Ak Parti yatırım finanslarını nasıl sağlıyor?

04.05.2014 22:05:53
A+ A-

Türkiye giderek güçleniyor, bu tüm Ortadoğu tarafından, Amerika ve Avrupa tarafından bilinen ve izlenen bir gerçek. Son on yılda Türkiye’de çok fazla baraj, yol, köprü yapıldı, hatta buna şimdi bir de havaalanı ekleniyor. Türkiye’nin bölünmesini, güçten düşmesini ve batıya bağımlı olmasını isteyenler için bu durum tabii ki içler acısı oluyor. Türkiye paramparça olmasını isteyen küresel güçlere karşı daha da güçlenmeli, ekonomisini giderek sağlamlaştırmalı ve akılcı adımlarla bölgedeki liderliğini korumalı diyoruz.

AK Parti ülkede sürekli yatırım yaparken akla “AK Parti hükümeti bu yatırım finanslarını nasıl sağlıyor” sorusu geliyor. Yazar İbrahim Seral Köprülü bu konuda güzel bir analiz yapmış:

Son 12 yılda Türkiye dev bir şantiyeye döndü. 100 yıllık hayaller bir bir gerçekleşiyor. Deniz altından tüp geçitler, demir ağlarla yurdun dört bir yanının örülmesi, havayolu taşımacılığında muazzam bir büyüme.

Önceki hükumetler döneminde bitirilemeyen Karadeniz Sahil Yolu, açılamayan Bolu Tüneli gibi onlarca proje son dönemde hizmete sokuldu. Şimdi de asma köprüler arasında dünya ikincisi olacak İzmit Körfez Köprüsü, dünyanın en yüksek kuleye sahip Yavuz Sultan Selim Köprüsü, dünyanın en büyüğü olacak İstanbul 3. Havalimanı, Konya Karapınar'a dünyanın en büyük güneş enerjisi santrali yapılıyor. Yeni bir çığır açacak Kanal İstanbul gibi yüzlerce yeni proje de hayata geçiyor. Son 10 yılda 268 baraj yapıldı. 2014 yılında bitecek olan 1.000 gölet ve sulama istasyonu ile kırılması güç başka bir rekora daha imza atılıyor.

Bir 'medeniyet projesi' olan bölünmüş yollar ise başlı başına büyük bir hizmet.

Cumhuriyet tarihimizde 79 yılda 6.800 km bölünmüş yol yapılmıştı. Son 12 yılda ise 17 bin km bölünmüş yol yapıldı. 79 yılda yapılanın 3 katı. 2014 hedefi 810 km. Duble yollarda 2023 hedefi toplamda 37 bin km'ye ulaşmak.

2003 yılında sadece 6 il birbirine bölünmüş yollarla bağlıyken şimdi 74 il bölünmüş yollarla birbirine bağlandı. Bu yollara ilaveten yapılan tren hatları ve havalimanları cabası.

Duble yolların saymakla bitmeyecek getirileri:

Bölünmüş yollarla güvenli yolculuk sayesinde insanımızın sosyalliği ve yaşam konforu arttı. Arabaların kullanım süreleri uzadı. Diğer yandan rahat ulaşılan bölgelere yönelik alternatif turizm gelirleri arttı. Bugün Trakya'dan yola çıkan aile rahat sürüş yolculuğuyla tüm Türkiye'yi geçerek Şırnak'a ulaşabiliyor; Hakkari’li bir aile de ta İzmir'e kadar bölünmüş yol sayesinde uzun yolculuğu göze alabiliyor. Doğu ve Batı arasında köprüler kuruluyor, ayrılıklar sona eriyor.

Kaza, yaralanma ve ölüm oranlarında büyük azalma var. AB ülkelerinde, 100 milyon taşıt/km oranında ölüm oranı 3 seviyesinde. Bizde 2002'de 5,72 olan bu oran, 2013'te 2,63'ye düşmüş durumda.

Otobüs satışları 2002 yılında 2.200 adet iken 2012 yılında 20 bin oldu. Kamyon satışı aynı dönemde 4.300'den 38 bine çıktı.

Bölünmüş yollar medeniyetin önemli göstergelerinden dedik. Suriye ve Irak'ta bölünmüş yol yok. Ukrayna'da 3 bin km, Rusya'da çok az var. Yunanistan ve Bulgaristan'da AB standartları gereği bir miktar yapıldı ama Türkiye'nin çok altında.

Bu kadar karayolu yapılmasına rağmen, Türkiye'de deniz/hava/demiryolu oranı da 12 yılda %5'ten %10'a çıktı. 2023'te bu oranın %24'e çıkması hedefleniyor. Ak Parti'nin 2023 hedefleri içinde hızlı treni Mekke ve Medine'de Suud'ların yaptığı hatla birleştirmek. Allah başarı versin inş'Allah.

