Devrim, Köylü ve Kentli

27.10.2013 00:13:41
A+ A-

Çamurdan pastalar yapan köylü çocukları

ve çamur nedir bilmeyen şehir çocukları

Şehrin,

Şehr,

Şer,

Şer çocukları !

Geldiler ve bozdular çamurdan yaptığımız pastaları

Talan edip, martı gülüşleriyle defolup gittiler

Yoktu ortak paydamız o pastada, olamazdı

Bizi ve pastamızı talan etmeleri hep olasıydı

Bilemedik, konduramadık, saftık

"Çamurdan pasta olur mu hiç "diyen şehir çocuklarına

"Olur tabi " diyen saf köylü çocuklarıydık

İyi ki defolup gitiler

İyi ki defolup döndük yuvamıza...

Kızmışız da şehirlilere, yazmışız yıllar öncesinde bu dizeleri ama reddiyelerle olmaz dedim kendime.

Onlar ekmek yoksa pasta yerdi , biz ekmek yoksa, toprak var derdik. Biz incinirdik hayallerimizin kınanmasından, onlar hunharca ezip geçerdi hayalleri. Biz umutla yaşardık, onlar somutlukla, onlardı devrimi isteyen, oysa bizim adımızdı devrim... Onlar bizi değil, biz onları dönüştürelim... Şehirli köylüyü anlasın, köylü şehirliyi...Empati kuralım, em pa ti .

Köylü ile kentliyi birleştirecek ortak bir payda bulmalı  dedim ve bu yazı çıktı ortaya, ortak payda devrim olmalıydı ve bu sefer paylaşmalıydık devrimi, köylü ve kentli...

 

Şehirli yaşamı ve köylü yaşamı diye iki farklı yaşantı var. Buna istinaden şehirli ve köylü insan da var elbette. Şehirli köylü için her daim tehlike arz eder. Böyledir, bunu düşünün, detaylı düşünün. Şehirli kandırmaya, köylü kandırılmaya programlı gibidir. Şehirli her daim menfaatlerini kollar, köylü kollektif düşünür. Şehirli bireycidir, köylü birlik için uğraşır. Şehirli kalabalıktan sıyrılıp sivrilmek için her türlü katakulliyi dener, köylü birliktelikle ve imece ile hareket etmekten keyif duyar. Toprak candır, köylü canan.  Şehir kaostur, şehirli fos.

Şehirliler kabul edin ki  sizler  zorda kalınca insan kandırmaktan asla çekinmezsiniz. Siz şehirliler kurnazsınız, saflık-duruluk sizden çok uzakta. Ve bilin ki sizler saf ve duruluğunu koruyan birşeyi, kendinize benzetip dönüştürmeye çalışan birer virüs gibisiniz. Emek sizin için para demektir, oysa köylü emeği sevgiyle vareder.  Gerçek, koşulsuz sevgiden uzaksınız çünkü gözlerinizi güvensiz bir ortamda hayata açtınız ve güvenmekte zorlanıyorsunuz. Böylece etrafınıza zarar vermekten çekinmiyorsunuz, çünkü benciliyet ön safhada hücrelerinize işliyor. Sevgileriniz, menfaatlerinize girift olmuş durumda.

Köylü üretir, şehirli tüketir. Tüketime endeksli bir hayatta üretene gerçek bir saygınız yoktur. Sadece mış gibi yaparsınız. Köylüyü zaman zaman sevimli bulur, onlara adeta peluş hayvanlara ve evcil minik kedilere gösterdiğiniz ilgiyle yaklaşırsınız, çünkü onların o saf yanı size sempatik gelir. O kirlenmemişlik ve doğallık size çok yabancıdır. Ve zaman zaman köylüyü itelersiniz. Köylü şehre gelince o sevdiğiniz köylüleri, angarya işlerinizde çalıştırmaktan da hiç gocunmazsınız. Yani siz durum ve şartlara göre çabucak dönüşürsünüz. Oysa köylü her daim aynıdır , köylüdür işte.

Devrimciyiz, sosyalistiz, eşitlikçiyiz dersiniz, lakin köylüden ucuza alınarak bire bin katılarak  pazara sunulan ürünleri pervasızca alıp tüketmekten kaçınmazsınız. Köylüyü şehirlerde hamal yapar, evinizde ırgat yaparsınız. Emek sömürüsü o anlarda aklınıza gelmez.

Tükete tükete tükenmişsiniz,  kafanız ve şahsiyetiniz pazarlamaya yönelmiş. Pazarlama sadece ürünle olmaz. Şehir insanı kendini pazarlamaya bayılır çünkü kalabalık bir nüfusun içinde kendinizi göstermenin başka yolunun olmadığını daha çok küçük yaşta öğrenir. Farklılığınızı ortaya koymak uğruna boyuna maskeler, kılıflar ve entellektüel gevezeliklerle yer edinmeye çalışırsınız. Bu da benciliyeti ortaya koyar. Bencil olmadan benliğinizi sunamazsınız . Başarıyı bencillikte görürsünüz. Bunu açıkca söylemezsiniz ama bilinçaltınız bunu size yaptırır.

