Oyunlarla Gelsin Barış

25.10.2013 18:02:15
A+ A-

Oyunlarla Gelsin Barış

Röportaj

Atlas Sibel Arslan

Kırık Sahne Tiyatro Topluluğu, “Savaşı Barışla Yıkayalım” ve “Mayın” oyunuyla İran’da 14. Savaşa Karşı Direnelim Festivali’ne katıldı. Yazdığı tiyatro oyunlarıyla festivalde Kırık Sahne adına oynayan İsmail Nadir Bilgili ile festival öncesindeki sohbetimiz,  festival oyunları ve İran hakkında konuştuk.

“Festivale katıldım çünkü Türkiye’de de savaş istemeyen, savaşa hayır diyen insanların sesini duyurmamız gerekiyordu. Bireysel olarak da olsa bu anlamda ülkeyi temsil ettiğimizi düşünüyorum.”

İRAN’DA TİYATRO ANLAYIŞI

İran’da Tiyatro’ya ve Tiyatro oyuncusuna verilen değeri anlatan Bilgili gözlemlerini şöyle aktardı;  “Bize anlatılan bir İran yoktu gittiğimizde, tamamen daha farklı, insana verilen değer ve sanata verilen değer çok üst düzeyde Türkiye’ye kıyasla. Tiyatro oyuncularının devlet tarafından ve toplum tarafından bir değeri var. İran’da saygınlık gördüm Tiyatroya ve Tiyatro oyuncusuna karşı, bunlar orada bir meşgale olarak görünmüyor. Bizim ülkemizdeki gibi ikinci bir iş, ek iş olarak görünmüyor. Kukla sanatı çok ileride, kendilerine özgü bir kukla sanat oyunları var. Tiyatro salonları çok iyi, ışık ve efekt anlamında çok gelişmişler.

Orada sahne üzerinde insanın bedensel olandan öte, düşünsel olarak, ruhsal olarak özgürce deneyimleyebiliyorsunuz kendinizi. ‘İsa’nın Mucizesi’ isimli bir oyun izledim festivalde. Kalabalık bir katılım vardı oyuna, oyun çok iyiydi ve beni en çok şaşırtan tanrıyı sahneye indirmişlerdi. Bizim ülkemizde çok tepki alacağını düşündüğüm bir oyunu İran’da izlemek çok ilginçti.

Türkiye’deki tiyatroları, Türkiyeli’nin tiyatroya bakış açısını çok merakla soranlar oldu. Onlara bizim ülkemizde tiyatronun ciddi bir sanat anlayışı ile yapıldığını fakat ne yazık ki toplum tarafından ve devlet tarafından veya sosyal örgütler tarafından ciddiye alınmadığı için tiyatromuzun çöküşte olduğunu dile getirdim. Bizim ülkemizde tiyatronun ikinci iş ya da hobi olarak yapıldığını bunu profesyonel şekilde yapmak isteyen insanların da geçim sıkıntısı yaşadığını anlatmaya çalıştım. Tiyatro oyuncularının ülkemizde kitap alamadığını, oyunlara gidemediğini, yurt dışındaki festivallere katılamadığını çünkü bunların hepsinin maddi bir güç gerektirdiğini anlatmaya çalıştım. İran’da ya da başka ülkelerde de tiyatro oyuncuları çok büyük paralar kazanmıyorlar, ama Türkiye şartlarına göre çok çok iyi paralar kazanıyorlar. İnsanların müthiş bir konsantrasyonları var. ”

SAVAŞA KARŞI DİRENİŞ ‘İN FESTİVALİ

“Direniş festivali çok güzel bir festivaldi… Daha önce savaşta kaybedilen insanların, kaybedişlerin üzerinden oyunlar oynandı. Savaşın kötülüklerinden bahsedildi, ana temamız savaş karşıtlığıydı. Çok iyi karşılandık, önce Tebriz’de misafir edildik. Çünkü Tebriz’deki Kotal Tiyatrosundan Yakup Sadık Cemali’nin tiyatrosu içerisinde yapılan bir oyunla ortaktı oyunumuz. Tebriz’deki küçük epizotlarla bizim epizotların bağlantısını yaptık.

