Zorunlu asker ölümleri

15.04.2013 12:23:22
A+ A-

 

Abdurrahman Çiftçi’nin hikayesini bilir misiniz?

Ya da gencecik yaşta eğitim zayiatı denilerek cenazeleri ailelerine teslim edilen asker çocukların hikayelerini bilir misiniz?

6 Mart 2013 tarihinde Batman, bir gün içerisinde iki kara haber aldı. Batmanlı er Abdurrahman Çiftçi’nin Muş’un Hasköy ilçesinde, yine Batmanlı er Masum Adlığ’ın da Ardahan’ın Damal ilçesinde zorunlu askerlik hizmetlerini yerine getirirken intihar! ettikleri iddia edildi. Abdurrahman Çiftçi’nin otopsi tutanağında şu satırlar geçiyordu.

“Müteveffanın 166 cm boyunda, kahverengi gözlü, siyah saçlı, 1 günlük sakallı ve bıyıklı, beyaz tenli, tahminen 55-60 kg ağırlığında, 20-22 yaşlarında sünnetli bir erkek olduğu görüldü… Müteveffanın iskelet sisteminin elle muayenesinde tüm kafa kemiklerinde parçalı, sağ mandibula, sağ maksilla ve nazal kemikte kırık olduğu tespit edildi.”

Abdurrahman Çiftçi, zorunlu askerlik hizmetine alınmadan önce avukatlık yaptığım kent de olan Batman’daki bir cafede asgari ücretin altında bir ücretle ailesinin geçimini sağlamak için garson olarak çalışıyordu. Abdurrahman ile tanışıklığımız da buradan geliyor. Cafeye adım atar atmaz, yüksek sesle, “Avukat Abelere demli çay getirin” diye seslenirdi. Yanımıza oturur; “ben sizin kadar memleket sorunlarından anlamam ama…” diye başlayıp her defasında bizim bildiklerimizden daha farklı ve yeni analizler yapardı memleket sorunları hakkında. Adisyona içtiğimiz çayları hep eksik yazardı, her uyarışımızda yüzü kızarır, başını eğerdi masum bir çocuk edasıyla.

Abdurrahman Çiftçi, parçalanmış kafatası ile beraber ailesine ceset torbası içerisinde teslim edilmeden önce, 20 yaşında yüreği yaşam sevinci ile dolu bir delikanlıydı, zorunlu askerlik hizmetine alınmadan önce ailesinin göz bebeğiydi.

Abdurrahman Çiftçi hep güleçti, o güleç yüzün altında kendisiyle, ailesiyle, hayatla ve siyasetle ile ilgili düşünceleri olurdu.

Abdurrahman Çiftçi neden mi intihar etti? Ağabeyi Medeni Çiftçi’nin Cumhuriyet Başsavçılığı’na hitaben yazdığı dilekçe her şeyi özetliyor aslında.

“…Son dönemlerde basında ve kamuoyunda dikkatleri üzerine çeken ‘Kışla içerisindeki ölümler’ ve özellikle de etnik ve siyasi kimlikleri nedeniyle keyfi uygulamalar altında ezilen, işkence merkezlerinde geçirilen askerlerin ölüm haberleri bize Abdurrahman’ın ölümü klasik bir intihar ölümü dışında bir cinayet olduğunu düşündürmektedir. Tüm bunlardan dolayı gerekli soruşturmanın yapılarak suçlu ya da suçluların cezalandırılması yoluna gidilmesini talep ediyoruz”.

Abdurrahman Çiftçi, dünyaya asker olarak değil, bebek olarak; Türk olarak değil, Kürt olarak geldi. Ama Abdurrahman Çiftçi’ye ve arkadaşlarına her sabah, “Her Türk asker doğar” sözünü koşar adımla attırdılar. Tıpkı Sevag Şahin Balıkçı gibi. Tıpkı intihara zorlanan, kazayla! öldürülen diğer Kürt, Ermeni, Rum… gençler gibi.             

Dünyada insan hakları konusunda sicili oldukça kötü olan Türkiye, şüpheli asker ve intihar ölümlerinde de birinciliği kimseye kaptırmıyor. Hükümetin ve Genelkurmay Başkanlığının hala sessiz kalması oldukça düşündürücüdür.

Askeri kışlalarda hakarete ve kötü muameleye dayalı, insan kişiliğini ezen, hiçleştiren bir zihniyet üzerine inşa edilen ve salt bir erkek egemen zihniyetin hakim olduğu, demokratik ilkeleri devre dışı bırakan uygulama ve baskı sisteminin derhal kaldırılması, temel insan hakkı olan vicdani ret hakkının tanınması derhal sağlanmalıdır. Temel İnsan haklarına dayalı bir reform paketi için derhal çalışmalar başlatılmalıdır. Belki böylelikle yeni Abdurrahmanlar, yeni Sevaglar ölüme değil, yaşama ve yitirdikleri sevdiklerine koşar.

Evet! Abdurrahman Çiftçi henüz 20 yaşında iken şüphelerle dolu bir olay sonrasında intihar ettiği iddiası ile cansız bedeni ailesine teslim edildi. Otopsi için çekilen fotoğraflarda Abdurrahman Çiftçi’nin yüzü yine güleçti.

Zorunlu Askerlik kurumu ölüm saçıyor. Bunu görmek için daha kaç gencin ölmesi gerekiyor!

 

Kemal ÜNER

Avukat, Batman Barosu

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.