İslami yozlaşmanın 'Âlâ'sı!

10.06.2014 12:40:16
A+ A-

90'lı yılların sonu ve 2000'lerin başı Beyazıt Meydanı hep onları ağırlardı. Yıllarca "kızlarınızı okutun" denilen bir memlekette binbir zorlukla tüm engelleri aşıp üniversite kapısına gelen o kızlardan bazıları, başörtüleri yüzünden okullara alınmıyordu.

Üniversite kapısında vicdanları kusturan muamelelere maruz kalıyorlardı. Buna rağmen mağrur ve gururluydular çünkü yanlış bir şey yapmadıklarını biliyorlardı. Çoğu pes etmedi, yıllarca mücadeleye devam etti. Bazıları ceza aldı, bazılarıysa bireysel çözümlerle okudu. Türkiye'yi bırakıp başka ülkelerde eğitime devam edenler de vardı.

Zor ama onurlu zamanlardı, derken "bin yıl sürecek" denilen süreç birkaç yılda eridi. Sadece 10 yıl sonra uğruna o kadar çok mücadele edilen, bedel ödenen başörtüsü aynı memlekette usulca yozlaştırıldı. Amerikan kültürünün biricik taşıyıcısı olan moda dergilerinin dini versiyonlarına meze olmaya başladı.

Son zamanlarda ekonomik imkanların genişlemesi ve siyasi atmosferin değişmesi İslami demeyelim de bir "muhafazakar dindar burjuva" sınıfının ortaya çıkmasına neden oldu.

O kesimin en berrak aynasıysa birbiri ardına yayın hayatına başlayan moda dergileri oldu. Âlâ, Aysha derken sayıları her geçen gün çoğalıyor.

Âlâ Dergisi kapak fotoğrafları ve yaptıklarıyla üniversite kapılarında başörtü mücadelesi veren o kızlara bana göre büyük bir haksızlık yapıyor.

Savunduğu ve yerleşmesi için çırpındığı burjuva hayatı tipik bir  Amerikan kültürü. Yıllarca genç kızların elinden düşmeyen Amerikan moda ve gençlik dergilerinden hiçbir farkı yok. Hatta özentili ve kopyacı çizgisi yüzünden oldukça sakil duruyor.

Her şeyi bir kenara bırakın eğer konumuz örtünmekse İslam'a göre vücut hatları belli olmamalı ama bu dergilerdeki örtülü hanımların popüler kültür idoollerinden tek farkı saçlarının görünmemesi.

Fransız korseleri, belden oturan tafta etekler, daracık gömlekler, ağır makyaj, İslami bir giyim tarzı gibi pazarlanıyor. Her köşe başına dikilen AVM'lerin ayakta durması için başörtülü tüketim canavarlarına da ihtiyaç var sanırım.

İslami moda dergilerinin bir diğer çelişkisiyse lüks ve pahalı olan bir yaşam tarzını savunması. Halbuki islam'da müsriflik ve gösterişin günah olduğu "Oku Ayeti" kadar meşhurdur. Müslüman paralı olunca tüm bunlar mübah mı oluyor?

İslam coğrafyası yoksulluk savaş ve mültecilerle kaynarken 2012’de İslami moda adı altında 224 milyar dolar harcama yapıldı, bu rakamın 2018’de 322 milyar dolara çıkması bekleniyor. Üstelik Türkiye 2012'nin verilerine göre  25 milyar dolarlık harcama ile bu listenin ilk sırasında yer alıyor.

Başörtülü kadınlar usulca bir tüketim kültürü canavarına dönüştürülüyor. Bu sayede başörtüsü de dini-siyasal ve soyal kimliğinden uzaklaştırılıp bir moda türü haline getirildi.

Örneğin Âlâ Dergisi geçen yıl tesettürlü kapak kızı yarışması düzenlemeye bile kalktı ancak tepkiler üzerine geri adım attı. Bu yılsa çıtayı daha da yükseltmişler. Dansözlü party düzenleyeceklermiş.

Tanıtımıysa şöyle yapılmış: “Âlâ Fashion Party Tarihteki En Büyük Kızlar Partisi”  İstanbul Maslak Sheraton Hotel’de düzenlenecek olan partiye katılım ücreti 250 TL, 6 kişilik ‘VIP Lounge’ koltuk ücretinin de 3000 TL olduğu iddia ediliyor.

Bakar mısınız bu bir tesettürlü moda dergisinin icraatı olabilir mi? Zaten gelen tepkiler üzerine de iptal etmişler. Bana göreyse aslında o partiyi yapacaklardı ve oradan çıkacak görüntüler bu dönemin ibretlik vesikaları arasında yerini alacaktı.

Dindarların, müslümanların inancı her ne olursa olsun herkesin güzel ve iyi giyinmeye hayattan payına düşenleri almaya hakkı var ama bunu yapanken yıllarca uğruna büyük mücadeleler ödenen o başörtüsünü alet etmelerine hakları yok. Hem Allah'ın hem de Kuran'dan bir surenin ismini verdikleri dergiyle lüksü, şatafatı yozlaşmayı servis edemezler.

İslam'da iman ve ibadetin amacına ulaşması için insanın mücadele etmesi gereken yegane düşmanı nefistir. Bu onlarca ayet ve hadiste de açıkça dile getirilmiştir.

Dindarım diyen ve bunu bilmeyen yoktur. Ancak insanoğlu inandığı dini değerleri tahrip etmeyi her zaman başarmıştır. Kendi nefislerine ve bencilliklerine meşrutiyet kazandırmak için Allah'ı ve dini referans göstermekten hiç çekinmemişlerdir.

Sanırım şu anda Türkiye'de siyasi alan dahil bir çok yerde popüler olan bu. Siyasi arenada olduğu gibi nasıl raydan çıktıklarını görmüyorlar, kendilerini mutlak doğrunun sahibi görüyorlar.

O yüzden şimdilik çoğu kişinin keyfi yerinde, yıllarca eleştirdikleri muhalefet ettikleri yozlaşmanın bir parçası olmaktan memnunlar ancak bu yozlaşmanın ileride elbet bir bedeli de olacaktır...

twitter.com/normalgasteci

huseyinaladag.blogspot.com

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.