımamaya görmemeye direndi. Sonuç? Sonuç hayal kırıklığı ve zorda olsa kabul etmek oldu. Orada bir devletin varlığı bu ülkeyi bölmedi. Stratejik uzmanların(?) öngörüleri bir bir fiyasko ile sonuçlandı. Şimdilerde ise kuzey Kürdistan Türk sermayesinin gözbebeği konumuna geldi.

Gel geellim şimdi Rojava meselesine. Kürtler orta doğunun kadim halkaları olmakla birlikte yüzyıllardır her türlü baskıyı zulumu kıyımı yaşamış bütün bunlara da reva görülen bir halktır. Şimdilerde ise tarih sahnesine çıkmanın savaşını veren bir halk. Herkesin bildiği gibi Kürtler dört parça olarak yaşamaktadırlar. İran, Irak, Türkiye ve Suriye’nin kuzeyi. Şuana kadar kimlikleri dahi olmayan baskının sömürünün faşizmin her türlüsünü yaşayan Suriye Kürtleridir. Şuan ortalığı velveleye verip kendi dillerini yaşamaya kendi öz kimliklerini oluşturmaya çalışan Rojava halkına yine biz buna müsaade etmeyiz gibi notaların verilmesi gerçekçi bir tavır değildir. Gününü kurtarmaya yönelik yapılan ucuz oy kapma davranışlarıdır. Çünkü 2004 te Esat güçleri Araplarla işbirliği yapıp orada Kürt kıyımı gerçekleştirdiklerinde “o zaman neredeydiniz” diye sormazlar mı insana. 2004 te Esat ve Arapların yaptığı kıyıma karşı çaresiz kalan Rojava Kürtleri o tarihte yaşananlardan çok iyi bir ders çıkarmıştır. O tarihten sonra kendi öz savunmalarını hazırlayıp kendi ana dillerine kendi topraklarına yapılabilecek her türlü saldırıya karşı çok iyi hazırlanmışlardır. Kabul etsek de etmesek de Rojava dünyanın en yobaz ve insan eti yiyen İslam örgütlerini püskürtecek yapıya ve deneyime sahiptir. Yıllarca Baas rejimin yakıp yıktığı Rojava, topraklarını kökleri derinlerde olan bir devletin filizleri yeşermektedir. Kuzey Kürdistan meselesinde yaptığımız hatanın aynısını tekrarlamak bizi yine hayal kırıklığına uğratacağı gibi Türkiye’de yaşayan Kürtlerden de Türkiye’ye karşı YİNE gönül kırılmaları olacaktır. Ki devletin bu tür davranışlarının sonuçları Türkiye’deki Kürt toplumunda aidiyet duygusunu sorgulamaya yol açmıştır. Akl-ı selim ile hareket edip ve geleceği iyi okumak hepimizin yararına olacaktır. Kafayı kumdan çıkarıp “Kürtlerin kadınları malları sizlere helaldir” diye fetva veren –eminim çoğunuzun bu fetvadan haberi yok- İslam örgütlerini desteklemek tarihe yazılacak kara bir leke olur bu yanlıştan da bir an önce dönmeli. Ortadoğu da zaten yalnız kalmış bir devlet olan Türkiye kardeşlerini sırtından vurmaktan vazgeçmeli. Rojava’nın bağımsızlığı Küçük Kürdistan’ın varlığı Türkiye’nin gelecekteki çıkarlarına ters düşmeyecektir. Hep söylüyoruz ya buradaki Kürtlere; “hepimiz kardeşiz” peki Suriye’deki Irak’taki Kürtler kim? Üvey kardeş mi?

**Mvlt

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.