Poyraz Karayel rüzgarı döndü

08.10.2015 12:19:30
A+ A-

Poyraz Karayel, ikinci sezonuna geçen hafta başladı. Dizilerin ikinci sezonlarında hikâyelerinden sapmasına, karakterlerinin dönüşüm geçirmesine ve dolayısıyla kan kaybetmesine alışmış olan seyirciler için güzel bir haberi vardı Poyraz’ın, değişmemişti. Poyraz aynı Poyraz’dı; pire için deveyi yakıyordu, sonra bütün pireleri ateşe atıyordu. Poyraz’ın kırmızı bütenle aradığı Ayşegül de aynı Ayşegül’dü; pire için deveyi yakıyor sonra devenin yüzüne bile bakmıyordu.

Poyraz polisliğe geri dönmüştü, yani başını artık resmi olarak belaya sokuyordu, neyse bari, bu sefer karşılığında para alıyordu.

Ayşegül bırakmış gitmişti her şeyi, Yunan adalarında kendisi bitti diyene kadar bitmeyecek uzun bir tatildeydi. Mete adındaki bir avukat da mesafeli ama tatlı tatlı musallat olmuştu kendisine. Bir kahve içimlik rahatsızlık veriyordu, ısrarını ikiletmiyordu.

Dünya üzerinde ‘‘Gardiyan koş karım doğuruyor’’ repliğini kuran ilk kişi olma özelliğini hala koruyan Sadrettin bir bölümde iki kez baba oldu. Önce Hasan Yağmur’un sonra da tüm İstanbul’un babası oldu. Evet, oğlunun adını dedesi Hasan, annesi de Yağmur koyunca ortaya böyle bir isim çıktı.

Yukarıdan anladığınız üzere Bahri Umman, yerini artık baba olan oğluna doğum hediyesi olarak verdi. Ancak o koltuğun Sado’ya bir iki beden büyük geleceğinin kendi de farkında. Ne Sadrettin ne de bir başkası, sezon uzun, senarist muhtemelen Sensiz Olmaz Baba diyerek Bahri Umman’ı yeniden koltuğuna oturtacaktır. Sadrettin’in sınavı geçen hafta başladı ancak ilk birkaç soruda sınavı kendisi bile yarıda bırakabilir yahut hoca Sadrettin’in kâğıdını alabilir. Tüm bunları Sadrettin’in geçen sezonki performansına bakarak söylüyorum, bizleri şaşırtma ihtimali de var Sado Baba’nın.

Sefer ve Sema söz kesti. Sezonun ilk düğünü muhtemelen onlarınki olacak. Önümüzde uzun bir sezon var, düğünlere hazırlıklı olmalıyız. Bu konuda en bahtsız kişi ise Zülfikar. Hapisten çıktığı gün Çiğdem’in evlendiğini öğrendi, ona kendisini beklememesini söyleyen ise bizzat kendisiydi, içeride yıllarca kalacağını düşünüyordu. Ancak Poyraz’ın delillerin yasal olmayan yollarla alındığını itiraf etmesiyle davanın rengi değişti. Tutuksuz yargılanma talepleri kabul edilecekti, ne ki hangi avukat kendilerini savunacak olsa gizli bir makamdan tehditler alınca davadan çekiliyordu. Nihayet Bahri Umman ve adamlarının avukatlığını yapmayı kabul eden ve onları çıkaran kişi Ayşegül’ün yeni arkadaşı Mete oldu.

Fırat Çelik’in can verdiği Mete de malum yerlerden tehdit alıyor, ancak Ayşegül faktörü ağır bastığı için şimdilik tehditlere boyun eğmiyor, dahası durumdan Sema’yı da haberdar ediyor. Yani Mete, doğrudan aileye oynuyor, bununla birlikte henüz falsolu bir hareketi de görülmedi. Yazar Poyraz’ın tam zıddı bir karakterle ona rakip yaratmayarak orijinal bir aşk üçgenine imza atacak anladığım kadarıyla. Mete varlıklı ama züppe değil; yakışıklı ama kasıntı değil; Ayşegül’le ilgileniyor ama rahatsız edici değil. Hal böyle olunca seyircide Ayşegül’e kızım bu adamdan uzak dur dedirtecek bir tepki oluşmuyor. Eğer ilerleyen bölümlerde de Mete’nin bambaşka bir yüzü ortaya çıkmazsa Poyraz’ın işi oldukça zor görünüyor. Belki de ilk kez bir yerli dizide kız iyi erkekle kötü erkek arasında kalmak yerine ikisi de kendince iyi olan erkekler arasında kalbini dinleyip karar verecek ki bu çok daha zor bir karar olacak. Seçeneklerden biri salt kötü olmayınca seçilen taraf da sadece iyi olduğu için değil, aşık olunduğu için seçilecek.

