Süper kahramanlar ancak herkes kahraman değilse devreye girer

16.12.2013 09:12:53
A+ A-

Bir deney laboratuvarı... Hayvanlara "insanlık yararına" en ağır işkenceler yapılıyor... Birkaç laboratuvar çalışanı, hayvanları bilinçleri yerindeyken açık kalplerindeki elektrotlarla bırakıp, "insanlık yararına" kahve içmeye gidiyor. Diğer hayvanlar kafeslerde dehşet içinde bekliyor. Sıraları gelince görevlerini yapacaklar. "İnsanlık yararına"...

Masalarda hayvanlar ölüyor, ölmeyenler ölene kadar kullanılmak üzere kafeslerine alınıyor, gün bitiyor.

Gece oluyor. Birkaç maskeli adam güvenlik görevlilerini atlatıp içeri giriyor. Kurtarabildikleri kadar hayvanı ellerine kollarına doldurup kaçıyorlar. Hiç kolay değil, yakalandıkları anda hapse atılıyorlar, çünkü çoktan terör örgütü ilan edildiler. Biz bunları çekilen videolardan izleyip heyecanlanıyoruz. İzlediğimiz bir başka videoda maskeli adamların o hayvanları biberonla besleme görüntüleri var. Öyle güzeller ki... Onlar profesyonel, onlar bizim süper kahramanlarımız, onlar Hayvanların Kurtuluşu Cephesi, Animal Liberation Front, onlar A.L.F.

Hayvanları umursayan herkes için bir kurtuluş hikâyesi olan bu tablodaki terslik nedir? Birileri "kafes kırmak hayvan refahçılığıyla benzer sonuçlar verir" demiş (ben mi dedim, çok ayıp olmuş tüh), neden demiş acaba?

Hayvan refahçılığı insanların kendi refahıyla ilgili birşey değildir. Hayvan refahçıları, hayvanlar için nispeten iyi birşey yaptıklarına inandıkları için refahçıdırlar.

Kafes kırmak neden mi refahçılığa benzer sonuçlar verir? Açıklayayım. Bir laboratuvarda X birim hayvan var. Siz kafes kırıp onlardan 3 tanesini kurtarıyorsunuz. Geriye X-3 tane kalıyor. Laboratuvar bunu elbette farkediyor; 3 yeni hayvan daha aynı kadere mahkum olmak üzere laboratuvara geliyor ve laboratuvarda yine X kadar hayvan oluyor. Ne değişti? Kurtardığınız 3 hayvanın içkin değeri (kimse ona vermese dahi kendisine atıyor olduğu değer, özdeğer) elbette var; peki sırf siz 3 tanesini kurtardınız diye oraya gelen 3 yeni hayvanın içkin değeri yok mu?

Üstelik, toplumun meseleye bakış açısını gereken oranda değiştirmeden bunu yaptığınız için kamu gözünde (hayvanların kurtuluşu kamuoyundan geçer, kimse tepeden yasayla hayvan özgürlüğü bilinci indirmeyecek) o laboratuvar "insanların yararına birşeyler yapıyorken saldırıya uğramış" olacak, insanlar laboratuvarı destekleyecek ve laboratuvar daha da güçlenecek. Zaten saldırıdaki kaybın parasını da şirket değil, olaya dair sorumlu tutulan birileri ödeyecek, şirkete maddi kayıp vermek de söz konusu değil yani.

Tabloyu yazının başındaki gibi çizdiğimizde o ilk üç paragraf yazıyı okuyan herkesi mutlu eder, çünkü hayvan duyarlılığı hemen hepimizde vardır. Eksik olan, hayvanların "mal statüsüne" duyarlılıktır. Hayvanları mal olarak, eşya olarak, kaynak olarak gördüğümüz için yeriz, giyeriz, üzerlerinde deney yaparız, satarız, satın alırız. Bu statüyü sorgulamamıza asla izin vermezler, bunun yerine "Et de mi yemeyelim?", "Çin'de köpek yiyorlarmış, vahşet bu!", "Organik çiftliklerden et alalım, oralarda hayvanlar kırlarda dolaşıyormuş.", "Kurban bayramında zavallı koyunlar katlediliyor." seviyelerinde dolaşır duyarlılığımız. Bazen hayvan yeme fikrinden tiksiniriz ve vejetaryen oluruz. Ama hayvan sömürmekten, onları mülkleştirmekten asla vazgeçmeyiz. Bunu yaparsak hastalanacağımız, öleceğimiz, yalnızlaşacağımız anlatılmıştır bize; "gereksiz kahramanlık" yapmayız. Tam da bu yüzden ihtiyacımız vardır süper kahramanlara, onlar yapılması gerekeni fazlasıyla yaparak bizim yerimize de yapıyorlardır.

Kafes kırıcılar, refahçıların sebep olduklarıyla aynı şeylere sebep oluyorlar, niyetleri ne kadar iyi olursa olsun bu böyle. Süper kahramanlara bu kadar mı ihtiyacımız var? Bunun yerine bizzat kahraman olmamız bu kadar zor mu gerçekten? Değil. Hem de hiç değil. Hayvan sömürmeden yaşamak mümkündür. Hayvan sömürmeden yaşamayı anlatıp çevremizdekileri ikna etmek de mümkündür. Hayvan kurtuluşunu bütüncül olarak ele alıyorsak yapmamız gereken ilk ve en önemli şey, hayvanları kafamızda ve yaşamımızda mülk statüsünden, köle statüsünden kurtarmak, yani vegan olmak, daha fazla insanı bizim gibi düşünmeye ve yaşamaya, yani vegan olmaya ikna etmek, hayvan kurtuluşu meselesine ayırdığımız maddi manevi tüm kaynakları da buna yöneltmektir.

Vegan olup veganlık anlattığımızda aslında sadece gerekeni yapıyoruz, ama unutmayalım ki hayvan sömürüsü üzerinde yükselmiş bir toplumun kahramanlarıyız hepimiz, şiddetsiz bir geleceğin şiddetsiz kahramanlarıyız. Bir dünya kahramana ihtiyacımız var şimdi. Hemen bugün vegan olmak için harekete geçip, en kısa zamanda çevremize veganlık anlatacak donanımı edinmemiz mümkün. Nasıl yapacağınızı bilemediniz mi? Diren Vegan ve Veganistanbul gibi oluşumlar hem internetten ulaşılabilir durumda, hem de her hafta bir araya geliyorlar. Sorulan her soruya ayrıntılı cevaplar veriyorlar. Dilediğiniz zaman iletişime geçebilirsiniz.

Hayvanların mülk/köle addedilip saniyede binlercesinin bu bakış açısıyla öldürüldüğü/sömürüldüğü bir dünyayı dahi değiştirmek mümkün, fakat bilin ki hepimize iş düşüyor, iş "başa" düşüyor. Üşenmeyelim, çareyi süper kahramanlarda aramayalım, vegan olalım, veganlık anlatalım.



YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.