scorecardresearch.com Seçmen dedi ki: Muhalefet değişmeden kazanan da değişmeyecek! - haluk temel - Radikal Blog

Seçmen dedi ki: Muhalefet değişmeden kazanan da değişmeyecek!

31.03.2014 07:35:33
A+ A-

Bu pazar yakın tarihimizdeki en gerilimli seçimi yaşadık.

Bitmek tükenmeyen şaibe haberleri, seçimden önce evlerde mühürlenen zarflar, zamanlaması manidar elektrik kesintileri seçime damgasını vurdu. Sabaha kadar sayılamayan oylar!

İnsanlar oy vermekle kalmayıp, sabaha kadar oylarının başında beklemek zorunda kaldı. Ankara'da CHP ve MHP seçmeni el ele verdi, siyasi tarihimize geçecek örnek bir duruş sergiledi.  Seçmenlerin oylar çalınıyor mu endişesiyle feryat edip sabahlarken, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'deki bu rahatlığı neye yormalı? Pes demek hafif kalıyor doğrusu!

Sonuçlara bakacak olursak; seçim yeni ama sonuçlar eski. AKP Türkiye genelinde aldığı oyları, bir önceki yerel seçime göre artırdı. CHP ve MHP'de de artışlar var. Ama CHP ve MHP oylarını toplasanız AKP oylarına yetişemiyor. İşte burası ciddi ciddi düşünülmesi gereken bir konu.

Seçim sonuçlarından farklı anlamlar çıkarmak mümkün. Yolsuzluk gibi konular Türk toplumunun, özellikle muhafazakâr seçmenin oy tercihini etkilemez hale gelmiş. Ayakkabı kutusu, sıfırlanan milyonlar, rant ilişkileri, Kuran ve ayetle dalga geçilmesi içten içe kabul edilse bile oy oranına negatif yansıma yapmıyor.

Tabi bunda yolsuzluğu muhalefet partilerinin değil de, cemaatin ortaya çıkarması ana etken. CHP ve MHP'nin ortaya çıkaramadığı yolsuzluğu cemaat ortaya dökünce, Başbakan karşı atağa geçti ve seçmenin üzerinde yarattığı baskı ve "milli iradeye saldırı" algısıyla lehine çevirmeye çalıştı. Başarısız olduğu da söylenemez.

Net rakamlar vermek için henüz çok erken.

Kesin sonuçların alınması belki bu akşamı bulabilir. Oy oranları ne olursa olsun, AKP için zor günler devam edecek. Nihai bir rahatlama için genel seçime ihtiyaçları var.

Ama genel tablo itibariyle seçmenin verdiği mesaj çok açık: Türkiye'de muhalefet değişmeden iktidar değişmeyecek.

AKP yolsuzluğa bulaşsa da, Suriye'ye savaş açsa da Kılıçdaroğlu ve Bahçeli'nin Tayyip Erdoğan'a alternatif olamayacağı düşünülüyor.

 AKP onlar için kötünün iyisi ve alternatifsiz. Bu artık kabul edilmesi gereken gerçek. Türkiye'de seçimi AKP kazanmıyor. AKP'nin kazanan adaylarının bağımsız olarak seçime girdiğini bir düşünün, %1 alabilen çıkar mı? Çıkmaz. Çünkü seçimi adayın profili değil, Recep Tayyip Erdoğan profili kazanıyor.

Ayrıca, Türkiye'deki bu seçim sonuçları, Albert Einstein'ın o sözünü doğrular nitelikte: Aynı şeyi defalarca deneyip farklı sonuçlar beklemek aptallıktan başka bir şey değildir.

Şimdi top Bahçeli ve Kılıçdaroğlu'nda.

Hiç gurur kibir yapmadan, ya koltuklarını feda edip Tayyip Erdoğan'a alternatif lider bulunmasının önünü açacaklar ya da aynı sonuç döngüsü içinde hem kendilerini hem seçmenlerini hapsedecekler. Artık kendilerini düşündükleri kadar, partililerin heba olan çabalarını da görmek zorundalar. 

