Eğri Baca Doğru Duman,Kör Göze Nafile Kelam

01.08.2014 00:59:47
A+ A-

 
Bir yerdeki oranın asıl sahibi olma hissinin altını dolduran şey; orada daha önceden var olmak mıdır, yoksa sonradan gelerek ilk gelene ait olan herşeyi hırsla satın alıp oralıya dönüşmek mi?Tabiki ilk gelenle sonradan gelen bir arada yaşayabilmedir de,sokaklarında doğup büyüdüğün yerin avuçların arasından kayıp gittiğini görmek görmezden gelebileceğin birşey midir?Yürümeyi öğrenip koşturduğun mahallene yukarıdan bakan taş duvarlı sözde konaklar,betondan bir kibirin etrafa saçılması değil midir?Bu kibri elininin tersi ile itmek dururken orta yerde,bahçelerine daldığın Sapanca'n ne yapacaksın diye sana bakıp beklemektedir de sen neyin kafasındasındır?Hangi efsunlu hayaller kör etmiştir gözlerini,o senden vefa beklerken sen kısa vadeli ödeme planları bekliyorsundur?Çocuk oyunlarını oynaman için sana bağrını açmış doğum yerinin,yabancısı olmak hissi bir paranoya değidir ama sen öyledir diye mi avutursun kendini?Paranın karşısında eğilmemek onuru,filmlerde kalmış bir şeydir midir modern hayatın içinde ütopyaya dönüşmüş?Yoksa atandan geleni çocuklarının çocuklarına bırakmak iradesi popüler kültürün örümcek kafalılığı mıdır?Yok yok kesinlikle hayır, bu senin içindeki fukara avuntusudur da galiba sen pek oralı değilsindir.Kaçınılmaz olduğuna inandırıldığın bir mağlubiyet vesikası olabilir mi paranın gücü karşısında ne dersin?Gözlerini kaçırarak geride bıraktığını sandığın vicdani sorumluluk yazılı bir şey değildir belki ama yazılı olan yaptırımlardan daha fazla acıtır zamanla.Fırsatçı bir virüs gibi ölümcül bir hastalığa dönüşmek için uygun zamanı kollarken o,sen herşey mükemmel herşey çok iyi, yaşayıp gidiyorum dert etmeden bişeyi diye sahte gülücükler saçıyorsundur etrafa.Dedenden kalan yeri torununa bırakamayacak olman kızartmıyor mudur yüzünü?Yoksa bu aldırmazlık ile ruhunu pazara çıkardığının ilanını birinin kulağına fısıldaması mı gerekmektedir?Böyle bir kulağa kar suyu kaçırış iç sesinin yastığa başını koyduğunda duyurduğu o korkutucu yankılanmaların ta kendisi değil de nedir acep?Dedenin senin için diktiği fidanların yıllanmış ağaç hallerinin yok oluş tanıklığı,traji komik midir yoksa sadece trajik mi?Tüm hatıraların silinmiş midir hafızandan?Hiç mi gözünün önüne gelmez dedenin bahçesine dalan çocukları yakaladığında"dalları kırmayın ama yeyin istediğiniz kadar yiğenum"diyen hallerini?Sana ait tüm hatıraları satın almak için teyakkuzda bekleyen kolay para saçıcılarının kabaran iştahlarını damaklarında bırakmak,seni nasıl bir dev'e dönüştürür umurunda olabilir mi?Yoksa asıl umurunda olan sana intikal edenleri  haraç mezat edip kazanacaklarınla sabun köpüğü mutluluklara mı dalmaktır?Bu şekilde garanti altına aldığını düşündüğün şey geleceğin midir yoksa,geçmişte seni sen yapan şeylerin büyük bir kısmını içinde barındıran Sapancan'ını kendi elinle birilerine bırakıyor olmanın tasdiki mi?Çocukken çizdiğin resimlere kompozisyon olan manzaraları,göl manzaralı imarlı yerler diye tabir ederek ortalığa sererken albeni yüklediğini mi zannedersin?Bu halin öyle bir konsimasyondur ki köreke bağlamış suretin,kör olmuş gönül güzünle nasıl bir bitirim ikili olmuştur,söyleseler inanır mısın?Sen neymişsin be abi?
Dostoyevski'den bir sözle bitirelim yazıyı.
Sevmek; güzel birinde aşkı aramak değil. O kişide,bilmediğin bir zamanın beklenmedik bir anında,'kendini bulmaktır'
Umarım çocuklarımıza kendilerini bulabilecekleri bir Sapanca bırakabiliriz!!!
 


YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.