Kara Para Aşk: Haberler ve birbirine dönüşen aşıklar

28.11.2014 10:08:28
A+ A-

Çarşamba akşamlarında birinci yılına girmeye hazırlanan Kara Para Aşk'ın geçen akşam yayınlanan 26.bölümü AB grubunda 1.liğe otururken izleyenleri de bölüm boyunca gerim gerim gerdi, sonra tam bitecekken bu kadar gerilimin üstüne muslukları, hatta ve hatta vanaları açıp gözyaşlarına boğdu. Elif ve Ömer'in emniyette pencereden konuştukları sahne ve genel olarak dizi sosyal medyada da aynı gece ve sabahı 1.liğe oturdu. Elif'in Ömer'e ulaşma çabaları, sesini duyduğunda gözlerinde korkudan güvene dönen yeşillik, Ömer'in sesini duyurma çabası ve aşıkların Tayyar güdümlü memurlara meydan okuması seyirciye bir parça olsun umut verdi. Bölüm hashtag'i #çarelertükendiğinde olsa da son sahne için #birparçaumut denilebilirdi. Kısıtlı sahnelerine ve Emmy için Abd'ye gidecek olmasına rağmen tüm bu anlara duygusunu katan Tuba Büyüküstün ve Engin Akyürek'in izleyenlerde yarattığı duyguları tarif etmek mümkün görünmüyor.

https://www.youtube.com/watch?v=cBS51Ptx1UY

Bölümün başında kara para çetesine yardımdan gözaltına alınan Elif'i uzun bir süre göremedik, bu esnada Ömer'in ve kızkardeşlerinin çılgına dönüşünü, Tayyar'ın Elif'i günah keçisi ilan etmek için savcı ve avukatları nasıl devreye soktuğunu izledik. Herkesin Tayyar'ın nasıl bu kadar güçlü olabildiğine şaşırıp diziyi sorguladığı bir anda Tayyar devereye girip, bu dünya güçlülerin kazandığı bir dünya diyerek gerçekleri tokat gibi suratımıza çarptı. Tuba ve Engin uyumuna hayran hayran bakmak için ekran başına geçenler belki de bu ülkede ana haber bültenlerinin bile gösteremediği ilişkilere şahit oldu. Elbette bir parça kurgu eşliğinde.

Organ mafyasından kazandığı paraları aklamak için kurduğu sistem o güne kadar kusursuz işleyen Tayyar Dündar'ın sıradan bir polis memuru Ömer tarafından hemen beş bölümde köşeye sıkıştırılamayacağını en başından biliyorduk. Ama bu polis memurun yılmadan yoluna devam edeceğini de tahmin ediyorduk. Paranın açamayacağı tek kapı olan dürüstlük, Elif, Ömer, Arda, Pelin ve Sami Amir'de fazlasıyla mevcut. Öte yandan kötülerin sahip oldukları veya tamah ettikleri para, sandığımızdan daha kuvvetli, şimdilik. Kızı henüz ne olduğunu bilmediğimiz ama tedavisinin külfetli olduğu malumumuz olan bir hastalıkla boğuşan Savcı, belli ki Tayyar'ın para ve belki organ yardımı teklifini geri çevirememiş. Hüseyin ve Ali komiserlerin durumu ise biraz daha farklı, çaresizlik içinde kolay yolu seçen savcının aksine Hüseyin ve Ali komiserlerin içinde bulundukları böyle zor bir durum yok. Onların mottosu biraz daha fazla para kazanalım. Yani bir nevi onlar Tayyar'ın lejyonu. Denizer ailesinin avukatının durumu ise kaybetmek yerine kazanmayı seçmekle özetlenebilir belki. Elif'i savunup Tayyar'ı karşısına almaktansa, kazanamayacağı belli olan bir davada güçlü olan tarafa geçmeyi tercih ediyor. Üstelik bunu ikili oynamak suretiyle, yani olabilecek en çirkin haliyle yapıyor.

Gözlatındaki diğer şüphelilere göre çok daha kötü şartlar altında tutulan ve savcıyla görüştürülmeyen Elif'in durumu gazetelerde satır arasında okuduğumuz, haberlerde üç saniye gördüğümüz ama karşımıza böyle açık seçik konulunca bizi rahatsız eden bir sahneydi. Elif'in içinde bulunduğu o endişe ve tiksinmişliği tam olarak bakışlarından okuyabildiğimiz bu sahne için hem yönetmen Ahmet Katıksız'a hem de oyuncu Tuba Büyüküstün'e teşekkür etmek gerekir. Dizinin maalesef en gerçek sahnesiydi, maalesef diyoruz, çünkü bunlar oldu, oluyor ve düzenin böyle devam etmesi isteniyor. Tayyar Dündar ve Fatih dışarıda günlerini gün ederken, zorla kara para aklattırılan Elif'in yargı ve kamuoyunun önüne günah keçisi olarak çıkarılması ve direncini kırmak için zor şartlar altında tutulması haber izlemeyen dizici bir nesle ağır gelmiş olabilir, ama gerçekliğinden şüpheye düşmediğimiz olaylar belli ki bir süre daha devam edecek dizide ve dizi belki mutlu sonla bitecek ama haberler umutla kapanabilecek mi onu bilemiyoruz.

Dizinin lokomotif çifti Elif ve Ömer bu hafta yanyana bile gelemediler, ama Tuba ve Engin ayrı ayrı sahnelerde bu ayrı kalmışlığın ve haksızlığa uğramışlığın acısını iliklere kadar yaşattılar. Bu hafta gördük ki bu çift daha bir yıla girmeden birbirlerine dönüşmeyi başardılar. Elif, Ömer'e olan güveninden olabildiğince dik durdu. Ömer, Elif'e olan inancından bir an bile şüpheye düşmedi. Tanıştıklarında birbirlerine güvenmeyen ve atacakları her adımı diğerinden saklamaya çalışan çiftin ayrı ayrı yerlerde tek yürek olabildiğini görmek seyircide güvenilir bir çift algısı yarattı. Bu çifte bundan böyle kara denizde bir ayrılık görünmüyor. Onları ayırabilecek tek şey demirparmaklıklar değilse elbet.

Bu 10 aylık macerada Elif Ömer'e, Ömer de Elif'e benzemeye başladı. Daha iyi görebilmek için 24.bölüme dönelim. Ömer, Elif'e İtalyanca "İyi geceler" diyor. Elif, Ömerlerin evinde bulup giydiği pijamalarla yer yatağında yatarken ona İtalyanca değil Türkçe cevap veriyor. Aslı ve Nilüfer yolda eve dönerken Demir ve Denizer aileleri arasındaki kültür ve sınıf farklılıklarını konuşuyor ve özellikle Aslı bu aşkın ikisini de işte bu sebepten yıpratacağını söylüyor. Oysa hemen ardından gelen sahne gösteriyor ki Ömer, Elif'i, Elif de Ömer'i anlıyor ve gittikçe birbirlerine benziyorlar. 25.bölümde Elif, Ömer'e "çay"ın dışında bir hayatın kapılarını aralıyor; ona İtalyan usulü kahve hazırlıyor. Zorla değil gönüllü dönüşen aşıklar Boğaza nazır manzardan ziyade hastane odasında, emniyette ve hatta takip sahnelerinde çok daha romantik anlar yaşayabiliyorlar. Son yılların bu orijinal çiftine kolaylıklar dilemekten başka çaremiz yok gibi görünüyor.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.