scorecardresearch.com Popüler kültür en çok hangi kesimin karizmasını çizdi? - selva trak ulupınar - Radikal Blog

Popüler kültür en çok hangi kesimin karizmasını çizdi?

29.05.2013 21:35:01
A+ A-

Elbette yazar-çizer kesiminin! Popüler kültürün, ünlü yazarlarla okuyucularını lüzumsuz yere yüz göz etmesi  yüzünden  istemeden de olsa en acıklı duruma düşen kesim, yazar gurubu...

Dünyanın her yerinde seçkin ve entelektüel kesimi oluşturan yazarlar, bu akıma kapılıp sürüklenenlerden... Popüler kültürün çeşitli konularda yadsınamayacak yararları bulunmakta. Fakat ''kaş yapayım derken göz çıkarmak'' diye tabir ettiğimiz, arzu edilmeyen sonuçlar doğurduğu da ayan beyan ortada.

Bu akım öncesi  okuyucu, sadece yazarın eserini muhatap almak durumundaydı. Çoğu yazarın bırakın özel yaşamını, bir küçük fotoğrafını bile ancak kitap kapağının arkasına basıldıysa görebilirdik. Yaşamı hakkında ise, kitabın girişinde bizlere sunulması yeterli görülen birkaç satırlık biyografisi sayesinde bilgi edinebilirdik. O da klasik bilgiler... Kaç yılında, nerede doğduğu, hangi okulları bitirip nerelerde çalıştığı, eserleri vb gibi sade bir özgeçmiş...

Dolayısıyla yazarın sadece edebî yönüne odaklanılarak eseri hakkında son derece objektif yorumlarda bulunulurdu. Yazarla okuyucu arasında saygı duyulacak bir mesafe bulunması daha mı iyiydi ki acaba?

Günümüzde rant uğruna, eserin daha çok, daha da çok satması uğruna, çıkarları icabı işi sadece ticarete dökmüş kurtlar sofrası  durumundaki yayınevlerinin de arka çıkmasıyla bir reklâm furyasıdır almış gidiyor. Bu konuda tek azmettirici yayınevleri değil elbette... Tüm medya gurupları tam gaz önde gidiyor; tamamı  yarışı birinci bitirme çabasında.

Bir eser, biz okuyuculara sunulmadan önce, yazarın yaşamının en ince ayrıntılarıyla içli dışlı olarak işin magazin boyutunu yaşamaya başlıyoruz. Çünkü yazara da okuyucuya da çift yönlü bir dayatma ortamı yaratıldı. Yazarların yatak odalarını döşeme tarzlarından tutun da sevgilileriyle nerede tatil yaptıklarına kadar boy boy fotoğraflarıyla karşılaşıp  ister istemez kendimizi, "Biri Yazarları Gözetliyor" isimli bir televizyon programına konuk olmuş gibi hissediyoruz. Örneğin; Hindistan'ın Goa kıyılarının güzelliğini, Orhan Pamuk'un sevgilisiyle yaptığı tatillerin fotoğrafları sayesinde keşfettik çoğumuz!

Kitaplarındaki en can alıcı beş-on cümleyi Twitter'da yayınlayarak onu tanıtmaya çaba gösteren profesyonel yazarların, okuyucu  gözündeki karizmaları düşüşe geçiyor ne yazık ki... Bizler onları, egolarını çoktan aşmış, toplumun en kültürlü kesimi olarak görmeye devam etmek istiyoruz. Reklâm da gerekli ama bir yere kadar elbette.

Lütfen ve lütfen, mümkünse artık yazarlar eserlerini  kendileri tanıtmasınlar, kendilerini, kahramanlarını, kitaplarının temalarını onlar övmesinler, bırakalım okuyucu kitlesi karar versin. Okuyucuyla eserlerini baş başa bıraksınlar ki  şartlanmış olarak, âdeta baskı altında başlamayalım kitaba; sonra yaşanan hayâl kırıklığı gerçekten hoş olmuyor, bilesiniz. Okuyucu, baskı altında hissetmeden, rahatlıkla okusun kitabı. Belki o zaman yazarlar da haklı başarılarını daha bir gönül  ve vicdan rahatlığıyla yaşayabilirler!

