Edebiyat laf sokma sanatıdır !

28.09.2015 10:45:46
A+ A-

Evvela hepinizin geçmiş bayramını kutlarım. Gezmişsiniz, eğlenmişsiniz, fantastik bir bayram tatili yapmış bir çoğunuz gözümden kaçmış değil. Bir tek evde oturup pinekleyen, misafir tabağına kavurma doldurup, "aa nereye valla bırakmam çayı koydu kız ocağa" diye millete yediren, içiren, esir alan anneme söylenen bir bendim sanırım...
 
Zaten asosyallikte zirve yapmış insanım, bir kafeye gidip otursam sipariş almaya gelen garsona bile "kurban olayım git, yalvarırım yalnız bırak beni" diye içten içe söylenen bir yapım var, bayramlarda ne kadar eğleniyor olabilirim allasen. Gelmişim 27 yaşıma üstümde evlen evlen diye direten toplum baskısı var. Yetmiyor "ay bu kız üniversite bitirebileydi kesin büyük adam olurdu gözleri cin maşallah" diyen ayrı bir güruh var. Ha bir de "ne iş yapıyosun" sorusu var ki işte orada yere kendimi atıp bayılma numarası yapasım geliyor. Hoş kendimi bayılmaya odaklayınca cidden bayılan bir insanım. İşte zeka ve iradeye hakim olma diye buna derim...
 
Aslında biraz blog yazılarıma ara verip, kendimi aylardır bitiremediğim kitabıma adayacaktım ki biraz ilerlemede kaydettim bu konuda. Ama bayram münasebeti ve şu girdiğim buhran havasını anlatmasam olmazdı. Değinmek istediğim iki konu var. İlki blog yazarı olmak. İkincisi sahte edebiyat seviciliği...
 
Kızım sen ne iş yapıyorsun ?
 
Bu soruyu girdiğim her toplulukta duyuyorum. Anası, babası, kendinden üç yaş küçük kardeşi bile memur olan biri için blog yazarı olmak, ilerde kitap yazma hayali kurmak ne demek bilemezsiniz. Misal eve misafir gelen 50 plus menopoz teyzelere ben bloggerım diyemiyorum. Neden, çünkü internet onlar için vakit öldürülen bir yer. Üstelik ve üstelik, ki bakınız bu büyük bir skandaldır bu işin sigortası yok. Bir de kim okuyor senin bu yazdıklarını falan diye soruyorlar. Radikal adını duyunca gazeteyi alsak okuyacağız seni yani diye bir sanrıya kapılıyorlar. Yok desem bi bok olamamış bu kandırıyor milleti diyorlar gerçekten bıktım artık...
 
Yazarlık sevdası da onların gözünde kabullenilebilecek bir şey değil. Bu sefer soru ne üzerine yazdığım oluyor. Şöyle teyzeciğim ben kendi anılarımı yazıyorum mizahi bir dille dememle başlıyor nasihatler o alaycı bakışlar. "Onu bunu bırak daha yaşın kaç ben sana bi iki tavsiye vereyim onları yaz ne tecrübe ettin ki onu yazıyorsun?" muhabbeti dönüyor. E bir de kız kısmının gözünün açılmaması lazım. Allah muhafaza çok görmüş geçirmiş, gözü açılmış derler olan kısmetinde kaçar gibi saykodelik enstanteneler yağıyor tepemden...
 
Yarım yamalak edebiyat bilgileri olan insanlardan da bu biçare Gözde nasibini almıyor değil. Yazarların serkeş ve bir başına öldüğü hatta bir çoğunun intihar ettiği kalanının da verem olduğu gibi aslında biraz da sağlam delilli görüşler var. Bazen aklım çelinmiyor değil ama her neyse...
 
İkinci beni çileden çıkaran konu şudur ki; edebiyatı son dönemin vıcık vıcık aşk sarmallarından oluşmuş romansı, hikayemsi şeylerden oluştuğu düşüncesi. Yok "Soğuk Çay", yok "İkindi Şekerlemem" gibi sıradan isimli ağlak romanlar. Bir de hani ergen bir kızın adıyla basılmış bir roman vardı şimdi direk isimlerini vermek istemiyorum, Çukre idi sanırım. Hah işte edebiyat bu yani bir çok insana göre. Başı sonu birbirini tutmayan cümleler ile fonda renkli vosvoslu sikimsonik görselleri varsa bir yazar olmuş demektir. Dünya edebiyatı gereksiz, felsefe desen zaten tövbe estağfirullah dinsizlik. Aslında bu topluma Çukre bile fazla ya hadi neyse...
 
Edebiyat katilleri sosyal medyada da hunharca çoğalıyor. Hem edebiyatın, hem tasavvufun katilleri onlar. Ülkedeki her özlü sözü ya Mevlana söylemiş ya Can Yücel bir de yükselen son değer Nejat İşler var. Çömelmiş Mevlana görseline iliştirilmiş, eşe dosta laf sokma sevdalıları var denk gelmiştir size. Hani bir lafa bakarlar laf mı diye bir de söyleyene bakarlar adam mı diye. Ama bir şey var dostum bunların suskunlukları muhtemelen asaletlerindendir, sakın ha ters düşmeyin adamı ezerler. Mevlana yı mezarında ters döndüren bu insanların kalplerinin kırıldığını ortasından kan fışkıran beyaz gül görseli paylaşınca anlarsınız. Edebiyat; yakınma, laf sokma sanatıdır...
 
Herşeyin bokunu çıkarıp alakasızlaştırmakta üstümüze yok. Değerin bilinsin diye ya ölmen gerekli yada milletle dalga geçmen gerekli. Sanat toplum içinse bile bu bizimkiler için geçerli değil. Gencinden yaşlısına cahiller her yerde. Bu söylediklerim yanlış anlaşılmasın okumakla da alakası yok bu durumun. Öyle gençlerimiz var ki Aşkı Memnu' yu her perşembe kaçırmadan izleyip, raflarda kitabını görünce "kızıaaam Aşkı Memnu'nun kitabı çıkmış" diye şaşıranlarına da denk geldik...
 
Neyse yeterince zehrimi akıttım sanırım. Hadi bana eyvallah öptüm by kibs...
 
Aman ha tabiki ironi yapıyorum. Aslında empati de olabilir. Neyse tamam hadi bu sefer gerçekten kaçtım...

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.