Daenerys: Kırmızı Kapılı Ev'den Meereen'e "Yalnız Kalmış Bir Targaryen"

12.05.2015 00:45:01
A+ A-

Büyük abisi Rhaegar'ın Lyanna Stark ile ortadan kaybolması ile başlayan süreçte henüz dünyaya yeni gelmiş olan Daenerys, İşgalci'nin Savaşı'nda bütün ailesini kaybettiğinde bunun farkında bile değildi. Diğer abisi Viserys ile denizi geçip Özgür Şehirler'e sığındığında aile diye bildiği tek kişinin ondan başkası olmadığını anlıyordu artık, yavaş yavaş büyüyordu. Ev dediği yer Braavos'taki kırmızı kapılı evdi. Kendisi hiçbir şey hatırlamayacak yaşta olsa da abisi Krallık hikayeleri ile büyümüştü ve sırası geldiğinde kral olacağını biliyordu. Oysa 300 yıl süren krallıkları devrilmiş babası ve abisi öldürülmüş hatta Dorne'lu Elia'dan olan yeğenleri katledilmişti, sadece bebeklerdi. Viserys vahşeti görmüştü, herşeyi hatırlıyordu. Kral olma umudu taht sevdasından ziyade intikam arzusundan besleniyordu. Kardeşini doyurabilmek için annesinin tacını bile satmıştı, dahası adı Yalvaran Kral'a çıkmıştı. İşgalci'nin bıçağından hep bir adım önde olmak zorundalardı. Braavos, Pentos, ve diğer şehirleri gezdiler  ya da süründüler demek daha doğru olacak. Daenerys olan biteni anlayabilecek yaşa geldiğinde Viserys yaşadıklarının ağırlığı altında çoktan ezilmiş ve hırsı kardeşine babalık yapma merhametinin önüne geçmişti. Bir Dothraki ordusu için bir evlilik ve bu evlilik için de kardeşi münasipti. Son birkaç yıldır babalıktan efendiliğie kayan Viserys'ın acıklı durumunu görebiliyordu artık Dany, ama itiraz etmiyor, uyuyordu söylenenlere. Çünkü Ev'e gitmek istiyordu. Bahçesinde limon ağaçları olan kırmızı kapılı kapılı evi biliyordu o, ama abisi ona asıl yuvalarının Westeros'ta babalarının kurduğu krallıkta olduğunu anlatıyordu. Daenerys evini arayan sürgün bir prensesti sadece.

Dothraki ordusu için Khal Drogo'yla evlendirildiğinde 13 yaşında bir çocuktu. Yeni bir dili öğrenmeye de açıktı, kadınlığı öğrenmeye de. Hayatında değişen tek şey abisinden sonra artık yeni bir efendisinin olmasıydı. Abisi kral olmak istiyordu, kocası ona çocuklar doğurmasını, khalasar ondan khaleesi olmasını bekliyordu, ötelerden gelen İşgalci'nin adamı ise ölmesini istiyordu. Zehirden kurtulup ölümden döndüğü gün yeminler ediliyordu. Abisinin bebeğine kılıç çektiği gün öldürüldüğünü de gördü, kocasının kendi merhametiyle korumasına aldığı maegi tarafından öldürüldüğünü de. Kimileri kitaplardan öğrenir hayatı, bir aileden ve düzenli bir hayattan mahrum olanlar ise yaşadıklarından ders çıkarır. Daenerys tecrübesiz bir prensesti sadece.

Ateşlerin içinden 3 ejderhasıyla çıktığında elinde büyütülmeyi bekleyen bir güç ve ondan daha fazla şaşkınlık vardı. Doğrudan Westeros'a gidilmesini söyleyenler oldu, Qarth'ta kalıp rahat bir hayat da yaşabilirdi. Herkes farklı bir yol gösterirken o başka bir gördü: Köleler. Onlarca yol arasından kendini yakın hissettiği tek yol köleler olmuştu. Köle Körfezi'nde köleliği kaldırmaya çalışmak gibi çılgınca, cesurca ve belki fazla merhametli bir yola girmişti Daenerys. Uzaktan bir müdahaleyle değil, yaptırım uygulayarak değil, sorunun merkezinde sorunla mücadele etmek gibi çılgınca ve cesurca bir mücadele. Belki fazla merhametli, belki fazla onurlu, sonunda ölümü görme ihtimali çok da uzak olmayan bir mücadele. Yaşlıların onuru boşverip köle olarak bir yıl daha fazla yaşamak istediği ama gençlerin özgürlükleri için gerekirse ölmeyi göze aldığı kadar onurlu bir mücadele. Dizide pek verilmiyor bu tür ayrıntılar ama kitaplardaki povlarında iç sesini okuyabildiğimiz Daenerys, köleliği bitirmeden kendine anne diyen (mhysa) insanları yüz üstü bırakıp gitmeyeceğini, gidemeyeceğini söylüyor sürekli. Çıkış yolu arıyor.