Sıcağı sıcağına yapılabilecek yorum budur.



YORUMLAR

Kılıçdaroğlu hala başarılı olduğunu zannediyor. -

Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. Kılıçdaroğlu seçim sonuçlarına göre kendini hala başarılı buluyor. Anlaşılan istifa etmek aklının ucundan bile geçmemiş. Ne diyelim, müsteh'AK bunlara

3 1
Paranın gücü... -

Tayyibe oy kazandıran en önemli faktör paradır. Bizim gibi geri kalmış ülkelerde hem parti çalışanlarını, hem de belli kesimi doyurursan her seçimi kazanırsın . Aç ayı oynamaz ! Yıllardır gönüllü çalışanlarla buralara geldiler, bundan öteye gidemezler ! Başka nedenler devede kulaktır...

1 1
seçmen hep aynısı diyor da dinleyen?.. -

Öncelikle bir CHPli olarak söylemek gerekir ki bu seçim bir hüsrandır! Ancak birazdan açıklayacağım gerekçelerle bu liderden öte bir sorundur. AKP'nin bu kadar yıpratıldığı, MHP'nin neredeyse açıktan destek verdiği bir seçimde İstanbul'u, Ankara'yı alamıyor üstüne Antalya'yı, Ordu'yu vs kaybediyorsa bir düşünmek gerekir. Seçmen profilinin ,bana göre, en % 60'ının dini konularda hassas ancak önceliğinin de ekonomik durumu olduğunu kabul etmemek, 1973 dönemi gibi zannetmekle başarı gelmez. CHP gerçekten iktidar için savaşmak istisyorsa öncelikle üzerine yapışmış olan amiyane tabirle cami yıkan, hoca asan din düşmanı ve sonrasında beceriksiz yöneticilik imajlarından kurtulmalıdır. İddi ediyorum bu haliyle bir mucize olup Erdoğan CHP'nin başına geçse bile % 35'i geçiremez. Bilimsel verilerle seçmene zamanında şunlar şunlar yapıldı, bu yüzdendi ama yapılmamalıydı özür dileriz vs. ya da bunlar yapılmamıştır esasen şöyle olmuştur vs. gibi mantıklı ve gerçek açıklamalar yapmalı ve bundan sonra da din düşmanı algısı yaratabilecek hamlelerden uzak durup bir şekilde yakınlaşmanın yolunu bulmalıdır. Sadece yolsuzluk söyleminin, halkın cebine yansımadığı sürece "...ama çalışıyor" söylemi ile geçiştirildiğini, polis şiddetinin başkalarına uygulandığında çok da önemli olmadığını gördük...Kendimizi kandırmayalım burası İsveç ya da Norveç değil. Yine mevcut şartlar ile bu CHP'nin alıp alabileceği en iyi oydur, tahminin genel seçimde bundan daha düşük çıkacağı yönünde. MHP ise üsttekilere "sol"u da eklersek asla CHP'ye oy vermeyecek ancak AKP'ye MHP dışında dişe dokunur bir alternatif görmeyen merkez ve sağ oylar ile bana göre yenilikten uzak bir gidişatta. Sıkıntı ise seçimi başarı olarak görmelerinde. Yine şahsen "barış süreci" yaşanmamış olsaydı MHP'nin çok daha kötü bir durumda olacağını düşünüyorum. AKP seçmeni ile MHP seçmenini ayıran esas farkın yolsuzluk değil kürt meselesine olan yaklaşım olduğunu düşünmekteyim. Bu seçimin genel anlamda muhalefet için oldukça moral bozucu olduğunu düşünüyorum ve şahsen bugün bunun sıkıntısını oldukça yaşamaktayım. Zira bu iktidar kendinden olmayana yaşam hakkı tanımayacak bir politika ile devam edeceğe benziyor. Muhalefetin bu kadar birleştiği, üstüne bir de "cemaat" gazı aldıkları başka bir seçim oldu mu bilemiyorum. Lafı gelmişken önceleri AKP seçmeni ile kaynaşmış ve ciddi bir güç olduğu düşünülen cemaatin de hiç de öyle hatırı sayılır bir oya sahip olmadığı, kitleleri sürükleyemediği ve hatta AKPye oy bile kaptırdığı söylenebilir. Bu sonuçtan sonra ise Erdoğan'ın eline geçen her fırsatı cemaate karşı kullanacağını hatta kendisine fırsatlar yaratacağını tahmin etmek güç değil. Ek olarak alternatifsiz bir merkez olması da AKP nin güçlenmesine olanak sağladığı açıktır. Bu yüzdeleri 30-35'ler civarına çekebilecek sağlam bir parti olsa Erdoğan'ın adeta gölgelerin gücü adına hareket etmesi engellebilir, güç dengeleri daha farklı olabilirdi. Ama sicili temiz bir lider kişilik etrafında toplanması beklenen oluşumda ne yazık ki isimler hemen akla gelmediği gibi Erdoğan'ın halk üzerindeki karizmasını yıkmak pek kolay değil. Asan, kesen, dediğim dedik, sesi gür çıkan bağıran, rabia gibi simgesel şeyleri çok iyi kullanan, israile abdye kafa tutan, twitterı dize getiren vs... Son olarak şartların bu şekilde devam etmesi durumunda yazıda da belirtildiği gibi birşeyin değişmeyeceği kesin olmakla birlikte AKP oylarının çoğunun esasen Erdoğan'a gittiğini düşünürsek 3 dönem kuralının ne olacağını, sonucu etkileyip etkilemeyeceğini merak etmekteyim. Diğer taraftan AKP'nin çözüm süreci adına BDP ile nasıl uzlaştığı ya da uzlaşacağı, BDP'nin sürekli Kürdistan demesi ve artık merkezi yönetime muhtaç olmayacağız söylemi, ülkenin kürtler, muhafazakar AKP'liler ve cumhuriyetçiler olarak bölünmüş olmasının nereye varacağını, AKP'nin gerçekten bir Büyük Ortadoğu Projesi yürütücüsü olup olmadığını zaman gösterecek ancak kesin olan tek şey muhalifleri sıkıntılı günler beklemesi...