Paranın kaynağı nerden?

12 yılda yapılan yollara 40 milyar TL harcandı. Duble yolların bir güzel yanı da kendini 5 yılda amorti etmesi. Ak Parti kurmayları da, getirileri de muazzam olan bu yatırıma yüklenmeye devam ediyor. Gerçekten çok akılcı.. Mesafelerin kısalmasıyla yılda 171 milyon saat zaman tasarrufu, 1 milyar litre akaryakıt tasarrufu, 2,3 milyon ton daha az CO2 salgılaması yapıldı. Bu yollardan elde edilen tasarruflardan elde edilen kazanç 9,4 milyar TL oldu. Kısa dönemde çok ciddi bir geri dönüş.

Önceki dönemlerde müthiş bir faiz yükü altındaydık. Bütçenin %85'i faize giderken şimdi bu oran %30'lara düştü. GSMH'nin %17'si borç faizine giderken bu oran şimdi %4. Faiz yükü inince sosyal devlet yardımları %1200 arttı.

Turizm gelirleri kat kat arttı. Özelleştirme geliri 50 milyar $ oldu. IMF borcu sıfırlandı. 150 milyar $ yabancı yatırım geldi. 'Yap işlet devret' sistemiyle devlet borçlanmadan rüya projelere imza atıldı. Dünya finans ve kredi kuruluşlarının güveni kazanıldı.

Sanayi inkılabı gerçekleşti. Büyümemiz her sene devam etti. 2007 krizinde bütün dünya sarsılırken, Avrupa'da ekonomiler çökerken, ABD'de şehirler iflaslarını ilan ederken bizim büyüme trendimiz devam etti.

GSMH son 12 yılda 4 kat artarak 830 milyar $ seviyesine geldi. İhracat 2002'de 36 milyar $'dan, 2013'te 152 milyar $'a çıktı. MB rezervi 28 iken 136 milyar $ oldu. Borsa 22 binler seviyesinden 75 binler seviyesine ulaştı.

Diğer sektörler kara geçince hizmetlere kaynak bulunuyor:

Birkaç örnek verelim. Ekonominin lokomotiflerinden birisi de inşaat sektörü oldu, TOKİ dünya çapında büyüdü, 40 milyar $'lık katkı sağladı. TOKİ'nin son 10 yıl içinde konut sektörüne yaklaşık 57 milyar TL kaynak aktardı, 2023'e kadar 1 milyon konut üretme hedefi daha var. Sadece Diyarbakır'da 10 yıl içinde yapılan konut sayısı 11.000. Van Erciş 2011 depreminden sonra sadece 300 gün içinde 15 bin kalıcı konut teslime edildi. Bunlar çok önemli ve hızlı reaksiyonlar.

Havacılıkta zarar eden THY ve TAV şimdi dünya liderleri arasına girdi. TAV kalite ve başarısını New York LaGuardia havalimanı işletmesini alarak perçinledi.Liman lisanslarından 10 milyar $ kar elde edildi. CHP'nin itiraz ettiği 3. Havalimanı ihalesinde 9 milyar $ olan başlangıç bedeli rekabet sonucu 30 milyar $ gibi büyük bir rakamla sonuçlandı. 26 havalimanımız vardı, bunlar modernize edildi, artı 26 tane daha yapıldı. Bu gelişmeler sonucu tam 72 milyon yolcu taşındı.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın 2002'de %18 olan yatırım payı bugün %43'e çıktı. Çünkü her dalda önemli ekonomik adımlar söz konusu.

Devletimiz küçülmemeli, aksine büyümeli:

Sadece milletimizin hak ettiği refah düzeyi için değil, bölgemizin huzura kavuşması ve devletimizin bekası için de büyümemiz/hizmetler hız kesmeden devam etmeli.

Son 100 yıldır Ortadoğu Sykes-Picot gibi gizli anlaşmalarla şekillendiriliyor. Mısır'da darbeye darbe denmediği gibi darbeciler maddi yardımlarla adeta ödüllendiriliyor. MENA Bölgesi ve Afrika emperyalist güçlerin dileğine göre işgal ediliyor ve bombalanıyor. Baltık Denizi'ne kıyısı olan bir ülke değiliz. Ateş çemberinin içindeyiz. Böyle antidemokratik ve adaletsiz bir ortamda Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin küçülmesi değil tam aksine büyümesi ve güçlenmesi en akılcı olanı.

Kaynak: https://twitter.com/SrlKoprulu

Tüm yazılarım: http://erkanarkutyaziyor.wordpress.com/

Video sayfam: http://video.mynet.com/erkanarkut/videolari/liste

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.