Daenerys'ın Westeros'a gitmesi kendisi için olacakken Meereen'de kalıp kölelik ile mücadele etmesi insanlık için bir adım oluyor. Ama sadece bir adım. Halkın dirayetli kalıp bunun için hayatını ortaya koyması ise büyük bir adım olacak. Ancak Meereen soyluları tarafından kendisine sadece hizmet etmenin öğretildiği azat edilmiş insanlar Devrim karşısında bocalıyor. Özgür kaldığı için rahatlıyor ancak üretmeyi bilmediği için sendeliyor. Meereen'deki köleler emeklemekten kurtarıldı ama nasıl ayağa kalkacağı konusunda kafası karışık bir vaziyette bekliyor.

Daenerys'ın sosyal politikalar üreteceği zamanını köleliği geri getirmek için etrafını içten ve dıştan kuşatan düşmanlarıyla mücadeleye ayırması halkı zor durumda bırakıyor. Köleliğin kaldırıldığı Meereen'e, komşu şehirler tarafından uygulanan ticari ambargo, şehrin surlarını karadan ve denizden kuşatmakta olan kölelik yanlısı ordular ki orduları kölelerden oluşmakta, içeride kaçak güreşen Harpiya'nın Oğulları Daenerys'ın elini kolunu bağlıyor. Sosyal ve siyasal politika üretirken etrafında tecrübesine ve bilgisine danışabileceği kimsenin olmayışı ise romanda 15 dizide tahminen 17 yaşına gelmiş olan Daenerys'ı düşmanları karşısında zayıf bırakıyor. Zira Daenerys tüm politikasını insanların bir yanlarının iyi olabileceği üzerine kurmuştu. Yıllarca abisinin yarı fiziksel ama esasen psikolojik şiddetine içinde bulundukları durumdan dolayı anlayış göstermesi ve Khal Drogo'yu sevgiyle iyileştirmeye çalışması az da olsa sonuç vermişti. İyiliğini gören Lekesizler Astapor'dan beri takip ediyordu kendisini. Yunkai'de kalbini açtığı insanlar ona anne demişti. Meereen'de halk ona kapıları açabilmek için içeride bir mücadele vermişlerdi. Oysa halk ve Statüko aynı şey değildi. Halk devrim yapardı, Statüko ise eski düzene dönmek için halkı, halkın ölmesinden başka bir anlama gelmeyen dövüş çukurlarına gelenek diyerek kandırırdı. Çünkü halk yaş ortalamasına bağlı olarak yenilikten çok alışkanlıklara meyilliydi. Kendisi tecrübeden yoksun olduğu gibi etrafındaki insanlarda tecrübeli olduğu için sadece iyi olduğu için yanındaydı. İyiler sadece iyilik yapmayı biliyordu, kötülüğü bilmedikleri için kötülükle savaşmayı bilmiyordu. En azından öğreniyordu Daenerys, yaşayarak öğreniyordu.

Dün gece yayınlanan 5.sezon 5.bölümde aslında bir Targaryen olan ama Sur'un yeminli bir üstadı olduğu için İşgalci'nin Savaşı'nda bile yeminini bozmayıp yerinden kımıldamayan Aemon Targaryen, Daenerys'ın haline üzülürken çok doğru bir tespitte bulunuyor:

''Yapayalnız kalmış bir Targaryen korkunç bir şeydir. Daenerys yalnız, kuşatma altında ve ona yol gösterip yardım edecek bir ailesi yok. Kalan son akrabası binlerce mil ötede iş göremez halde ve ölüyor.''

Evet, ailesi öldürüldü, bebeklere varıncaya kadar. Ölümden kaçmış olması ona biraz daha oksijen ama çokça sefalet ve acıdan daha fazlasını getirmedi. Ateşin içinden 3 ejderhasıyla çıktığında yüklendiği misyon şehirler fethetmek ve bir halkı yönetmekti. Ama evinden öylesine uzaktı ki hiç görmediği Westeros onun eviydi ama aynı zamanda bütün ailesine mezar edilmişti, Braavos'taki kırmızı kapılı ev'de ise yapabileceği tek şey bahçedeki limon ağaçlarını büyütmek olurdu. O da halkını aramak için yollara düştü. Hiç görmediği babasının günahlarının bedelini öderken, babasından ve işgalciden daha farklı daha zalim, daha acımasız yeni suçlularla karşılaşıyor, öğreniyor, anlıyordu. Daenerys, halkını arayan sürgün bir kraliçeydi sadece. Kölelikle mücadele ederken kendisi bu mücadeleye esir oluyordu.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.