Bilimden Sanata ya da Sanattan Bilime -3

23.02.2014 22:04:39
A+ A-

Kopernik'in ölümünden 11 yıl sonra Pisa'da doğan bir çocuk büyük âlimin hayatı boyunca söylemekten çekindiği gerçeği tüm dünyanın öğrenmesini sağladı.

Kaderin cilvesi diyelim bu çocuk yaşlılığında zindanlarda işkence altında değil evinde huzur içinde ölebilmek için tüm görüşlerini engizisyonda yazılı olarak ret etmek zorunda kalacaktı.

Galileo'nun dostlarına "eppur si muove" (Yine de (ama) dönüyor) dediği söylenir. Ama fikirlerini geri almayı red eden Giordano Bruno'nun engizisyonca kazığa bağlanıp yakıldığını bildiğinden olsa gerek fikirlerinde ısrar etmedi.

Galileo görüşlerini kilise baskısıyla ret etmesinin bir şeyleri değiştirmeyeceğini biliyordu. Çünkü kitabı "Konuşmalar" Latince yerine İtalyanca yazılmıştı.

Böylece Kopernik'in anlaşılamayan kitabının kaderini paylaşmayacak gibi görünüyordu.

Yani cin şişeden çıkmıştı.

Gerçi benzer fikirleri Tycho Brahe'den alıp geliştirdiği kuramlarla Kepler'de söylüyordu. Brahe'nin gözlem ve ölçüm kayıtlarını miras alan Kepler gün merkezli ve herkesin o zamana kadar söylediğinden farklı olarak eliptik yörüngelerde hareket eden bir evren önerdi.

Hatta dünyadaki su hareketlerini başta ay olmak üzere göksel cisimlerin manyetik etkisine bağladı (Galileo bu düşünceyi çok hayalci bulmuştu.).

Kepler, Galileo ile çağdaş sayılırdı.

İnançlı bir Protestan olarak kendi döneminde Almanya'daki tüm Protestanlar gibi sürgüne gönderildi.

Bu süreçte Galileo ile mektuplaştığı ve fikirlerini paylaştığını biliyoruz.

Ama görünen her iki büyük adam kendi kuramlarını bağımsızca geliştirmişlerdi.

18. Yüzyıla bu kaotik savruluşlarla gelindi. Modern bilim artık çuvala sığmayan bir mızrak olsa da hala yeterli kabulü göremiyordu.

Bu dönemde simya kimya bilimine dönüşmeye başladı.

Ölçüm önem kazandı.

Doğayı algılayışımız değişti.

Dört madde teorisi, evreni mutlaka dolduruyor olması gereken esirdüşüncesi terk edildi.

Tıptaki gelişmeler genetik aktarımı, kalıtsal hastalıkları bilinir yaptı.

Tüm bu gelişmeler romantizm akımı tarafından arka fon olarak kullanıldı.

Romantizm önceki dönemlerde Yunan-Roma sanatı için kullanılıyordu.

Artık romantik sözü yeni sanat için kullanılmaya başlandı. Eski dönemse klasik olarak adlandırıldı.

Sanatçıların dünyayı kavrayışı değişmiş eserlerdeki karakterler böyle bir arka fonda hayat bulmuştu.

Bu dönemler Newton fiziği etkisinin hissedilmeye başladığı bir dönemdi aynı zamanda.

Newton'un sonrası gelişen yeni anlayış olayların sonuçlarının bilimsel veriler ışığında sebeplere göre değerlendirilip önceden bilinebileceğini öngörüyordu.

Bu anlayış katı bilimsel kurallara göre tüm yaşamı yeniden yorumlama sonucunu doğurdu.

Realizm bu atmosferde doğdu.

Olağanüstü olmayan gerçek olaylar, olağan hayatlar sanatın konusu olmaya başladı.

Bilimsel temellere göre hayatı okudu.

Bilim temel referans kabul edildi.

Artık yeni bir dünya vardı.

Dört köşe katı binalar.

Makinaların sarsılmaz gücü.

Her şeyi açıklamaya gücü yeten bir bilim inancı ve bu inancın doğurduğu gerçekçi bir sanat.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.