Bu montajları yapan çocuk kör oldu!

10.06.2014 11:48:41
A+ A-

Yasadışı dinlemeler sonucu ortaya çıkan ses kayıtlarının “hece hece” montaj olduğu Tübitak tarafından açıklandı. Hece hece, kelime kelime yapılan bu “montaj” elbette bir senaryo ve muhteşem diyalog yazarlığı gerektiriyor. Sinema, dizi sektörünün bu cevherlerden mahrum bırakılmamasını umuyorum. Kim, kimler hazırladıysa “montaj” konusunda fikri olanlar bilir ki çok meşakkatli bir iş bu “montaj” hem de “hece hece” ve yalnız başbakanın da heceleri değil. Çalışmaya bakar mısınız?! Bilal Erdoğan’dan Hakan Fidan’a, Muammer Güler’den, Egemen Bağış’a, Fatih Saraç’a, Fatih Altaylı’dan komutanlara kadar bir ağın “hece hece” telefon seslerini al sen bir senaryo doğrultusunda montajla, servis et! Olacak şey değil! Kolay iş değil! Hiç değil… Bu montajları yapan kör olmuştur.

“Dinlemeler yasadışı” dediklerinde bu konuşmaların gerçekliği reddedilmemişti ilkin. Ama dinlemeler yasadışıydı, geçerliği yoktu bu yüzden fakat, konuşmalar kamuya mal oldu dolayısiyle yasadışı da olsa değerlendirilmeliydi ki Tübitak değerini biçti ve yüksek teknolojilerine dayanarak “montaj” dedi. Montajını yapanların, senaryosunu yazanların bir an önce bulunarak sektörün kalkınması, Dünya’ya açılması için bu kişi ya da kişilerin sinema, dizi sektörüne kazandırılmasını diliyorum. Demek her şey montajdı ha?!

Yani MHP’den al BDP’ye koy, Tamamını sıfırla, senin evinde “şey” kalmasın, Sümeyye geldi mi, Berat gitti mi filan falan…hepsi hepsi montajdı demek?! Yalan dünya diye boşuna dememişler. Duygularımızla oynadınız. Biz dizi, magazin, duvardan bardakla yan komşu filan dinler, seyreder, yeni bölüm bekler gibi tapeler bekledik, günlerce konuştuk, tartıştık, paylaştık, gerildik, meraklandık, kaygılandık, üzüldük, öfkelendik, sevindik, türlü türlü duygular yaşadık o tapelerin başında! Şimdi diyorsunuz ki “montaj!” her şey Matrix’miş yani! Hiç biri mi gerçek değil yahu? Hakan Fidan, Ahmet Davutoğlu, komutanlar konuşması da mı montaj mesela? Hani “seçim güdümlü savaş planı” bölümü…

“8 tane boş alana füze de attırırım” repliğini kim yazdıysa bu cümlenin alt metninde karanlık işler döndüğüne işaret etmek istemiş. Derin devlet herhalde böyle bir şey. Yani onların, istediklerini yapmak için her zaman, her türlü bahane üretebileceklerini, bir amaçları olduğunu, yaptıkları her şeyin sorgulanması gerektiğini, söylenenlere, yapılanlara inanılmaması gerektiğini, birtakım suçların bir yere yıkıldığını filan söylemek istemişti bu bölümde “yazar!” Bu bayrak indirme olayı da böyle midir diye düşünmeden edemiyor insan? Kutuplaşa kutuplaşa bir hal olduk vesselam.

Başlamayalım yine kürt, türk, ermeni diye…

İnsanlar ölüyor. Hem öyle kendiliğinden filan değil. Öldürüyorlar, öldürülüyorlar! Çocuklar! Gencecik insanlar… insanlar öldürülüyor, katlediliyor insanlar!

Ve Uluslararası Af Örgütü’nün de Gezi raporuna göre “Barışçıl eylem riskli”

Dayak, gaz, plastik mermi, dava, gözaltı, tazyikli gazlı su, işkence, taciz…

Bunlar “Barışçıl eylemciler” için. Uluslararası Af Örgütü’ne cevabımız olsun o zaman.

“Risk almadan zafer olmaz!”

 

Silahlı eylem mi?

Dağdaki çocuklar mı?

Çözüm süreci mi?

Barış süreci mi?

 

“Benden duyabileceğiniz en şiddetli cevabı duydunuz kabul edin! Bedelini ödeyecekler” dedi başbakan.

Şimdi n’olacak?

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.