scorecardresearch.com Gül, köşke tekrar aday olabilir mi? - muharrem keklik - Radikal Blog

Gül, köşke tekrar aday olabilir mi?

04.01.2014 10:12:22
A+ A-

AKP'nin kuruluş döneminde koymuş olduğu üç dönem kurallı, bu gün Başbakan ve AKP kurmaylarına ayak bağı olmuş gibi. Zamanın ne kadar kısa ve ne kadar uzun olduğu, içinde yaşanan koşullara bağlıdır. Bazen zaman hiç geçmek bilmez, bazen de bakmışsınız hemencecik geçmiş.

Zamanın geçmesini istemeyenlerin başında borçlu olan kişiler gelir, alacaklılar için zaman çok geç geçer. Eğer bir işi severek yapıyor ve beklentileriniz var ise zaman size yetmez. Her gün yeni bir alan açmak istersiniz, bu da yetmez saygınlık ve hükmetmek istersiniz ve en sonunda elde ettikleriniz de sizi tatmin etmezse adeta çıldırırsınız. Tıpkı milli piyango talihlileri gibi.

Eski bir söz vardır; koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler. İşte bu deyim tam da AKP'nin kuruluş sürecine denk gelen bir deyimdir. O dönem siyaset kurumu o kadar yıpranmış ve kirletilmişti ki, toplum adeta bir kurtarıcı arıyordu. Erdoğan'ın masumiyet karinesi, ülkedeki ekonomik kriz ve ABD'nin yaratmak istediği değişim piyangosu AKP' ye çıktı.

Kısa sürede başarıyı yakalayan ve zaman, zaman toplumun kullağına hoş gelecek söylemlerle toplum adeta hipnoz edildi. Zaman geçtikçe bu hipnozu yapanlar, hayallerine öyle inandılar ki; sanki kendileri de hipnoz olmuş gibi bir ruh haline büründüler. Aslında bu bir rüyaydı, Türkiye ve Dünya gerçeği ile uyuşmayan bir rüya.

AKP, öncü İslami parti modeli, Erdoğan ise İslam liderliğini aşmış, bir dünya lideri olarak lanse edilmeye başlanmıştı. Nitekim birçok dev duvar afişlerinde bunu görmek mümkündür, İlimize hoş geldiniz "Dünya Lideri. "

Öcalan'ın unutamadığım bir sözü var;

Kendisinden faydalanmaya çalışan ve başarısız olan bazı elemanları özeleştiri yaptıklarında onu çok överler. Öyle büyük bir övgü olur ki, adeta onu tanrılaştırırlar. Öcalan'da bunun farkına varmış olmalı ki, bazıları beni tanrılaştırarak benim üzerinden peygamber olmaya çalışıyorlar. Büyük ve güçlü adamın ikinci adamı olmak gibi.

Bu serüvenler bir çok yapılanmada yaşanır. Asıl olan kurumdur, kurum kendi dinamikleri içerisinde dönüşümünü sağlayabilecek bir yapıya kavuşabilirse, bireyler bir eksiklik yaratabilir fakat felaket olmaz. Ne yazık ki Ortadoğu ve ülkemizdeki birçok ülke ve parti liderler üzerinden örgütlenmiştir.

Bu gün AKP ve Erdoğan'ın içine düştüğü durumda da yukarıda saydığım eksiklikler bileşkesi olarak tanımlanabilir. Başbakan kendisini ilerisi için o kadar fazla güdülemiş görünüyor ki, adeta gözleri hiç bir şeyi göremez duruma getirilmiş gibi. Her toplumsal talebi kendisine karşı geliştirilmiş bir komplo olarak görüyor.

Kendisinin kontrolü dışındaki tüm gelişmeleri, daha doğmadan boğmak istiyor. Bunun imkanı olabilir mi? aklı selim düşünmek gerekirse olamaz. Türkiye farklı etnik, dinsel, mezhepsel, sınıfsal vb. daha sayabileceğimiz farklılıkları olan toplumlardan oluşan insanlar bileşkesinin oluşturduğu, adını cumhuriyet koyduğu bir ülkedir.

Sizin bu çok çeşitlilikten oluşan topluluğu tek tip topluluk haline getirmeniz ne kadar mümkün olabilir ki? Bu ülkede defalarca askeri yönetim yaşandı. İnsanlar işkenceden geçirildi, infaz edildi, zindanlara dolduruldu, insanlara dışkı yedirildi. Fakat yine de insanlar buna karşı hayatları pahasına direnerek karşılık verdi ve vermeye devam etmektedirler.

Kalıcı bir liderlik ve kalıcı bir sistemin oluşturulmasının temel öğeleri, toplumsal uzlaşının yakalandığı ortak noktalardan hareketle yakalanabilir. Aksi taktirde ben öyle istiyorum ve öyle olacak bakış açısı, ayıran ve öteleyen bir bakış açısından öteye gitme şansını yakalaması mümkün olabilir mi?

Cumhurbaşkanı'nın halk oylaması sonucu seçilmesi doğru atılan bir adım olarak değerlendirilmelidir. Fakat şu kişi bir daha aday olamaz ibaresini koymak, ilk adıma gölge düşüren bir bakış açısı olarak algılanabilinir. Sistemin, ben düşüncesinden arınıp, biz düşüncesine yönelmesi toplumsal yapıyı geliştirir. Benden sonrası kıyamet'tir anlayışı doğru bir anlayış olamaz.

Ve yıllar o kadar çabuk geçti ki, beş yıllık seçim süreci dört yılla indirildi. Üç dönem 15 yıl yerine 12 yıla inmiş oldu ve sürecin sonuna yaklaşılıyor. Hem de öyle bir yaklaşılıyor ki, her taraf toz duman. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Yargı kim, güvenlik kimden sorumlu, askerin güvenlik alanı neresi, polisinki neresi, hangi savcının yetki alanı neresi belli değil.

Tüm bu kargaşalar yaşanırken; Habertürk genel yayın yönetmeni Erhan Çelik'in yönetiminde gazeteciler, Fehmi Koru ve Ruşen Çakır'ın sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı birçok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gündemdeki birçok konu hakkında düşüncelerini dile getirdi.

En son Cumhurbaşkanlığına aday olacak mısınız, sorusunun ucu biraz açık kalmış gibi bir cevap görünüyor. Benim bu konuda bir şey söylemem için erken, hepimiz için erken. Oturur konuşuruz, günü geldiğinde karar veririz. Bununla ilgili herhangi bir konuşulmuş, yazılmış, çizilmiş bir şey yok diyerek süreçte olabileceğinin ip uçlarını da vermiş olmuyor mu acaba?



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.