scorecardresearch.com Nazizmin Son Halkası - Erhan D. - Radikal Blog

Nazizmin Son Halkası

14.10.2012 16:37:27
A+ A-

Hayvanlar, dünyamızda kendilerine özel sebeplerle yaşıyorlar. Siyah insanlar beyaz insanlar için yaşıyor değiller, kadınlar erkekler için yaşıyor değiller. Aynı şekilde, hayvanlar da insanlar için yaşıyor değiller. (Alice Walker - Yazar)

 

Hayvanların hakları olur mu? Hayvan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin 1978 yılında ilan edildiği düşünüldüğünde bu sorunun zaman aşımına uğradığı düşünülebilir. Fakat her ne kadar Bildirge'nin ilanı  yüzyılı aşkın bir zamandır süren bir mücadelenin meyvesi olarak parıldasa da, hayvan hakları konusunda hem ülkemizde hem de dünya ölçeğinde katedıilmesi gereken daha çok mesafe var. Bildirge, "olması gereken" kimi noktalara parmak basıyor, lakin "olan" olduğu gibi kalmakta ısrarcı görünüyor.

 

Örneğin "hayvanlara fiziksel ve psikolojik acı çektiren deney yapmak, hayvan haklarına aykırıdır" maddesi rutin olarak ihlal ediliyor. Bugün sadece ABD'de bir yılda kobay olarak kullanılan farelerin sayısı 45 milyon civarında ve bu hayvanların fiziksel ve psikolojik şartları üzerinde etkili bir kontrol yok. Tavşanlar üzerinde uygulanan standard deneylerden biri olan "LD 50", bir kimyevi maddenin hangi oranda uygulandığı vakit deneklerin yüzde 50'si üzerinde ölümcül olduğunun saptanmasını (dolayısıyla deneklerin en az yüzde 50'sinin katlini!) içeriyor.

 

Türkiye'de ise 5199 sayılı yasa tasarısı sokak hayvanları için toplama ve ölüm kampları kurmayı öngörüyor ve bu haliyle 1910 yılında 80 bin köpeğin Hayırsız Ada'ya (Sivri Ada) götürülüp ölüme terk edilmesi vakasını andırıyor. Geçen yüz küsur yıla rağmen hayvanlara yönelik tutum ve bakışta pek bir ilerleme olduğu söylenemez.

 

Konformist hayvanlarız nitekim. Evimizdeki kuçukuçunun veya pisipisinin üzerine sevgi ve hürmetlerimizi boca ederken onların yakın akrabaları üzerinde uygulanan vahşet tınımızda değil. Yeter ki rahatımız kaçmasın. Yeter ki, yediğimiz etler, kırdığımız yumurtalar, sırtımızdaki kürkler, yılanderisi çantalar ve fildişi vazolarımız haram olmasın. Tamam, bir dereceye kadar böyle. Eğer rasyonel varlıklar isek bizler, demek ki rasyonelliğimiz tutarsız olmamıza mani değil. Ama hayvan haklarının evrensel düzeyde uygulanmasına dönük hassasiyet eksikliği sadece insani çıkarcılığımızla açıklanamaz.

 

Cevaplamamız gereken soru: "hayvanları haklara sahip varlıklar kılan özellikleri nedir?"

 

Bu soruya makul bir yanıt vermediğimiz sürece "hayvanlar hakları" kavramı, etki gücü olmayan hoş bir seda olarak sonsuzlukta yankılanır.

 

*****

 

Sorunun yanıtını İngiliz filozof Jeremy Bentham şu şekilde veriyordu:

 

"Esas konu, muhakeme yeteneklerine sahip olup olmadıkları ya da konuşup konuşamadıkları değil. Esas konu, acı çekip çekemedikleri..."

 

Animal Liberation adlı eseriyle yakın dönem hayvan hakları hareketlerinin felsefi temellerini atan Peter Singer'ın da kabul ettiği ölçüt budur. Acı çekme kapasitesine sahip her varlığın bu kapasitesinden kaynaklanan hakları vardır. Bir kaya parçasının ya da bir masanın haklara sahip olmama gerekçesi de acı çekme kapasitelerinin noksanlığıdır. Acı çekmek, kendi başına dolayımsız olarak olumsuz bir durumdur ve bundan ötürü, başka bir varlığın hiçbir makul sebep olmadan acı çekmesine yol açmak ahlaki olarak kötüdür.  

 

*****

 

Ayrımcılığın farklı çeşitleri var. Radikal politik hareketlerin tarihi ayrımcılığın çeşitlerine karşı mücadelenin tarihidir. Irkçılık bir ayrımcılık çeşididir, cinsiyetçilik te öyle... Bu iki tür aymcılık çeşidine karşı önemli kazanımlar elde edildi. Mücadele halen sürüyor.

 

Daha derinlere nüfuz etmiş ve dolayısıyla daha az görünür olan başka bir ayrımcılık çeşidi ise "türcülük" (speciesism). Acı çekme kapasitelerine sahip türler arasında bir türü sırf "kendi türümüz" olduğu için ayrıcalıklı sayma ve diğer türleri aşağı görme, onları "kendi türümüz"ün ihtiyaç ve zevklerini tatmine dönük araçlar olarak kabul etme... Ayrımcılığın en son halkalarından biri de işte budur.

 

Özgürlük alanının kadınları ve siyahları kapsayacak şekilde genişletilmesi mücadelesinin meşruiyeti teslim edildi. Şimdi özgürlük alanını türdeşimiz olmayan hayvanları da kapsayacak şekilde genişletme mücadelesinin haklılığını gösterme vaktidir.

 

Türdeşimiz olmayan hayvanlara karşı uygulanan gündelik/sıradan faşizmi, Nazizmin son halkasını hayatlarımızdan tehcir etmeliyiz.  



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.