Yukarıdan bakanlar aşağıda ne görür?

06.06.2013 20:59:56
A+ A-

Bugüne gelirken millet olarak pek çok bedel ödedik. Belki de o yüzden tarih boyunca hiç bu kadar uzun süreli bir barış dönemi yaşanmadı. Neredeyse yüz yıl olacak devletimiz bir seferberlik emri çıkarmadı, buna gerek de duyulmadı. Duyulmadı ama zaman içinde gelen Hükümetler, halkının bir kısmını terörist, şeriatçı, dış mihraklarla işbirliği yapan, komünist, bölücü, çapulcu olarak görmek gereğini duymuş. Bu yazıda Osmanlı devlet adamlarından bazı örnekler vereceğim. Ola ki günümüz devlet adamları da elli sene sonra şimdilerde yazılan tarih sayfalarından okuna.
***
Avusturyalılarla aramızda geçen 'Petervaradin' muharebesinde (1716) şehit düşen Sadrazam Damat Ali Paşanın yalnız katalogu dört cilt tutan kitapları üzerine "irade"  el koymuş. Felsefe, Tarih ve Astronomi ile ilgili o eserlerin kütüphanelere bağışlanması bile caiz görülmemiş. Bu kararı daha sonraları Şeyhülislam Ebu İshak İsmail efendinin verdiği anlaşıldı. Osmanlı grafik çizgisi inişe kıvrılmıştı çünkü.

***
Yavuz ve Kanuni devirlerinde Osmanlı'da denizcilik ile ilgili bilimler çok ilerlemişti. Piri Reisin Kitab-ı Bahriyesiyle ünlü acun haritasının (şu anda yarısı yırtık olarak elimizdedir) daha 1513 yılında yapılmış olduğu bir ülkede bundan ikibuçuk yüzyıl sonra, 1770'de bir Rus donanmasının Baltık denizinden Ak Denize geldiği duyulunca Osmanlı Devlet adamları, Padişahı, Sadrazamı, Kaptan Paşası ve Reis-ül Küttabı ile birlikte; Bunun ancak Venedikteki kanallar yoluyla Adriatik denizinden geçerek gelebileceği sanısına kapıldılar. Buna izin verdikleri için Venedik elçisini ikaz etmişler. Nereden nereye..

***
Darülfünun resmen, 20 Şubat 1870'de açılır. Sadrazam Ali Paşa ile bütün nazırlar oradadır.  Maarif Nazırı Saffet Paşa ve birkaç kişinin söylevleri dinlenir. Bunlar arasında ünlü İslam düşünürü Cemalettin-i Afgani de vardır. Onun konuşmasından "Peygamberlik bir sanattır" anlamını zoraki yorumlarla çıkaran bir takım softalar Darülfünunun iki yıl içinde kapatılmasını ve Cemalettin'in de sınır dışı edilmesini sağlarlar. Başka ne olabilirdi?

***
İlk basımevi II. Muradın Sultanlığı zamanında 1440 yılı dolaylarında Gutenberk tarafından Almanya'nın Nurenberg kentinde açılır ve batı dünyasına pek çabuk yayılır.  Bizdeki öyküsü ise şöyle gelişir;

İspanya'dan Osmanlı ülkesine sığınan Yahudiler 1493 yılında Türkçe ve Arapça kitap basma-mak koşuluyla II. Bayezıt'ten basımevi açmak izni alırlar. Aynı koşullarla aynı izin 1567'de bir Ermeni'ye ve 1627'de bir Rum'a verilir. Türk ve Müslümanlar için dinle ilgili kitaplar basılmamak koşuluyla ancak 1727'de Türkçe ve Arapça kitap basacak bir basımevi açılması izni verilir. Ne var ki bu basımevi 1742'de sakıncalı bulunarak kapatılır. Nihayet 1784 yılında Osmanlı ülkesi basımevine yeniden kavuşacaktır. İşte, Türk halkının batı dünyasından hatta yerli Hıristiyan halktan, Yahudilerden geri kalmasının başlıca nedeni budur.

Başta oturup da bakanlar, acaba neden halkı ve bilge insanları adam yerine koymaz?

___________________                  

Tarihi bilgiler için; Hikmet Bayur'un xx. yüzyılda Türklüğün Tarih ve Acun siyasası Üzerindeki etkileri adlı eserinden yararlanılmıştır.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.