Toplumsal eşitlik için önce bencillikten vazgeçmelisiniz. Toplumsal dönüşüm için emeğin kıymetini layığıyla öğrenmelisiniz. Tarlada çalışan bir işcinin çektiği kahrı yakınen görmeden, okula gitmek için zahmetlere giren köylü çocuğun azmine şahit olmadan, sırtında bebeğiyle dağda odun toplayan kadının yükünü omuzlamadan yani empati kurmadan ütopyalarla toplumsal dönüşüm getiremezsiniz.  Kışın soba yakmak için dağda odun arayan köylüyü anlamanız için ne yapabiliriz?  Sıcacık kaloriferli evlerinizde entel gevezeliklerle attığınız twetlerle ancak egonuzu tatmin edersiniz. Yardım kuruluşlarına üç beş yardımla kendinizi dünyanın en yardımseveri sanabilirsiniz. Her eyleme katılıp, her toplumsal başkıldırıya koşturan bir aktivist olmanız, kendi dehlizlerinizde çırpınmanızdan öteye gitmrz. televizyon programlarındaki tomlumsal konulara dair tartışmalarınız hiç bir zaman somut bir çözüme dönüşmedi, dönüşmeyecek.

Şehirlinin boş beleş devrimci kişiliği kendisini entellektüel bir sınıfta varetmeye dayalı. Şehirli halinden yakınsa dahi aslında memnun olan köleler topluluğudur.  O keşmekeş şehir hayatı sizi o çarkın içine almış ve zincirin bir parçası haline getirmiş. Reddiyelerinizle karşı dursanız bile, şehir hayatının vazgeçilmez birer halkası olmuşsunuz.

Boşuna uğraşmayın, hiç boşu boşuna zahmetlere girip de kendinizi devrimci falan sanmayın. Siz şehirlilerden devrimci falan olmaz. EĞER GÜNÜN BİRİNDE TOPLUMSAL BİR DEVRİM OLACAKSA, BUNU ŞEHİRLİ DEĞİL, KÖYLÜ YAPACAKTIR. Yapmalıdır.

Köylü kimliğinin reddedilmesinden, küçümsenmekten, ötelenmekten, ezilmekten, sömürülmekten, ırgatlaştırılmaktan, siyasi emellerde kullanılmaktan, cehaletinin bilgiyle dövülme çabasından, eşitsizlikten yakınacak, köyünün rant için bozulmasından, tarlasındaki ürünün hiçe satılmasından, deresinin kurutulmasından, istediği gibi eğitim ve bilgiye ulaşamamaktan, soğuktan ve kuraklıktan yakınacak. Alacak eline kazmayı küreyi ve atacak kendisini yollara... Devrim nedir gösterecek,  köylü farkına vardığında her şey güzelleşecek. Boyun eğmemeyi, kendisini kullandırtmamayı öğrendiğinde gelecek devrim. Ancak, köylerden kentlere yayılacak bir devrim, şehir insanını özüne dönüştürebilir.

Şehirli köylüyü dönüştüremez, köylünün şehirliyi özüne döndürmesi gerekir esas bir değişim için...

Köylü dile gelecek; gel kardeşim birlik olalım, imeceyle ekelim toprağı ve üretelim, birlikte öğrenelim, birlikte yiyelim, birlikte yürüyelim...  Sen beni öteleme, ötekileştirme, ben senden çekinmeyeyim. Bu toprak hepimizin öyleyse işleyelim ilmek ilmek ve yetelim kendimize... Reddedelim kapitali, sömürüp sömürülmeyi... Eğitim, bilgi, ürün, yaşam hepimize eşit koşullarda olsun.

Köylü : azla yetin şehirli kardeşim, kanaatkar ol diyecek.

Şehirli : birleşelim başaralım diyebilecek.

Ancak o zaman bilinçler açılacak, birlikten kuvvet o zaman doğacak !

Eğer bir devrim olacaksa , köylünün şehirliye insanlığı öğretebilecek cesarete sahip olacağı gün olacak. Yoksa gerisi fasa fiso... Sorunlar için  sonuçsuz, çözümsüz hararetli  koşturma ve tartışmaların bir getirisi olmuyor, olmayacak. Köylüye o değişim cesaretini vermek için onları yüreklendirin, eşitsizlikleri  kendi aranızda tartışmayın, gidin köylüye onun anlayacağı dilde anlatın. Onlar gibi olun, bir olun , birlik olun , birlikteliği ancak böyle perçinler, ancak o zaman dönüşür ve şehirlerde kurduğunuz ütopyalardan gerçek bir değişime adım atmış olursunuz. 

Seda Subaşı

 

 



YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.