Şu noktaya dikkat çekmemiz lazım; Mete bir avukat. Bahri Baba’nın avukatı Sema ise sezonun ilk bölümünden bu yana dalıp gitmeleri ve unutkanlıkları ile seyirciyi korkutmaya başladı. Sema’nın Alzheimer hastalığına yakalanmış olma ihtimali ile Mete’nin Baba ve adamlarının savunmasını üstlenmesini birleştirirsek tablo netleşiyor; Mete gümbür gümbür geliyor. Üstelik selefi olan Sema’nın da güvenini kazanarak. Sema’nın dizinin en sevilen karakterlerinden biri olduğunu bile bile bu riskin alınmış olması da ayrıca dikkat çekici, Poyraz Karayel risk almayı seven bir dizi, Sema ile Sefer’in düğününü görebilmek umuduyla diyelim…

Poyraz’ın küresel sermaye karşıtı bir siber örgütün eylemini başlamadan engellemesi oğlu Sinan’ın vurulmasıyla sonuçlandı. Dün akşam ekranlara gelen sezonun ikinci bölümünün en güzel yanı sündürülmeyen hastane sahneleri oldu. Başka dizilerin 3 bölüme yayacağı ameliyat, yoğun bakım ve taburcu olma aşamalarını bölümün ilk çeyreğinde işleyerek bu alanda kendi rekorlarını kırdılar diyebiliriz. Böylece çocuk bedeni üzerinden acıtasyon ve reyting avcılığı yapılmamış oldu. Aksine, Sinan’ın ahiret işlemleri sekansı mükemmele yakındı. Manuel yapılan işlemlerde Sinan Karayel ile Sinan Karamel karıştırılmıştı, yoksa dokuz yaşında çocuğun burada ne işi vardı? Sinan’ın dönüşünden sonra Poyraz’ın tek bir işi kalıyordu geriye; örgütü açığa çıkarmak, özellikle de Sinan’ı vuranı yakalamak. Çeşitli engellemelere maruz kalsa da bölüm sonunda dediğini yaptı, adamı yakaladı.

Poyraz’ın eski eşi Begüm’e, Ayşegül’ün ise Mete’ye ve her ikisinin de bu diğer isimlere gönülsüzce yakınlaşması diziyi bozan değil, ayakta tutan unsurlar. Seyirci çiftimizi başka insanların yanında görse de bakışlarından bile anlıyor aslında orada gönülsüzce bulunduklarını, lakin şartların şekillendirdiği de bir hayat söz konusu. Özellikle Ayşegül ile Poyraz’ın parktaki kavga sahnesi, Ayşegül’ün Mete’nin buluşma teklifini kabul edişi, tüm bunların Poyraz’ın gözü önünde onun yüzünden olması ve Poyraz’ın bunun farkında olması çok iyiydi, zira en ufak bir yanlış anlamaya bile yer bırakmadı bu sahne, üstelik eğlendirdi. Sonradan dönüp tokayı yerden alan Poyraz’ın ilerleyen bölümlerde pamuklara sarılıp sarmalanması gerektiğinin altını çizelim.

Bölümün en güzel sahnesi Sinan henüz ameliyattayken hastaneye gelen Bahri Baba ile Poyraz’ın sarılma sahnesiydi. Ayşegül ile Poyraz’ın barışmasından çok daha fazla beklenen bir sahne varsa o da Poyraz ile Bahri Baba’nın barışmasıydı ve olabilecek en dramatik şekilde gerçekleşti. Dolayısı ile seyirci nezdinde yeni sezon asıl olarak bu sahne ile açılmış sayıldı.

Küresel sermayeye savaş açan siber örgütün elemanı olarak karşımıza çıkan hacker Meltem, daha ilk bölümden tanışması gereken doğru kişiyle tanıştı. Zülfikar’ın, arabasına binen kıza neden yardım ettiği ise detaylarda gizli. Zülfikar başlangıçta hareket etmiyor, kız ‘polis peşimde’ dedikten sonra gaza basıyor. Geçen sezon Zülfikar sahnelerini hatmetmiş olanlar hatırlayacaktır; 12 Eylül darbe döneminde işkenceden geçen Zülfikar’ın kolluk kuvvetlerine karşı fobisi bulunmakta, öyle ki dizinin ilk bölümünde Poyraz’la tanıştığı anda ‘‘polis kokuyor bu’’ dediği vakidir. Küresel sermayeyle farklı dönemlerde farklı tarzda mücadele etmiş iki karakterin bir araya gelmesi sezonun en heyecanlı gelişmesi. Meltem ile Zülfikar’ın sohbetlerini şimdiden büyük bir heyecanla beklemeye başladık. Özellikle Meltem’in olası kan bağları sezonun sürprizi olacaktır. Bu kan bağının başındaki kişi olduğunu dizinin afişinden tahmin ettiğimiz Özkan Uğur ise henüz sahnede görünmedi. Üstelik bu karakterin Bahri Baba ile yıllar öncesine dayanan bir husumeti bulunmakta ve bu durum Poyraz’ı epey zorda bırakacaktır. Fragmanlarındaki şiddetli rüzgârı şimdiden estirmeye başladı Poyraz Karayel, hoş geldi.