Günümüz yazarlarının görsellik yönünden bir sinema ya da sahne sanatçısından hemen hiçbir farkları kalmadı. Oysa toplumda popüler olan her kesimin kendisine has bir taraçası olması gerekli değil mi? Bu insanların büyük bir binanın taraçalarına yerleştirildiğini düşünelim; işte şu anda tamamı aynı taraçada yığılıp karışmış durumda... Bizler,  yazarları medyada kendi reklâmlarını yaparken değil, halka kültür aşılarken görmek istiyoruz.

Bir eserin yazımı, basımı gibi okura sunulmadan önceki  vazgeçilmez aşamalarından biri de ''reklâmlar'' oldu artık! Bu yüzden de reklâmların neon ışıkları gibi renkli albenisi, kitabın içeriğinin önüne geçmeye başladı. Olayın en başında bu reklâmlara inanarak aldığımız kitapların çoğu zaman hayâl kırıklığı yarattığını gören bilinçli okuyucu kesim, ne zamandır uyandı. Nerede reklâmı yapılan bir kitap görsek,  kanal kanal dolaşıp kitabı hakkında konuşan veya röportaj veren bir yazar görsek artık etkilenmiyoruz. Aksine negatif yönde bile etkilenebiliyoruz. Çünkü tıpkı bir anne-babanın kendi çocuğunu övmesi durumunda yok olan objektiflik ilkesi gibi bu durumda da tarafsız bakış açısının ortadan kalktığı çok açık.

Bu yazar kesiminin tam aksine, azınlıkta da olsa reklâmını yapmaya tenezzül bile etmeden, kendi kitabının kendi yarattığı kahramanıyla ün yarışına girmeyen yazarların kitaplarını merak etmeye ve özellikle onları okumaya başladık. Diğer türlü özgünlüğünü kaybeden durumdansa böylesi çok daha doğal ve ideal...

İnsanoğlu, doğası icabı bencildir; emeğinin karşılığını da fazlasıyla almak ister. İşin içine bir de daha fazla popüler olma hazzı  girdi mi sanırım egolar tavan yaparak koşar adım yazar kimliğinin önüne geçiveriyor. Bu durumda, okuyucuyla bu kadar yüz göz olmadan, öncelikle yazar kimliğini korumayı ve eserinin baş kahramanıyla yarışmamayı düstur edinen yazarları tebrik etmemek elde değil.

Bu şartlar altında bir kitap için gerçek başarı göstergesi; geniş kitleler tarafından okunarak üzerinde, ''şu kadar adet basıldı'' ibaresinin bulunması değil. Çünkü reklâm sayesinde kitabı almış ve beğenmemiş bir okuyucu kitlesinin sayısının göstergesi olmaya başladı bu rakamlar. Maddî getiriden ve popülariteden  daha fazla önemsenmesi gereken de bu durum sanırım.              

Günümüzde yayınevlerinin ve yazarların  deyim yerindeyse, okuyucuyu rahat bırakmaları gerekiyor. Yazar, kitabını yazıp kenara çekilmeli, kesinlikle okuyucuyla eser arasına girmemeli! Yazarlar, popüler kültürün taşıyıcılarından ürkmemeli. Hani şu gazetecilerle,  televizyon kanallarıyla  iyi geçinmeye çalışan sanatçıların çabalarına benzer davranışlara girmemeli. Elit çizgilerinden zinhar ödün vermemeli!

Korkumuz, toplumun yazar- çizer kesimini de bu kültüre kurban vermek. İşte o zaman vay halimize! Yazarın ulaşılmazlığını, esrarengizliğini, özgünlüğünü yok eden, yazarı okuyucunun gözünde herhangi biri yapan unsur oldu ''reklâm''... Kitabın o özlenen büyüsünü bozması da cabası... Değerli yazarlar ha gayret, biraz daha iradeye hâkimiyet!



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.