Meereen Savaşı'nın şifreleri

20.04.2015 23:21:35
A+ A-

"İnsan zincirlerini sevmeyi öğrenir." Daenerys Targaryen

Spoiler içermeyen ancak sözcük bazında belki ipucu takibi yapılabilecek bir Meereen okuması yapmanın vaktidir. Meereen Savaşı'na adım adım yaklaşırken bölümün adı her ne kadar Siyahın ve Beyazın Evi de olsa 5.sezonun 2.bölümü bize Meereen'de gittikçe derinleşen eski-yeni mücadelesinin hatlarını çizdi.  Eski-yeni savaşını daha önce Devrim ile Statüko arasında kalan Meereen olarak özetlemiştik. Bu hafta uçurum merhamet eksenli bir noktaya kaydı. Kitaplarda tahmin edeceğiniz üzere daha detaylı anlatılan bu mücadele dizide olabilecek en basit ama etkili haliyle verildi. Sezonun 10 bölüm olmasının bunda büyük payı var kuşkusuz.

Meereen yüzyıllarca köle ticaretinin en verimli şehri olmuş, köle efendilerinin de köle tüccarlarının da bakıcıların da bu anlamda gözbebeği haline gelmiştir. Bu kadar süslediğime bakmayın. Bildiğimiz köle ticaretinden bahsediyorum. İnsanların köleleştirilmediği, nesillerdir köle olarak doğduğu topraklar: Meereen. Daha somut ölçütlerden söz etmek gerekirse; efendilerin piramitleri ne kadar yüksek, dövüş çukurları ne kadar genişse insan onuru o kadar ayaklar altında demektir burada. Ve bir gün Ejderha Kraliçesi gelip köleliği yasaklıyor, efendiler köle dedikleri insanlarla eşit oluyor, köleler özgür, adalete adaletle cevap veriliyor.

Meereen soyluları, doğru ifadesiyle insanları köleleştiren ve kendilerine efendi diyen adamların başlangıçta şaşırıp afalladıklarını görüyoruz. Oysa  bu piramidin görünen yüzü. Görünmeyen yüzünde ise Harpiya yeraltına çekilip bekliyor, güç topluyor, Kraliçe Daenerys ve Lekesizlerin şehirde kendilerini güvende hissetmesini bekliyor. Ve bir gün Harpiya'nın Oğulları'nın Lekesiz katliamları başlıyor. Topyekun bir savaş değil, pasif direniş. Birer ikişer ölüsü bulunuyor Lekesizlerin Meereen sokaklarında, bazen haftada bir, bazen haftada iki. Hergün bir ölüm haberi gelmeye başladığında kendilerine Tunç Canavarlar diyen ve maskeyle yeryüzüne çıkan oğulların etkisi artıyor. Daenerys ve adamlarının gücü birdenbire tükenmiyor elbette.

Daenerys'ın gücünü tüketen Meereen'in içinde değil sadece, Yunkai ve Astapor'daki köle efendilerinin direnişi çok daha önce başlıyor ve orada Daenerys'ın kendisi değil onun idareci olarak bıraktıkları yönetimde olduğu için ayaklanma çıkarmaları çok daha kolay oluyor. Yunkai ve Astapor'a zulmü yeniden getiren efendiler Meereen'a doğru yola çıkıyor. İçeride Statüko ile mücadele eden Daenerys'ın kapılarının hemen ardında ordular belirmeye başlıyor ve tehdit günden güne büyüyor. 

Daenerys Targaryen'in Meereen'in yerlisi olmamasını bir koz olarak kullanan Harpiya onun idaresini bu noktadan hedef alıyor. Başlangıçta efendilerden kurtulup özgür olma fikri zamanla yerini başlangıçta sorulmayan "peki bu kız kim" sorusuna bırakıyor.

Köle ticaretini yasakladığı için Meereen ile ticaret yapmıyor Köle Körfezi ülkeleri.  Burjuvazi gücünü açlık yaptırımı olarak gösteriyor. Daenerys'ın iki seçeneği var ya Köle ticareti ya da şehrin surları içinde kıtlık. Meereen halkının da iki seçeneği var: ya Daenerys'siz bir Meereen ya da açlığa talim.

Daenerys ve Meereenlilerden birinin diğerini feda etmesi bekleniyor her koşulda. Üzerlerinde sallandırılan kılıç: açlık.

Daenerys'ın orta yolu bulma çabası ve kitaptaki deyimiyle içinden ağlasa da küçük zaferler dediği çözümleri dizide de yavaş yavaş göreceğiz muhtemelen. Ama her durumda Statüko'ya karşı gelmek için hızlı hamleler yapan Daenerys'ın ölümcül darbeyi indirmek için güçlü bir orduya değil direnebilen bir halka ihtiyacı var. Ancak kölelerden eşit bireyler yaratma süreci bizim düşündüğümüz kadar kolay ve hızlı olmuyor. Daenerys'in kendisinin de söyledi gibi: "İnsanlar zincirlerini sevmeyi öğrenir."

 

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.