Tebriz’den Tarhan’a yolculuk yaptık. Onların ‘Katar’ dediği trenle on on iki saatlik bir yolculuğumuz oldu Tebriz’den Tarhan’a. Yolculukta festivale katılan tüm oyuncu arkadaşlarla bir aradaydık.

Birçok ülkeden gelen oyunları izleme şansım, oyuncularıyla sohbet etme şansım oldu. İzlediğim oyunları çok yaratıcı buldum, Avrupa’dan esinlenen bazı tiyatro materyallerini kullanmışlar ama daha çok kendi kültürlerini yansıtmışlar. Kadın ve erkek oyuncu arasında cinsiyetin yok olduğunu gördüm, bir kadın oyuncunun erkek kılığına da girebildiğini bir çocuğun yüzüne sakalın da yakıştığını gördüm.

 Bizim gibi, Avrupa’dan birebir kopyalama oyunlar yoktu. Bizim ülkemizde de elbet özgün tiyatro yapılıyor ama çok az diyebilirim. Bundandır bizim ülkemizde tiyatro seyircisinin azlığı diye düşünüyorum.”

İRAN SOKAKLARINDA BARIŞ ÇAĞRISI

“Gerek bizim oyunlarımız gerek diğer epizotlar, kimilerinin silah üzerinden sağladığı rant, kimilerinin toprak rantları altında insanların ölmesinin bir insanlık suçu olduğunun mesajını veren savaş karşıtı oyunlardı.

Savaşa bu kadar yakın olan topraklarda savaşa karşı sahnede olmak çok anlamlıydı. Festival süresince İran sokaklarının caddelerinde savaşta ölen insanların fotoğrafları, savaş aletlerinin silahların, panzerlerin, tankerlerin sergilendiği fotoğraflar vardı. Savaşın kötü yanlarını resimleyen afişlerle doluydu festivalle birlikte İran.

 Oradaki insanlar savaştan bıkmış ... “Neden savaşıyoruz?” sorusunu sormaya başlamış insanlar çok uzun zamandır. Barış istiyorlar!

Öteki olmak yerine, hepimiz olmak kaygısındalar. Bunu bir ülke içerisinde değil, tüm dünya için istiyorlar. İnsanlar artık top sesiyle değil, güneşin doğuşuyla uyanmak istediklerini her yerde dile getiriyorlar.

Yaklaşık dört yıl, cephede kalmış ve savaşmak zorunda kalmış birisi ile Tebriz’e geçtim. Savaşmazsanız öleceksin, ölme ihtimaliniz çok fazla ölmeme ihtimaliniz bir şans. Yaşamak için öldürmek zorunda bırakılmanın acılığı okunuyordu yüzünde.

Ve İran’dan yükselen ses: ‘ Savaşı bir daha bize yaşatma Tanrım!’ ”

 “Mayın” OYUNU

Kapıları çalan benim
Kapıları birer birer
Gözünüze görünemem
Göze görünmez ölüler


Çalıyorum kapınızı
Teyze amca bir imza ver
Çocuklar öldürülmesin
Şeker de yiyebilsinler

Arafta başlıyor Mayın doğrudan, bir çocuğun önce nerede olduğunu anlama çabası. Sorgusu, annesine seslenmesi, hayallerinden bahsetmesi,..

Bir başka sahnede anlıyoruz ki; çocuk mayına basarken ölüp gidiyor. Oyun biterken Nazım Hikmet’den dizeler yükseliyor. İran’da Nazım Hikmet’i de tanıyor insanlar, Necip Fazıl’ı da tanıyor. Bizim siyasal görüşlerimizden dolayı çocuklarımıza okutmadığımız şairler orada okunuyor.

Mayın oyunu Türkiye’de festival oyunu olacak çünkü gişe oyunu olursa biliyoruz ki seyirci bulamaz çünkü Savaş siyasetin yan kolu, ne yazık ki öyle…

Şimdi Türkiye İran ortak oyunu hazırlıyoruz, dili olmayan dans figürleri ve dekorla anlatılacak dili olmayan ama sözü çok olan bir oyun olacak.”

 

 





 

 

 

 

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.