TÜYAP Kitap Fuarı manzaraları

17.11.2015 07:35:42
A+ A-

Geçen hafta İlkokul ikinci sınıfa giden oğlumun okuduğu yaklaşık bin kişilik okuldan sadece 55 öğrencinin katıldığı Tüyap Kitap Fuarı'na bende onlarla birlikte gittim. Gittiğime binbir pişman oldum... Daha alana girmeden karşılaştığım manzara bana 70 ve 80 lerin Topkapı  Otobüs Garajını hatırlattı...

Yerler çöp pisliklerinden geçilmiyor, insanların bağrışmalarından ve korna sesinden ise kimse kimseyi duymuyordu. Görünen manzara onbinlerin kitap fuarına değil, bağrışmaya, oraya buraya koşarak piknik yapmaya geldiklerini sanırdı.

Bu arada özellikle öğrencilerin Mc Donald'a verdikleri önem oluşturdukları uzun kuyruklar ve yüzlerce sayılarından belli oluyordu...

Çevreye verdikleri zararı ise yedikleri herşeyi yerlere attıklarından gördük.

Bu kaos ortamından kurtulup içeriye girince orada gördüğüm manzara daha da korkunçtu. Burada da gençler ve çocuklar ellerinde telefonlanlarla ve koşarak adeta oynuyorlardı. Birbirlerinin üzerine atlayanlar, itenler, kaba konuşmalar ve binlerce insanın bağırarak konuşmaya çalışmaları insanın kulaklarını sağır edecek şekildeydi.

Kimsenin kimseye saygı göstermediği, adım atmakta zorlandığımız,havasızlıktan ve  gürültüden yarı baygınlık geçiren oğlumun rahatsızlanması üzerine hemen dışarıya çıktık.

Bu manzarayı görünce aklıma bir müzeye aynı anda 3 bin kişinin geldiğini ve etrafı adeta gürültü depremi ile nasıl sarstıkları geldi. Burada olduğu gibi orada da insanların çoğunluğunun amacı desinlerki "gittik gördük"ten ileri gitmez.

Dahası buraya giden onbinlerce çocuğa önceden tek bir bilgi verilmemiş. Otobüste çocuklara nereye gittiklerini sorunca hepsi birden "gezmeye gidiyoruz"diye cevap verdiler. "Fuar nedir biliyor musunuz? diye sordum kimse cevap veremedi. Oysa aynı çocuklar Mc Donald ve Carrefour'u görünce çok sevinerek birbirlerine "bakın bakın burda da büyük carrefour var.Mc Donald bile var."diyordular.

Oğlumun sınıf arkadaşının maddi durumu iyi olmadığı ve 20 TL'yi ödeyemediği için çocuk "ben de gitmek istiyorum" diye sabaha kadar ağlamış. Yani okul bedava götürmüyor. 20 TL yol parasını veren gidebiliyordu. Sabah gitmeden önce bu çocukla konuşup ona "nereye gitmek istediğini biliyor musun?" diye sorunca "oynamaya gitmek istiyorum" diye cevap verdi.

Hani herkes bu ülke de hep "bozuk eğitim sistemi"nden yakınır ya oysa asıl eğitmenler bozuk...

Öğretmen çocuklara kitap fuarının, müzenin, kütüphanenin ne olduğunu anlatması gerekirken sadece velilerine verilmek üzere yazılı bir kağıt ellerine tutuşturup "anne, babanıza verin"der. Her konu da hep bunu böyle yaparlar. Verilen kağıtta hep aynı şey yazar: "Yarın falan yere gidilecektir ücret şu kadardır, gitmek isteyenler parayı göndersinler."

Oysa Avrupa'da çocuklar bir müzeye götürülmeden önce detaylı olarak en az 2 hafta önceden bilgilendirilirler. En çok önem verilen konuların başında gidilecek olan yerlerin kuralları anlatılıp harfiyen uyulması istenir. Uymayanlar anında dışarı çıkarılıp sonra gereken ceza verilir.

Ve bu ziyaretlerden asla para talep edilmez. Ya da "her çocuğun yanına bir veli gelsin" de denmez.

Oğlumun sınıfından toplam da 2 kişi gitmişti. Sonraki gün oğluma sordum: "Oğlum kitap fuarında gördüklerini arkadaşlarına anlattın mı? Öğretmenin anlat bakalım kitap fuarı neymiş? diye sordumu deyince hayır öyle bi şey sormadı, sadece bana kaç kitap aldın?" diye sordu dedi. Peki çocuklar neler sordu deyince bazı çocukların "hangi oyuncakları gördün orada? diye sorduklarını söyledi.

Bu bozuk eğitim sisteminden kaynaklanmıyor...