3 0
Seçmen dedi ki: -

Evet, Türkiye'm gerçeği, seçmen dedi ki: "Ben mayasız bir toplumum, bu maya bozukluğu nedeniyle neyi ne zaman yapacağım asla ve kat'a belli olmaz. Hırsızın, arsızın yanında yer alırım, hatta ona dokunmanın benim için ibadet olduğuna inanırım. Şıha, ağaya çok bağlıyım. Dışkı yedirseler ı-ıh demem, hırsızlar dışında da kimseyi sevmem. Hayvanlara, insanlara, bilumum bütün canlılara acımasızca kıyarım. Bana üç kuruş veren her kim olursa olsun karşısında bıkmadan, usanmadan takla atarım. Yetmez mi?!!"...

41 21
FARKINDALIK OLUŞMADAN DEĞİŞİM OLAMAZ -

Sanılarını ve halkın isteklerini karşılaştıramayan (ayırt edemeyen demiyorum) kadrolar halkın beğenisini kazanamaz ve oyunu alamaz.Sadece yolsuzluk üzerine inşa edilen bir seçim kampanyası başarılı olamaz.Değer yargılarının başat etken olması için insanların geleceklerinin ya garanti altında olması ya da beklentilerinin gerçekleşmeyeceği algısının olması şarttır.''Benim dediğim doğrudur.Halk beni anlamadı '' benzeri sanılar seçim duvarına çarpar.Bu gerçeği göremeyenler iktidar olamaz ve olmamalıdır.Önce yanlışların farkında olmak,sonra arayışlara girmek gerekir.Selam,sevgi ve saygılar

16 5
YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.