Zeki Müren'i sevmek, Arkadaş Özger'i anlamak...

04.05.2014 20:26:39
A+ A-

"Biz hepimiz önce küçük birer çocuktuk" der Arkadaş Z. Özger. Sadece 25 yıl süren kısacık hayatı, 5 Mayıs 1973'te bilinmeyen bir sebeple geçirdiği beyin kanamasıyla son bulmuştur. Ölümüne dair en güçlü iddia, siyasi gerilimin tırmandığı günlerde faşistler tarafından düzenlenen bir yurt baskınında başına aldığı darbeler sonucu hayatını kaybettiği yönündedir.

Kimlikte Zekai Özger olarak geçen ismi değil, Arkadaş'ı kullanır şiirlerine attığı imzada. Bu isme çok yakışır, o kadar yakışır ki, "Zekai" sadece bir harf olarak kalır resmi kayıtlarda, "Z".

Dönemin maskülen tarzına karşı bambaşka bir söylem geliştirir. Hassas ve kırılgandır çünkü. Hemcinslerinin benimsediği maço kavramlara karşı yakınlık hissetmez hissedemez. "Sakalsız bir oğlanın tragedyası" ile erkek edebiyatına dokunur hem alaycı hem de onların pek bir sevdiği maçolukla. Ama ne yaparsa yapsın maskülen edebiyatçılardan biri olamaz çünkü farklıdır. Söz konusu farklılıktan rahatsız değildir, rahatsız olduğu tek şey şiirin ve hayata dair her şeyin üzerindeki bitmek tükenmek bilmeyen dayatmalardır.  

"şair olmak kolay değil yavrum uzvun o kadar güzelken" der üstelik kabul edilmişlere rağmen her defasında şair olmayı başarır.

Aşkı, devrimi ve daha birçok şeyi kendine özgü üslubuyla anlatır. Satırlar arasına yaşayamadığı imkansız aşkları sıkıştırır. Onun hissettiği aşkın rengi mavi ya da pembe değildir. Naiftir, yoğundur ve en önemlisi de bordodur.

Şiirleri ölümünden sonra "Sevdadır" isimli bir kitapta toplanmıştır oysa Arkadaş Özger, ölmeden önce "Şiirlerim bir gün basılırsa "Sakalsız bir oğlanın tragedyası"  ismiyle basılsın" demiştir. Ancak erkek egemenliğinin reddedildiği sakalsız şiire mesafeli yaklaşan yayınevi büyükleri, "Sevdadır" ismini topluma daha uygun bulduklarından bu vasiyeti görmezden gelirler.

"adi bir etiketi yamayarak üstüne
boyna genişleyen bir orospu gibi
genişledikçe küçülen bir orospu gibi

aşksızlığım küçültüyor beni"

Öfkeyle başlayan her dizesi bir sonraki dizeyle hüzüne dönüşür. Taşıdığı hüznün temelinde, birlikte yaşamak zorunda olduğu ancak kendini ait hissetmediği erkek bedeni yatar. Bedeniyle arasındaki kırgınlığın sebebi toplumun o bedene yüklediği sorumluluklar ve o sorumlulukları yok sayanlara karşı uygulanan tecrittir aslında. Kederi ve öfkeyi birleştirir. Aşkın imkansızlığını kabul etmenin, imkansıza umut beslemekten daha az acı vereceğini düşünmek ister. Kendi umudunu kendi elleriyle yok edebilmek için çabalar çünkü bunu yapmazsa başkalarının yapacağını bilir. Ama şiirlerine yansıyan savaşı hep umut kazanır "zeki müren'i seviniz" demesi umudunu yitirmemesindendir. Sevgi ile kastettiği şey salt sevgi değildir ki içinde yok sayılmama hayali vardır.

"çirkin ve güzel orospu
vücudum. seni seviyorum"

Seçmediği bir bedeni sevmeye çalışır. Sever de üstelik. Onun sevdiği bedeni herkes sevmektedir, erkektir çünkü erkek olmak önemlidir. Fakat iş ruhu irdelemeye geldiğinde erkek bedenini sevenler uygun adım geri çekilir.

"sayın bayan dursanıza gözünüze kuş kaçmış
bu bıyık hiç gitmemiş sesinizin rengine"

Erkek kimliğinin arkasında var olan öteki kimlikleri anlatır bir yabancı gibi, fakat yabancı değildir ne bahsettiği duygulara ne de o duyguyu taşıyanlara.


"hergün
gövdemle büyüyen hüznümle"
.........."

Ruhunun sıkışıp kalmışlığını haykırır "Sığıntı Kuşu"nun içinden. Esaretten hüzüne hüzünden yalnızlığa yol alır.

"ben doğma büyüme evciyim göç benim harcım değil
hasret bana çabuk dokunur yalnızken karanlıktan korkarım
mesela mevsim kışsa yağmur yağıyorsa
mesela annemde yoksa yanımda
mesela, şimşekte çakıyorsa ben çok korkarım, ağlarım." 

Dizeler arasına annesini iliştirir. Bir çocuk kadar savunmasızdır, yetişkindir erkektir ve haliyle ayrıcalıklıdır ama savunmasızdır. Görülenin arkasında annesine sığınarak yaşar. Bir nebze avunur gizlendiği anne figürünün göğsünde, o korkuyu yener ama çok sürmez birileri onu olduğu yerden çekip çıkarır zorla. "sonra bir gün anneler de ölür" demesi bundandır.

"şuramızda bir şey var
acıya benzer
umuda benzer
böyle günlerde her şey
hem acıya, hem umuda benzer" der. 

Ve yine der ki; "can canı sever çocuk, ötesi yok bunun..." Evet ötesi yoktur bunun. Onun için aşk bu kadar yalın bu kadar tartışmasızdır.

Büyük harfleri ve noktalama işaretlerini kullanmaz uzun bir süre. Düşündüğü gibi yazar, yazdığı gibi düşünür. Şiirleri neyse Arkadaş Özger de odur, Arkadaş Özger ne kadarsa şiirleri de o kadardır. Bugün (5 Mayıs) "pencereyi kapama gök dolabilir içeri" diyen Arkadaş Özger'in ölüm yıl dönümü. Keşke adına düzenlenen yarışmadan daha fazlası yapılsa. Keşke en şiir sevmem diyen kişinin bile fikrini değiştirecek şiirleri daha çok insana ulaşsa. 

Kısacık da olsa bu dünyadan, kelimeleri dahice işleyen bir şair geçti ve ben ne zaman Zeki Müren'i sevsem o şair hep aklıma gelir. 



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.