Zafer İşareti ve Bozkurt Selamı

13.05.2013 19:00:55
A+ A-

 

İki yıl önceydi.
Samsun'dan Mardin'e bayram tatiline gidiyordum.
Cizrenuh otobüsündeydim.
Araba Tokat Turhal otogarına girdi.
Molanın bitmesine yakın, elli kişilik bir insan topluluğu otogara giriş yaptı. 
Omuzuna bayrak bağlanmış iki genç ortada diğerleri etraflarında oynamaya başladılar.
Bir askere gönderme merasimiydi anlayacağınız.
Ne güzel şey diye düşündüm.
İnsanlar evlatlarını güle oynaya gönderiyorlar askerliğe.
Halay çekerek, davul çalarak, kınalar yakarak...
Dayanamadım ve yanlarına gidip alkışa durdum.
Orta yaşlı göbekli bir amca omuzuma dokunup gülümsedi.
Bir merhabaydı gülüşü, hoş geldindi.
Başında yemeni, üzerinde şalvar olan bir genç "makaram sarı bağlar, kız söyler gelin ağlar" türküsünü söylemeye başladı ve halaya durdu herkes.
Şans eseri halay başı oldum bir anda.
Delilo oynuyoruz; klasik...
Derken kızın sözleri tükendi ve devam edemedi türküye.
Herkes birbirine bakakalsın ben başladım devamını söylemeye.
Farklı bir dilde, farklı bir seste ve gayri ihtiyari...
"Lo berde, lo berde lawo desté min berde,
Evînî bi kilû derde, lawo desté min berde".
Halay daha bir canlandı, insanlar daha bir coştu.


Neyse otobüse bindik, yolcular tamamlandı ve hareket ettik.
Elini omuzuma koyan ve galiba askerin babası olan adam bana bakıp gülerek selam verdi.
Ben karşılık verdiğimde de elleriyle bozkurt işareti yapıp, birkaç defa sağa sola sallandırıp başına koydu.
Burada vedalar öyle yapılıyor demek, diye düşündüm.
Bende zafer işareti yapıp "baş göz üstünde" anlamında alnıma doğru götürdüm.
Adam baktı, sustu, zafer işaretini az önceki Kürtçe türküyle sentezleyip puanımı hemencecik verdi. 
Başparmağını tehditkâr bir ifadeyle sallayarak, söylene söylene ve galiba küfrede küfrede kalabalığa doğru gitti.


O gün şunu anladım ki; ülkemizde milliyetçilik ve fanatizm duygunun değil, şeklin üzerine kurulmuştur.

Duruşunuz, içtenliğiniz, yaklaşımınız değil, üzerinize giydiğiniz gömleğin rengidir suretinize hükmeden.

Anlatmanıza gerek yok kendinizi, kıyafetinizi değiştirmenizdir asıl insanlara yeten...

Geçmişin, yaşantının, zamanın değil; gözün gördüğüdür asıl esas hikâye,

Kulağın işittiğidir.



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.