Siyasetin kirli dili

28.05.2015 01:12:17
A+ A-

Siyaset akıl ve dille yapılır...

Siyasette sözün önemi büyüktür...

Özellikle son dönemlerin  siyasi liderlerinin dilleri çatışmacı, kirli, kırıcı ve buyurgan…

Bu kirli söylemler sadece toplum ilişkililerini bozmakla kalmayıp dili de bozuyor.

Oysa bizim dilimizin kaynakları öyle güçlü ki, bakın, dili su gibi berrak, duru, vurucu anlaşılır; Yunus Emre ne diyor:

“İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir / Sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır” diye yazar.

Siyaset bu kadar düşmüş, irtifa kaybetmişken; siyasi üslubunu bozmayan devlet adamı ciddiyetini koruyan siyasetçileri bulmak zor. Çünkü bu tür siyasetçileri ne ekranlara çıkarırlar ne de toplum onların adını bilir.

Bu tür siyasetçiler bağlı bulundukları partilere memurluk yapmaktan başka bir anlam da ifade etmez. Çünkü bunların dilleri henüz kirlenmemiştir.

İnsanlık siyasete ihtiyaç duyduğu sürece ruhsal kirlenme sona ermeyecek. En dar anlamıyla siyaset; iktidarı elde etme eylemi olarak tanımlanır. Sorun iktidar olunca çoğu zaman her yol mubah sayılabiliyor. Yalan, riya, iftira vb. biçimler siyaset yapmanın en geçerli akçesi oluyor. Yetmediği durumda ise toplumu kamplaştırıcı nefret söylemi  devreye giriyor.

Tam da buna denk düşen bir seçim sürecinde ülkenin her köşesi gerilimli bir siyaset sınavından geçiyor. Siyasetin çatallı ve kirli dili, yıllar boyunca bu ülke halkının parçalanmasına ön yargılara esir etmiş durumda.

Buralardan beslenen ve diline egemen olamayan siyaset, toplumsal yıkıma yol açmaktadır.

Bozulan üslubu düzeltmek, siyasetin ciddiyetini korumak her şeye karşın son yıllarda hükümet edenlerin işlevidir. Oysa bizde siyaset dilini bozan ülkeyi yönetenlerdir. Onların siyaset dilinde ne yazık ki eşitlik, dayanışma, özgürlük, adalet, barış, sevgi yerine şiddet’ buyurganlık ve saldırının ,kutuplaştırmanın, ötekileştirmenin, ayırmanın ve yandaşçılığın egemen olduğunu görüyoruz.

Yönetenleri dinledikçe ne çok dil bilimcinin sözleri aklımıza gelir.

İşte onlardan bir kaçı:

Dilini kaybeden bir millet, herşeyini kaybetmiş demektir. Peyami Safa 

Kuşlar ayaklarıyla, insanlar dilleriyle yakalanırlar.

Thomas Füller

En güzel sorulardan birini Maksim Gorki, öyküsünde sorar:

"Nasıl olur da rehberliğe kalkarsın. Yolu sen kendin bilmezsen eğer?"

Yusuf Has Hacib "Sözün faydası büyüktür, söz yerinde kullanılırsa kulu yükseltir", "Söz doğru söylenirse faydası çoktur; eğri söz daima çirkindir" diyerek siyaset dilinin önemini vurgular.

Yönetenlerin bu kitabı okuduğunu sanmıyorum! Oysa Yunus Emre’nin, Mevlana’nın ve dünya görüşüne yakın şairlerin şiirlerini ezbere çok güzel okuyorlar.  Ezbere şiir okumalarına karşın; siyaset dillerini kısmen bile düzeltmediklerini ve siyaset üsluplarına yansıtmadıklarını nasıl açıklayabilirler?

Açıklamaya çalışsalar bile onların hayatları boyunca kullandıkları  siyasi dili  nereye koyacağız?

Yani yaptıkları bu ağır tahribatı Meclis kürsüsünde ya da seçimden seçime meydanlarda, ya da bir tv kanalında 2 Mevlana şiiri okumakla düzeltebileceklerini mi sanıyorlar?

Buna kim inanır?

Oysa liderlerin ve siyasilerin siyaset dili tüm siyasi ve toplumsal liderlerin dillerine örnek olmalıdır. Çünkü toplumda en büyük rol model liderlerdir. Bu ve diğer faktörler yerine gelmeyince; toplumsal uzlaşı yerini anlamsız gerginliklere sözlü tokatlara, söz çakmalara, kavgalara, nefrete, ayrıştırmacılıga, yaratıcı olmayan, dinleyeni çoğaltmayan sözcüklerle Türkçe’nin kirlenmesine ve ölümüne neden olmaktadırlar.

İletişim devrimini geride bıraktığımız dünyada siyasi liderlerin kullandığı dil aynı zamanda ülkenin kültürel düzeyini, kalitesini dünyaya göstermiyor mu?

"Ben Cumhurun Başkanıyım, ben milyonların seçtiği Milletin Başbakanıyım, ben Ana muhalefet lideriyim, ben falan kesimin lideriyim" diye meydanlarda bas bas bağıranların işgal ettikleri makamlar ile kullandıkları dil örtüşüyor mu?

Bir düşünür:

“Dil, aklın ayak izleridir.” diyor.

“Dil insanı beyan eder”

“Öyleyse insan sözdür.” diyor, bir dil bilimci…

Siyaset dilinin aydın, duru, öz, örnek olması ve ışık saçması gerekirken, her tür nefret ardında büyüyüp gelişmesi ,onların koltuklarını bir süre korusa da ,ülkenin köklerine nefret tohumları döşemelerinin bu topraklardan arındırılmasının yüzlerce yıl süreceğini anlamak için ,sadece çevremizde ki ülkelere bakmamız yeter de artar bile...

Bir kimsenin ne söylemesi gerektiğini bilmesi yeterli değildir; nasıl söyleneceğini bilmesi de gerekir.

Aristo

YAZARIN DİĞER YAZILARI

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.