Kent kültürünün yansıması: sefillik

21.03.2015 14:51:18
A+ A-

Gazetelere, onların internet sitelerine baktığımda okunmaya değer yazı arıyorum doğal olarak. Yüz yazıda ya bir ya iki yazı bulursam nitelikli, seviniyorum. İmam Gazali'nin Ömer Türker'in çevirdiği Kur'an'ın Cevherleri kitabında bir söze rastlamıştım. Tam orada geçtiği gibi olduğundan emin değilim ama şöyle bir sözdü: Cennete girenlerin çoğunluğunu ahmaklar oluşturacaktır. Başka bir kitapta da bu sözde "ahmak" yerine "ebleh" geçiyordu. Demek ki Mü'minler ve mü'minât (inanan erkekler ve kadınlar) içinde de ahmaklar çoğunlukta. Yani helale- harama, Allah'ın emirlerine- yasaklarına dikkat ederek, bu konuda titiz olarak yaşayan insanlar içinde de herkes aklını, düşüncesini, zekasını iyi kullanıyor durumda değil. Belki bu yönlerden potansiyel olarak da zayıf. Ya da gereken duyarlığı, çabayı gösteremiyor, geliştiremiyor kendisini. Hani avam-havas ayrımı var ya, havastan görünen çoğu kimse bile avamca düşünüyor, aklediyor gibi. Avamın durumu da zaten ortada.

Gerçekten vahim bir manzara söz konusu. Cins diyebileceğimiz insanlar toplumda çok çok az. İşte gazeteler, gazete yazıları, blog yazıları, televizyon kanalları, sosyal medya... Entelektüel düzeyde insan ara ki bulasın! Pek nâdir. Ve durum çoğu kimsenin canını sıkmıyor. Yansımıyor hiç bu saydığım ortamlardan.

Yazı arıyorsun okuyacak; iki-üç günde bir, bir veya iki önemli yazıya rastlayabiliyorsun. Bir panel, bir konuşma izlemek istiyorsun şöyle izlemeye değer, bulamıyorsun. Belki haftada bir ya da daha geniş aralıklarla ancak rastlayabiliyorsun.

Ama sıradan, beş para etmez yazılar, söyleşiler bol. Ve bunlara talep de çok. Mesela Radikal Blog yazılarının okunma sayıları gösteriyor insanların hangi yazılara daha çok ilgi gösterdiklerini. Hep kendilerini önemseyen, kendilerine ait başka blog yazılarını da referans gösteren, onların da okunmasını tavsiye eden, sanki önemli şeyler yazıyorlarmış havalarında insanlar... Çok okunurlarsa olacağı bu. Arz da talep de niteliksizlik yansıtıyor.

William Faulkner (1897-1962), "Mektuplar" başlıklı kitabında Joan Williams'a yazdığı 18 Haziran 1953 tarihli mektubunda bakın ne diyor:

"Ben yazmayı diğer yazarlardan öğrendim. Bunu niçin reddediyorsun? Yardım istediğin zaman benden alabilirsin. Sonra, eğer vicdanın zorluk çıkarırsa çünkü hikaye var, şunu hissedersin, olgunluğa ermemişim, sadece neyi öğrendiğini hatırla ve hikayeyi yak. Öğrendiğin şeyleri kullanıncaya kadar, bana dönmeye ihtiyaç duymayıncaya kadar, kendi kendine bunu yapabilirsin. (...)  Hikaye hakkında bütünüyle yanılmış olabilirim ve sen haklı olabilirsin. Bunun hakkında ne düşünüyorsun: Ober'e göster, satılabilir olup olmadığını sor, eğer satılabilirse, görmen gerekenleri sana söyler. Belki olabilir de, yazar olan bir kişi kendi çalışmalarını asla yeterince düzgün, iyi bulmamalıdır, hiç kimse bunu yapamaz." (Mektuplar, William Faulkner, Türkçesi: Nurullah Koltaş-Işık Yanar, Hece Yayınları, Birinci Basım: Aralık 2013, s.179)

Ünlü yazar yine aynı kişiye 27 Kasım 1953'te yazdığı mektupta şöyle diyor: "Laf olsun diye sanatla ilgilenir, konuşurlar, hayatın sorumluluklarından kaçmak için, kafayı çekme planları yaparlar ya da kağıtları ve tuvalleri bu zorunluluktan tahrip ederler." (a.g.e., s.183)

İnsanların söyleyecek sözleri olmalı. Bu şart. Ama yetmez. bu sözlerini veya iddialarını taşıyacak eser ortaya koyabilmeleri gerekir. Yazı da eserdir; unutulmamalı. Eseriyle tanınır insanlar. Beş para etmez  yazılar eser sayılmaz elbette. Okuyanı ne kadar çok olursa olsun! Yazan da niteliksiz okuyan da niteliksiz olabilir pekâlâ. Zaten söyleyecek sözü ve iddiası olmak genellikle yazma yeteneği olan insanların özelliğidir. Onlar sözlerini veya iddialarını yazılarına geçirirler. Yazıları yani eserleri taşır onların sözlerini., iddialarını. Yazı yazıyorum, söyleyecek sözüm var zanneden nice insanın ise ne söyleyecek sözü vardır ne de yazma yeteneği. Eserleri yahut yazıları değil kendileri taşımaya kalkarlar iddialarını, sözlerini. Ortalık böyleleriyle dolu. Sefillerle. Manzara ise: sefalet.

 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.