Hollanda müze ve kütüphalerini görmeye gitmeden önce öğretmenimiz çok kalabalık olması durumunda tek tek sıraya girmemiz gerektiğini ve kalabalık durumunu göze  alarak örneğin resimlerin önünde öyle dilediğimiz gibi kalamayacağımızı hızlı ve sessiz bir şekilde bakıp yolumuza devam etmemiz gerektiğini, aksi halde diger ziyaretçilerin zamanlarını sırada beklemekle geçireceklerini anlatırdı. Sonraki gün okulda hem sözlü hem yazılı olark neler gördüğümüzü ve gördüklerimizin ne olduklarını detaylı olarak anlatmamızı isterdi. Sadece bu değil elbette, yapının , gidinilen yerin tarihini de sorardı. Bu esnada az da olsa bazı mimarların, filozofların, arkeologların, yazarların da ayrıca isimlerini öğrenmiş olurduk.

***

Bizim çocukların hepsine Mc Donald, Burger King ve alışveriş merkezlerini sorun nerde olduklarını, nasıl gidileceğini ve  nelerin satıldığını tek tek size en ayrıntılı şekilde sayarlar...

Bin kişilik bir okuldan sadece 55 kişi kitap fuarı için değil, sırf hava alsınlar, değişiklik olsun, oynasınlar diye 20 TL verip giderlerlerse, gittikleri yerde aradıklarını bulamadıkları için hayal kırıklığına uğrayıp, verdikleri paranın da onca eziyetten sonra boşuna gittiği söyler ve bir daha da gitmez ve kitap fuarının da ne anlama geldiğini anlatamazlar...

Trafiğin durumuna hiç girmeyeceğim çünkü 17 dakikada arabaların arasından  yüzlerce küçük çocuk ile o tehlikeli aralardan ilerleyerek otobüslerimize ulaşmamız kitap fuarını anlatmaya yeterde artar bile...

****

Dün Tüyap Kitap Fuarı'nda Can Yayınları standında 13 yaşındaki bir çocuğun kitap çaldığı iddiasıyla üzerinin arandığını ve kitap çalmadığı ortaya çıktıktan sonra aile yakınları ile stant çalışanlarıyla tartışma yaşandığını haberlerde görünce aklıma şunlar geldi:

Bu memlekette tirilyon çalanlar kral muamelesi görüp, iyi de korunup kollanırlarken ve simit çalana en ağır cezanın verildiği bir ülke de bırakalım da birileri de kitap çalsın. Milyonlarınızı çalmadı ya!

Simit ve kitap çalanı yakalamak hem çok kolaydır, hem de bu bir marifet değildir...

***

İstanbul Kitap Fuarı Açıklaması...

Bugün bir takipçimizin Tüyap İstanbul Kitap Fuarı Can Yayınları standında yaşadığını belirttiği olayla ilgili her şeyden önce çok üzgün olduğumuzu belirtmek isteriz.

Olayı araştırıyoruz ancak, en önemlisi 13 yaşındaki okurumuza standımızda yaşadığı bu üzücü olaydan ötürü en içten özürlerimizi sunuyoruz…

Olayı aktaran takipçimizle birebir iletişime geçecek ve en ince ayrıntısıyla bu konuyla ilgileneceğiz.

Can Yayınları Genel Yayın Yönetmeni

Sırma Köksal

***

Oraya gelen binlerce okul çocuğunun nasıl olup da kaybolmadan servislerine geri binip dönebildiğine şaştım.

Daha sonra neden okul yönetiminin velisi olmayan çocukları göndermek istemediklerini anladım.

Çocukların başında çok az sayıda öğretmen ve gözetmen olduğundan, acil bir durumda hepsinin çil yavrusu gibi dört tarafa savrulacağından eminim. Fuar yönetiminin okulların randevu alıp fuarı ziyaret etmeleri ve her gün belli sayıda grubun üstünde ziyaretçi kabul etmemeleri akıllıca olur. Her grup girmeden önce kısaca fuar alanı acil çıkışı, standları gezerken izlenmesi gereken hat (belli bir yürüyüş hattı, hatta yönü çizilse bu karmaşa da bir nebze azalır gibi) anlatılsa kendilerine, belki acil bir durumda karşılaşabilecekleri panik de azaltılmış olur.

Binlerce Çocuğun yetişkinlerin arasında ezilme tehlikesi yaşıyor olmaları ise ayrı bir tehlikeydi.

Hürriyet gazetesinin haberine göre 34. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı ve 25. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı’nı bu yıl 9 gün içinde 558 bin kişi ziyaret etmiş.

Çok merak ediyorum acaba kitap satışı ne kadardır? 558 bin olan ziyaretçi sayısı kadar kitap satılmış mıdır?

Bu arada Mc Donald'ın satışı inanılmazdı...

Buradaki aşırı kalabalığı ve izdihamı görünce  bu insanların kitap fuarına gittiklerini değil, maça gittiklerini düşünür insan.

http://www.haberler.com/istanbul-kitap-fuari-girisinde-izdiham-7876651-haberi/

 

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.