Bazı okur-yazar insanlardan anormal yansımalar

19.12.2015 11:09:54
A+ A-

Tahsil durumu ve mesleği ile cahil görünmediği gibi aydın olduğunu sanan ve aydın sanılan insanlar vardır bu ülkede. Akademisyendir, öğretmendir, mühendis veya mimardır, yazardır, subay veya astsubaydır, vs. Ama bu insanların bir kısmından anormal yansımalara tanık olunur. Mesela Türkçeyi çok kendine özgü bir biçimde konuşmak ve yazmak... Kendisini ilgili olduğu alanda veya mesleğinde çok üst düzey birisi gibi görmek... Mesela ilahiyatçıysa (profesör olması veya öğretmen olması farketmez) şöyle bir söz duyabilirsiniz kendisinden: "Bu ülkede Mevlânâ'yı iki kişi anlamıştır anlaşılması gerektiği gibi, biri ben diğeri Abdülbaki Gölpınarlı." Aynı kişi hangi konuda konuşsa, yazsa hep inandırıcılıktan, ikna edicilikten, objektiflikten uzak biri olduğu izlenimini verir dinleyen, okuyan birazcık da olsa konuyla ilgisi olan birine. "Uçuk" denilebilecek çıkışlar yaparlar böyleleri. Çok zeki olabilirler, başarılı olabilirler ama şart değil böyle olumlu meziyetlerinin olması. Bir profesör ünvanlı  hocamız vardı üniversite öğrencisi iken. Türkçeyi kendine özgü konuşma ve yazma özellliği vardı. Öztürkçe yanlısı gibi gözükürdü ama TDK Sözlüğünde olmayan veya oraya girebilmesi mümkün gözükmeyen kelimeler türetirdi kendince. Hattâ aynı dalda kendisinden çok daha başarılı ve ünlü bir profesör eleştirmişti bir yazısında söz konusu hocanın dil tutumunu.

Neden böyledir kimi insanlar? İşin psikiyatri veya psikoloji uzmanlarını ilgilendiren yönüyle ilgili değil bu sorum. Elbette onların, tanıdıkları veya muayene ettikleri böyle kişiler hakkında söyleyecekleri önemlidir. Ama ben düşünerek böyle kimselerin durumlarına bir yaklaşımda bulunabileceğimiz fikrindeyim. Bu yaklaşımımız da yine psikologları, psikiyatristleri ilgilendirebilir, onlara da makûl gelebilir veya gelmeyebilir de. Ama onların durumunu, Tıp açısından merak etmiyorum. Bunun, O açıdan durumlarının ele alınmasını önemsemediğim anlamına gelmediğini belirttim.

Tasavvufta "vehim" nefs terbiyesinde önemlidir. "İbnü'l-Arabî Sözlüğü" adlı kitaptaki (Suad el-Hakîm, Çeviren: Ekrem Demirli, Kabalcı Yayınevi, Birinci Baskı: Ağustos 2005, ISBN: 975-8240-017-1) Vehim maddesinden bazı alıntılar yapacağım.

"İbnü'l-Arabî vehmin tasavvufta nefs terbiyesindeki öneminin ve bilhassa hayal üzerindeki etkisinin farkındaydı. Hayal, vehmi nefste yerleştirir ve nefs de artık ondan kurtulamaz. Bu nedenle vehmin karşısısında ilim vardır; çünkü vehmin gücünü hakikatler sayesinde alt edebilmek ilmin gücü içindedir.

   *Onlara (Cehennem ehli) vehim musallat olur. Böylece, azabı içinde bulundukları durumdan daha şiddetle duyumsarlar. Çektikleri azap, nefislerinde vehmin verdiği kuruntu sayesinde, bedenlerine temas eden duyulur ateşin azabından daha şiddetli olur. (Fütûhât, BŞS, 47)

    *Vehim ilim üzerinde hüküm veremez. (Fütûhât, BŞS, 531)

Hayal, vehim ve ilim önemli böylece bu durumda olan insanlar için. Tabii ki ilim 'kesin bilgi' anlamında burada. Yani 'modern bilim' anlamında değil. Hayal'in vehmi nefiste yerleştirmesi ve nefsin artık ondan kurtulamaması... Vehmin gücü ancak hakikatler sayesinde alt edilebilir, o da ilimle (kesin veya mutlak bilgiyle), böyle bir güçle olur. İnsan, nefsini (ego) terbiye sürecine girmedikçe, ilme (kesin bilgiye) esaslı bir dayanma olmadıkça yani Allah'a yaklaşma-yakınlaşma yolculuğuna çıkmadıkça, kemâle doğru yürümedikçe yerinde sayar ve nefsini (kendini) önemser, vehmini gerçek zanneder. Bu dünyada da, öbür dünyada da durumu, hem kaybetme hem rezil-rüsvay olmadır. Belki bu dünyada vehminin etkisinden kurtulamadığı için, hayalgücü vehmi nefsine iyice yerleştirdiği için, nefsini (kendini) önemsemeye devam eder, saçmaladıkça bunun farkına varmaz; saçmalıyorsun diyenlerin kendisini anlamadıklarını, kıymetini bilmediklerini düşünür ama onların aşağı durumda kendisinin yüksek seviyede olduğuna inancı devam eder. Öte dünyada anlar ancak dünyada bir şey kazanamadığını; böylece her iki dünyasının da heba olduğunu.

YORUM YAZ
Yorumunuzu girmek için sisteme giriş yapmalısınız.
Eğer üye değilseniz üye olunuz.